banner6

Feyzullah Korkut: Narenciyede tedbirler şimdiden alınmalı

Türkiye'de üretilen yaklaşık 4 milyon ton narenciyenin büyük çoğunluğunun yetiştirildiği Çukurova'da, kışın soğuklarla birlikte Mayıs ayında meydana gelen aşırı sıcaklar nedeniyle zarar meydana geldi. Mayıs ayının son haftası yaşanan aşırı sıcaklar ağaçlardaki meyve tomurcuklarının dökümünün yanı sıra bazı yerlerde taze filizlerin kurumasıyla birlikte rekoltede düşüş beklenirken, üreticiler destek bekliyor.

Feyzullah Korkut: Narenciyede tedbirler şimdiden alınmalı

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) - Türkiye'de üretilen yaklaşık 4 milyon ton narenciyenin büyük çoğunluğunun yetiştirildiği Çukurova'da, kışın soğuklarla birlikte Mayıs ayında meydana gelen aşırı sıcaklar nedeniyle zarar meydana geldi. Mayıs ayının son haftası yaşanan aşırı sıcaklar ağaçlardaki meyve tomurcuklarının dökümünün yanı sıra bazı yerlerde taze filizlerin kurumasıyla birlikte rekoltede düşüş beklenirken, üreticiler destek bekliyor.

Konu hakkında konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Feyzullah Korkut, Türkiye’nin önemli narenciye üretim bölgesi olan Çukurova’da, son iki yıldır aynı sorunu yaşayan üreticileri rekolte endişesi sardığını söyledi.

Zarar gören üreticilerin destek beklediğini ve yaklaşan hasat sezonunda ihracat kapısının açık olması gerektiğine dikkat çeken Korkut, “Tüm narenciye çeşitlerde büyük hasar meydana gelirken, bu sezon rekoltenin düşük olacağı endişesi duyan üreticiler desteklenmeli. Ayrıca  Ağustos ayı ile birlikte ilk limon hasadı başlar. Arkasından greyfurt, portakal vs. derken 2021 Şubat ayına kadar çeşitlere bağlı olarak devam eden bir hasat dönemi var. Bu nedenle ihracatın önünün de açık olması gerekir” diye konuştu.

Yaklaşan hasat ile birlikte ekonomik açıdan önemli bir ürün olan narenciyede tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini belirten TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Feyzullah Korkut, şu bilgilere yer verdi;

“Türkiye’de yıllık üretilen ortalama 5 milyon ton narenciyenin 1.5 milyon tonu Adana’da üretiliyor. Yüzde 90’ı da Akdeniz Bölgesi’nde bizim dahil olduğumuz şeritte.. Ülkemizde mandalina ve portakalın yüzde 25’i, limonun yüzde 20’si, greyfurtun yüzde 75’i Adana’da üretilmektedir.  Yani narenciye alanına baktığımızda Adana çok önemli bir il.

Kış döneminde bölgemiz çok ciddi bir yağış aldı. Rakamlarla özetleyecek olursak; Adana’nın yıllık ortalama yağış miktarı metrekareye 650 mm.. Biz bir günde 2 saat içerisinde metrekareye 270 mm yağış aldık.

Bunun anlamı yıllık yağışın 3’te 1’lik kısmını 3 saat içerisinde aldık ve Adana’daki narenciye bahçeleri adeta suyla doldu. Portakalı, limonu, mandalini yani tüm narenciye çeşitlerini biraz strese soktu. Topraklarımızın geçirgen olması ve organik maddece yeterli olması nedeniyle bu stresi çabuk atlattı.

Aşırı yağış derken arkasından ilkbaharda ciddi derecede zirai don ile karşıya kaldık. Çok düşük sıcaklıklar nedeniyle narenciye etkilendi. Meydana gelen zirai don nedeniyle genç fidanlarda kayıplar yaşadık. Bunu da tolere edebilecek şekilde atlattık.

Bu yıl bununla da kalmadı. Geldiğimiz noktada özellikle Mayıs ayında mevsim normallerinin üzerindeki aşırı sıcaklar nedeniyle narenciyede çok ciddi hasar oldu. Küçük küçük durumdaki meyveler yandı. Birçoğu da döktü. Yaklaşık yüzde 70 - 80’lik bir hasardan bahsediyoruz.

Üreticilerinde yapacağı şeyler var ama şuan geldiğimiz noktada üreticinin yapabileceği çok fazla bir şey yok. Devlet yetkilileri gerekli tespitleri yaparak bir takım kolaylıklar sağlanmalıdır.

Bu konuda ilk etapta Tarım İl Müdürlüklerine başvurarak hasar/zarar tespiti yaptıran birçok üreticimiz var. Biz de Ziraat Mühendisleri Odası olarak üreticilerimize bunu önerdik. Çünkü ileride devlet herhangi bir şey yapmak için yola çıkarsa bu tespitler geçerli olacak. Bu konuda tespit yaptıran birçok üreticimiz var.

Bununla birlikte neler yapılabilir? Devletin yapması gerekenler konusunda çiftçilerden aldığımız talepler, sahada çalışan ziraat mühendisi danışman arkadaşlarımızdan aldığımız talepleri, kendi içimizde yaptığımız görüşmeler ve incelemeler sonucunda bizim görebildiğimiz bir kere bir sigorta kurumumuz var TARSİM yani Tarım Sigortaları..

TARSİM’in yüksek sıcaklıkların ve zirai don gibi durumları sigorta kapsamına alınması gerektiği konusunda hem biz odaların, hem de üreticilerimizin talebi var. Bu durumlar sigorta kapsamında değil. Üreticinin TARSİM sigortası varsa bile bu sıcaklık olayları sigortadan muaf yani.. TARSİM’in acilen bunu kapsam dahiline alması gerekiyor.

Bunlar dışında üreticilerimizin bankalar konusunda talepleri var. Kredilerinin faizlerinin silinmesini istiyorlar. Banka ve ya kooperatiflere olan borç faizlerinin silinmesi ve bir yıl faizsiz ertelenmesi uygun olacaktır.

Devletin örneğin geçtiğimiz yıldan limon ile ilgili almış olduğu bir önlem oldu. Türkiye’de tüketiciler limon sıkıntısı çekebilir diye ihracat yasağı getirildi ama yanlış olduğu sonradan anlaşıldı. Çünkü iç piyasada o kadar limon tüketilmeyeceği belliydi. İç piyasanın tüketeceği limon miktarı belli, aile başına tüketim miktarları belli..

Bunlar düzgün hesaplanmadığı için o bir yıl önceden depolanan ürünler maalesef kimi yere döküldü, kimi çürüdü yani bir takım sıkıntılar oldu. Şimdi bu yılki ürün ile ilgili şimdiden ciddi planlama yapılmalı. Akdeniz Bölgesi’nde ürünler bu yıl ciddi zarar gördü ve miktar olarak kısıtlı olacak. Ancak bu demek değil ki ürünümüz sadece iç piyasaya yeterli..

Örneğin bazı türlerde hasar çok düşük.. Onların fazlalığı olacak. Bununla ilgili ihracat kısıtlaması yapılmadan önü açık olmalı lazım. Devletimizin, bakanlığımızın şimdiden gerekli görüşmeleri yapıp, tedbirleri alması gerekiyor.”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER