“Ceyhanlı genç yönetmen filmine destek bekliyor”

Ceyhan'ın varoşlarında çektiği “My suburban story” isimli uzun metraj filmiyle gündeme gelen Yunus Ozan Korkut, hem filmini hem de hikayesini anlattı.

“Ceyhanlı genç yönetmen filmine destek bekliyor”

 

ADANA (İLKHABER)-Ceyhan'ın varoş mahallerinde doğduktan sonra hayatını sinemacılığa adayan genç bir yönetmen çektiği “Benim Varoş Hikayem” isimli belgesel-sinema tarzındaki filmiyla sosyal medyada milyonların beğenisini kazandı. Filmin hem senaristi, hem yönetmeni hem de sesçisi olan Ceyhanlı genç sinemacı zor koşullarda bitirdiği filminin vizyon tarihini beklerken bir yandan da sponsor arayışı içerisinde. Yunuz Ozan Korkut, kendi hikayesiyle birliklte sosyal medyada milyonların övgüsünü alan “My suburban story”nin hikayesini anlattı. İşte Ceyhan'ın varoşlarından çıkıp, yine filmini çekmek için geri dönene genç sinemacı Yunus Ozan Korkut'un varoş hikyesi.

Röportaj: Murat Yıldırım

Merhaba Ozan, seni biraz tanıyalım.

 

Ben 1988 yılında Adana'da doğdum. Üniversiteyi kazanana kadar Adana'da yaşadım. 19 yaşında Ankara Üniveristesi'ni kazandım. O günden beri Ankara'da yaşıyorum. Aslında ziraat mühendisiyim ama hiç mühendislik yapmadım. Üniversiteyi kazandığım günden bu güne kadar sinemayla ilgilendim. Sinema yapmak dışında başka hiç bir amacım yoktu. Benim okuduğum dönemde alan dışı tercih yapılamadığı icin lisans eğitmimi sinema üzerine yapamadım. Üniversiteye giderken ki temel amacım, büyük şehirde olup, sinema ve prodüksiyon sektörüne yakın olmaktı. Yaklaşık 10 yıldır sektörde kameraman, kurgucu, yönetmen yardımcısı hatta jimmy jib asistanı olarak yıllarca çalıştım. "Benim Varoş Hikayem"den önce bir çoğu ödüllü 6 kısa film çektim. Son 3 yıldır yönetmen olarak çalışıyorum. Ulusal bir televizyon için belgeseller çektim. Yaklaşık 2 yıldır daha çok reklam filmleri çekerek hayatımı kazanıyorum.

 

Filmin henüz gösterime girmedi sanırım. Ne zaman gösterime girecek, galası ne zaman yapılacak?

 Film henüz gösterime girmedi. 22 Eylül 2017'de vizyonda olmasını planlıyoruz. Gala tarihi belli değil. Gala yapıp yapmama konusunda da sıkıntılar yaşıyoruz. Bunlar bütçe gerektiren işler ve organizasyon gerektiriyor. Bir film yapmanın o kadar uzun, çileli ve pahalı bir süreci var ki, tek  başına hepsiyle uğraşmak pek mümkün değil. Şimdilik önceliğim filmi layıkıyla bitirmek. Umarım galasını da yapabiliriz. Filmin çekimleri biteli çok oldu fakat post-prodüksiyon süreci bütçe koşulları yüzünden uzadı, uzuyor. Bunları çözmekle uğraşıyorum.

Filmin konusu Adana’da geçiyor sanırım. Bize konusundan biraz bahseder misin?

