banner6

‘Bir Arada Yaşamak’ adlı seminer düzenlendi

‘Bir Arada Yaşamak’ adlı  seminer düzenlendi

Hande MUŞTU

ADANA(İLKHABER)- Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) tarafından ortak yürütülen “Hayata Fırsat Projesi” kapsamında farkındalık semineri düzenlendi.

Mavi Sürmeli Oteli Balo Salonu’nda gerçekleşen seminere, Prof. Dr. Tamer Aker, Prof. Dr. Özlem Karaırmak ve Dilşen Özden konuşmacı olarak katıldı. Katılımcılar arasında ise Çukurova Üniversitesi öğretim üyeleri, üniversite öğrencileri  ve Türkiye’de yaşayan sığınmacılar yer aldı.

‘Bir Arada Yaşamak’ adlı seminerde ayrımcılık ve eşitsizlik kavramları üzerinde duruldu. İnteraktif  şekilde sürdürülen etkinlikte,  Türkiye vatandaşları ile Suriyeli sığınmacılar arasındaki ortak özellikler ve farklılıklar katılımcıların yorumlamalarıyla tartışıldı.

Prof. Özlem Karaırmak tarafından yapılan ilk çalışmada, katılımcıların masalarına kağıtlar dağıtıldı. Dağıtılan kağıtlara masalarda bulunan her bir katılımcının kendi düşüncesini, hayalini yazması ya da resmetmesi istendi. Kağıtlar incelendiğinde ise ‘barış, umut, mutluluk, aydınlık gelecek’ gibi kavramların ön planda olduğu dikkat çekti.

Prof. Tamer Aker, cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık konulu sunumu ile katılımcılara bilgiler verdi. Prof. Aker, kadınların daha güçsüz olarak algılandığı bir toplum düzenin var olduğunu belirtti.

Dünya genelinde kadın-erkek eşitsizliğinin yaşandığına dikkat çeken Aker, “Cinsiyet ayrımcılığının temel çıktılarından biri yoksulluk ve eğitimsizliktir. Kadınların eğitim görme olasılığı erkeklere göre daha düşüktür. Yine tüm dünyaya baktığımızda kadınların aylık kazançları erkeklere oranla daha düşüktür. Bu nedenlerle kadınlar erkeklere göre daha az eğitim alır ve daha az para kazanırlar” dedi.

'Fırsat eşitliği’ kavramının cinsiyet eşitliğinde önemli rolü olduğunu söyleyen Aker  “ Genel olarak toplumdaki tabloya baktığımız zaman, erkeklerden daha az eğitim alan kadınlar devamında az maaş alan kadınlar ve sonucunda erkeklerden daha yoksul olan kadınlar görüyoruz . Tüm bu sıralamanın başlangıcına baktığımız zaman da ise fırsat eşitsizliğini görüyoruz. Erkek çocuğuna eğitim verilirken kız çocuğunun okutulmaması ya da aynı işe baş vuran kişilerden erkek olanın tercih edilmesi gibi. Ayrımcılık ilk bu basmakta başlıyor” ifadelerini kullandı.

Ayrımcılığın sadece cinsiyet boyutuna değil, kültürel boyutuna da değinen Aker, “Yeme-içme kültürü toplumları yakınlaştıran bir unsurdur. Aynı tür yemeğin farklı ülkelerde, farklı şekillerde yorumlanışını görebiliriz. Ancak bir o kadar da ayrıştırıcı olduğunu da görebiliyoruz. İtalya’da bir restorantın, Türk mutfağına ait bir yemeği yaptığı için taşlanması gibi. Ayrımcılık yapan bir birey iseniz bunu bir yemek için bile yapabilirsiniz” şeklinde konuştu.

Ayrımcılık ve eşitlik kavramları üzerine katılımcılara önemli bilgiler verilen farkındalık semineri, sunumların ve çalışmaların ardından soru-cevap bölümü ile son buldu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER