Fetüsler bile etkileniyor!

Prof. Dr. Kocabaş, çevre kirliliğinden 7 milyon kişinin öldüğünü ifade ederken, tehlikenin de giderek arttığını söyledi

Fetüsler bile etkileniyor!

Fetüsler bile etkileniyor!

 

 

BAYRAM BULUT

ADANA (İLKHABER)-Adana’da çevre kirliliğine dikkat çekmek amaçlı bir araya gelen Adana - Mersin Tabip Odası, ÇETKO, Sağlık Çevre Birliği (HEAL), Adana Kent Konseyi Çevre Gurubu üyeleri basın açıklaması yaptı. Prof. Dr. Ali Kocabaş, çevre kirliliği nedeniyle iç ve dış ortamda toplam 7 milyon kişinin hayatını kaybettiğini, sigara dumanından ise 6.4 milyon insanın öldüğünü savundu.

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde sunum şeklinde yapılan basın açıklamasında çevre kirliliğinin sağlık üzerindeki etkileri konusuna vurgu yapıldı. Bura ilk olarak konuşan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Kocabaş, çevre kirliliğinin gün geçtikçe arttığını ve bununda beraberinde hastalıkları getirdiğini savundu. Çevre kirliliğinin tüm dünya çevre örgütlerinin gündeminde olduğunu anımsatan Kocabaş, “Sağlık sağlıkçılara bırakılacak bir iş değildir. Sağlık çok daha genel siyasal ekonomik politik bir perspektive dayanan bir sürektir. O nedenledir ki hava kirliliği konusu tüm sağlık örgütlerinin temel konusu haline gelmiştir. Bu gün ve bütün sorun sanayi devrimiyle başlamaktadır. Buharlı makine ilk defa kömür yakarak kullanılmaya başlaması bu sorunun ortaya çıkış nedenidir.” dedi.

DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE 92’SİNİN TEMİZ HAVA SOLUMUYOR

Sanayi devrimi öncesi ve sonra solunan havanın birbirinden çok farklı olduğunu işaret eden Kocabaş, dünya nüfusunun yüzde 92’sinin temiz hava solumadığını kaydetti. Kocabaş, “Sanayi devriminden önce soluduğumuz havayla şimdi soluduğumuz hava birbirinden oldukça farklıdır.  Nitekim o yıllardan bu yana geldiğimiz zaman enerji tüketiminin olağan üstü arttığını ve kişi başı değişik yakıtları tüketenlerin sayısının oldukça fazla olduğunu görmekteyiz. Kömür petrol doğal gaz kullanımı görülmektedir. Dünya Sağlık örgütü Sanayi devriminden sonra 2014 yılında dünya nüfusunun yüzde 92’si artık temiz hava solumuyor. 200 yılda geldiğimiz bu nokta çok önemlidir. Altında yatan nedenleri sorgulamamız gerekiyor. İç ortam hava kirliliği 10. Dış ortam hava kirliliği ise 5. ölüm nedeni haline gelmiştir günümüzde. 200 yıl önce böyle bir sorun yoktu. Geçen 50 yıl öncede, 20 yıl öncede yoktu. Ama her yıl artan bir sorunla karşı karşıyayız.” diye konuştu.

YENİ BİR SORUNLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Çevre kirliliğinden ölen sayısının, sigara içen sayısından oldukça fazla olduğu bilgilerini paylaşan Kocabaş, “Gerçekten küresel hastalık yılı çalışması şunları gösteriyor. İç ortam ve dış ortam hava kirliliğinden toplam 7 milyon insan ölmektedir. Oysa uğrunda bu kadar gürültü çıkarttığımız sigaradan ve ya tütün dumanından yaşanan ölümler 6.4 milyondur. Dolayısıyla artık tütün dumanının riskini de aşan bir yeni sorunla karşı karşıyayız.  Bu ölen 7 milyon kişinin büyük bölümünün kalp damar hastalıkları  felçler, KOAH, akciğer kanseri olduğunu görüyoruz. Bunların yüzde 10’da çocuklar olmaktadır. 2013 yılında ilk kez Dünya Sağlık Örgütü’nün çevre kirliliğinin bir akciğer kanserine neden olduğunu göstermiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalar şunu göstermiştir ki hava kirliliği sadece çocuklar ve yetişkinlerde değil, fetal dönemdeki fetüsleri de etkilemektedir. Annenin bu dönemde sigara dumanı  ile karşılaşması sonucu ortaya koymaktadır. Çünkü bu karşılaşma akciğerin etkilenmesine ilerde sigara içmemesine rağmen KOAH  olduğunu gösterebilir.  Ücretsiz dağıtılan kömürlerin yakılması özellikle trafik önemli. “ ifadelerini kullandı.