 “Benim Varoş Hikayem”  belgesel tarzında çekilmiş, yarı kurmaca yarı belgesel uzun metraj bir film. Doğup büyüdüğüm Ceyhan'ın kenar mahallelerinde çekildi. Çocukluğumda ve ilk gençlik yıllarımda birlikte yaşadığım ailemi, arkadaşlarımı, komşularımı ve onların hayatlarını kendi dilleriyle, kendi yaşam alanlarında anlatmalarını konu alıyor. Onların eğlenceli ve bir o kadar da sert hayatlarını eğlenceli bir dille anlatmaya çalıştım. Alışılmış ana akım sinema filmlerinin dışında bir biçimi ve senaryosu var. O yüzden konusuyla ilgili çok net şeyler söyleyemiyorum. İnsan kendi hikayesini anlatırken sınırlarını belirleyemiyor ve bir kalıbın içine sokmak istemiyor. Doğup büyüdüğüm memleketimin varoş mahallelerinin atmosferi anlatılıyor aslında kısaca.

Filminin en büyük özelliklerinden biri de kalabalık bir oyuncu kadrosuna sahip olması ve bu oyuncuların amatör olmaları, direkt hayatın içinden insanlar olması. Kadroyu nasıl oluşturdun? Böyle bir kadroya yönetmenlik yapmak zor olmadı mı?

Fazlasıyla zor oldu. Hala çok zor oluyor. Çekimleri çok uzun süre önce bitmesine rağmen. çok fazla karakter var filmde ve hepsi çok değerli insanlar. Süreç içerisinde ve sonrasında hepsiyle ince bir şekilde ilgilenmek gerekiyor. İnsanların kimseye açmadikları kapılarından içeri girdim, çok özel anlarına şahitlik ettim, kayda aldım. O yüzden büyük bir hassasiyet ve özen göstermeye çalışıyorum oyunculara. Hiçbiri profesyonel oyuncu değil. Muhtemelen hayatlarında hiç tiyatroya bile gidememiş insanlar. Hatta çok büyük çoğunluğunun sinemaya bile gitmediğini biliyorum. Fakat bu durumun sosyo ekonomik durumlarıyla ilgili olduğunu biliyorum. Hayatla mücadele ederken, geçimlerini sağlamak için müthiş bir çaba sarfederken sinemaya ve tiyatroya ayıracak zamanlarının olmadiğını biliyorum. Son derece yetenekli, zeki ve çok iyi niyetli insanlar oldukları için küçük bir konuşmayla hemen bir role bürünebiliyorlar. Aslında bir çoğu çevrelerinde gördükleri tanık oldukları insanların taklidini yapıyorlar. Gerçeğinden ayıramazsınız. Şimdi bu oyuncuların nasıl oynadıklarını anlatarak filmin gerçeklik duygusuna zarar vermek istemiyorum. İzleyici filmden çıktıktan sonra bu adamlar “rol mu yapıyor yoksa gerçekten böyleler mi” diye bir ikileme düşerse o zaman gerçekten iyi oynadıklarına emin olacağım. İnsan kendi filmine ve kendi insanlarına bakarken çok objektif olamıyor. Seyircinin ne düşüneceğini çok merak ediyorum aslında.

Hangi festivallere katılmayı düşünüyorsun?

Filmin işleriyle tek başıma uğraştığım için festivallere pek zaman ayıramadım. Filmin ilk versiyonunu ki şimdiki halinden çok çok farklı bir versiyonunu Antalya Film Festivali'nde rough cut olarak göstermiştik. Fakat o zaman hala çekimleri devam ediyordu. Şimdiki hedefimiz Adana Altin Koza Film Festivali. Filmin vizyon tarihini bile Adana Film Festivali'ni düşünerek aldık. Şimdi son başvuru tarihi olan 28 Temmuz'a yetiştirmeye çalışıyoruz filmi. Umarım başvurumuz kabul olur. Adana Film Festivali'nde yarışmak benim için çok büyük bir onur olacaktır. Ayrıca filmi ilk defa Adana Film Festivali'nde Adanalı hemşehrilerime izletmek beni ayrıca çok mutlu edecektir.

Uzun metrajlı filmler bütçe gerektiren filmler. Sen bütçeni nasıl oluşturdun, kimlerden destek

aldın ya da kimlerden destek alamadın?

Uzun metraj film yapmak inanılmaz zor bir süreçmiş, bu kadar zor olacağını hiç tahmin etmemiştim. Filmi ben tek başima çektim. Yönetmeni, yapımcısı, senaristi, görüntü yönetmeni, sesçisi benim. Filmi çekerken yanımda 1 defa 2 günlüğüne Ankara'dan bir arkadaşım geldi. Onun dışında mahalleden arkadaşların fiziksel yardımı dışında kimse yoktu. Fakat post-prodüksiyon süreci çok daha profesyonel bir ekip ve ekipman gerektiyor ve çok pahalı bir süreç. Bu süreci hala tamamlayamadık. Filme çok fazla insan destekte bulundu. Bağış Erten, Halil Ünlüeser, Emin Alper, Fethi İzan, Serkan Turhan, Onur Özcan gibi çok değerli çok kıymetli insanlardan destek aldım. Hala alıyorum. Büyük bir kısmını onların yardımıyla çözdüm fakat hala çok büyük kısmını halledemeyip büyük borç altına girdim. Benim gibi genç ve parasiz bir yönetmen için altından kalkması çok zor bir borç. Babam lastik tamircisidir, annem ev hanımıdır. Ailemin de iktisadi olarak bunu karşılamaya gücü yok. Sponsor arayışımız devam ediyor. Adana'dan bazı iş adamlarına ulaşmaya calıştım fakat maillerime cevap bile alamadım. Büyükşehir Belediye Başkanı hemşehrim Sayin Hüseyin Sözlü'ye de ulaşmaya calıştım fakat hala beklemedeyim. Ulaştığımızda destek isteyeceğiz. Pozitif bir beklentim var bu anlamda. Bunun dışında çok da fazla tehdit aldım. Filmin traileri popüler olunca bazı insanlar beni zengin oldum sandı. Harac isteyeninden ayağımdan vurmakla tehdit edene kadar. Bir yandan da bunlarla uğraşıyorum.

 

 

Daha önce de Adana’da uzun metrajlı filmler ve internet dizileri çekildi. Senin filmini bunlardan farklı kılan özellikler nelerdir?

 

Adana bu açıdan popüler bir yer. Benim filmim aslında daha arthouse dedikleri, estetik kaygıları biraz daha yüksek olan, daha küçük bütçeli, daha kişisel bir film. Tarzı da farklı, belgesel estetiğinde, başrol oyuncusu olmayan bir film. Herkes başrolde. En çok da kenar mahalleler. Kullanılan mekanlar bakımından aynı dokuya sahip ama çok daha farklı. Ben çekimlere başladıktan 2-3 ay sonra çıktı 01 dizisi. Hatta benim filmin adını "01 Suburban Stories" olarak düşünmüştük önce. Diziyi gördükten sonra adını değiştirdim. Adana'da çekilen dizileri takip ediyorum, çok da gurur duyuyorum. Bazılarıyla arkadaş olduk, dönem dönem görüşüyoruz. Umarım çok daha başarılı olurlar. 01 teknik ve içerik olarak üzerine çok fazla koyarak ilerliyor. Yeni sezonu çok daha iyi olacak.

Genç bir yönetmensin. Bu anlamda sinema dünyasına kendini kabul ettirmek zor mu?

Şimdi çekilmeyi bekleyen 2 tane senaryom var. Birini çekmek icin büyük yol katettim. Sanırım 2018 Nisan'ında çekimleri başlayacak. Bir Adana hikayesi yine. 3 yıldır üzerinde çalışıyorum. Bir de dizi var. "Benim varos hikayem" vizyona girdikten sonra netleşecek. Ben hayatım boyunca sinema yapmak dışında başka bir şey istemedim. Çok fazla bedel ödedim. Hala ödüyorum. Bundan sonra da film yapmaya çalışacağım. Hayattan başka beklentim yok.

 

Güncelleme Tarihi: 07 Temmuz 2017, 14:48

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2