 

MASKE KORUYUCU DEĞİL

 Sağlık ve Çevre Birliği Türkiye Danışmanı Funda Gacal ise, hava kirliliği söz konusu olduğunda, hiç bir maskenin koruyucu olmadığını, hava kirliliğinin yarattığı sağlık risklerine dikkat çekmek için projeler ürettiklerini söyledi. 

 

OCAK AYINDA ÖLÜM SOLUNDU

Dr. Sadun Bölükbaşı da, çevre kirliliğini görülmez katil olarak adlandırarak, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dış ortam hava kirliliğini insanlar için grup 1 kanserojen olarak tanımlamıştır. Dış ortam hava kirliliğinde parçacık maddeler (PM) majör faktördür ve gözle görünemedikleri için DSÖ tarafından “görünmez katil” olarak adlandırılmıştır. Yasal mevzuatımız insan sağlığını korumak için PM10 günlük limit değerini 70 μg/m³, yıllık limit değeri ise 48 μg/ m³ kabul etmektedir. Avrupa Birliğinde (AB) şu anda geçerli olan limit değerler günlük 50 ve yıllık 40 μg/m³ tür ve biz de 2019 yılında aynı değerleri kabul edeceğiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait hava kalitesi ölçüm istasyonları verileri incelendiğinde, 2017 Ocak ayı boyunca Adana Meteoroloji istasyonunda yapılan ölçümlerin 16 gün yerel, 21 günde AB limit değerlerinin üzerinde olduğu gözlemlenmiştir. Adana-Valilik istasyonunda ise 9 gün yerel, 16 gün AB limit değerleri aşılmıştır.18 Ocak 2017 tarihindeki saatlik ölçüm değerlerini incelediğimizde PM10 değerlerinin saat 21:00 da 456 μg/ m³’a, tüm insanların sağlığını tehdit eden yüksek değerlere ulaştığı gözlemlenmiştir. Ne yazık ki kış dönemi boyunca saat 18:00-24:00 arası tüm değerler ulusal mevzuatın üzerindedir ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Adana Meteoroloji istasyonun 2017 Mayıs ayı boyunca yaptığı PM10 ölçümleri incelendiğinde ise ulusal mevzuatın 20 gün, AB limitlerinin 27 gün aşıldığı gözlemlenmiştir. Adana- Valilik istasyonunda ise 4 gün ulusal, 16 günde AB limit değerleri aşılmıştır. Özellikle Mayıs ayında havanın berrak görünümüne karşı hava kalitesinin düşük olması ve kışın ısınma amaçlı kömür kullanımını DSÖ’nün hava kirliliğini görünmez katildir olarak tanımlamasına uymaktadır. Ne yazık ki, Çukurova bölgesindeki diğer illerde de benzer sonuçlar görülmüştür. Çukurova’nın Toroslar ve Amanoslar ile çevrelenmiş coğrafi yapısı nedeniyle bölgede oluşan kirlilik dağları aşamamaktadır. Bu nedenle Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay illeri aynı ortak kadere sahiptir.” şeklinde konuştu.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bölükbaşı sözlerini şöyle sürdürdü; “Bölgemizdeki hava kirliliğinin azaltılması için çözüm önerilerimiz. Toplu taşıma raylı sistemle tüm şehirleri kapsamalı. Şehir içinde yeşil alan koridorları açılarak hava akımı sağlanmalı, ısınmada kömür kullanımından vazgeçilmeli, termik santraller kesinlikle yapılmamalı, enerji kaynağı olarak rüzgar ve güneşten yararlanmalı, toplumsal ve kümülatif etki hesabı her alanda uygulanmalı, her türlü tesis planlanırken Sağlık Etki Değerlendirmesi göz önünde bulundurulmalı ve acilen bununla ilgili mevzuat oluşturulmalıdır.”

 CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş ise çevreyle ilgili kurumlardan aldıkları verileri meclis gündemine taşıdıklarını, tüm politikaların yenilenebilir enerji sistemine göre uyarlanması gerektiğini, yaşanabilir bir Türkiye için duyarlılıklarının devam ettiğini söyledi.

 

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2017, 16:26

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER