Fotoğrafçılık ayrı bir sanattır

Adana’da 5 yıl önce amatör olarak fotoğrafçılığa başlayan biyoloji öğretmeni Nihan Büyüksural, Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından düzenlenen yarışmada dünya şampiyonu oldu.

Fotoğrafçılık ayrı bir sanattır

Fotoğrafçılık ayrı bir sanattır

 

 

 

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) - Adana’da 5 yıl önce amatör olarak fotoğrafçılığa başlayan biyoloji öğretmeni Nihan Büyüksural, Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından düzenlenen yarışmada dünya şampiyonu oldu. Fotoğrafçılık aynı zamanda insanın ruhu olduğunu söyleyen Büyüksural, hedefinin bir fotoğrafla birçok şeyi değiştirmek olduğunu söyledi.

Asıl mesleği biyolog olan ve bir dönem biyoloji öğretmenliği de yapan Nihan Büyüksural, 5 yıl önce hamileliği döneminde verdiği bir kararla fotoğrafçılık mesleğine başladı. Ardından, Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği’nde (AFAD) temel eğitimler alan ve aynı dernekte dersler veren Büyüksural, daha sonra doğum, düğün, ürün, şirket ve yemek fotoğrafçılığı alanında kurslar alarak kendini geliştirdi.

FOTOĞRAFÇILIK İNSANIN RUHUDUR

’Kelebek’ isimli fotoğraf ile FIAP tarafından düzenlenen yarışmada birinci olan Büyüksural, ‘’ Fotoğrafçılık insanın aynı anda ruhu, bedeni, aklı ve kalbi ile bir arada olmasıdır. Çünkü fotoğraf çekerken, hepsini birden kullanıyorsunuz. Dolayısıyla insanın özü ve karşıdakini kendine göre yorumlama ve meydana çıkarmadır.’’ Dedi.

Amatör olarak başladığı fotoğrafçılığı, sanata dönüştürerek, hem eğitmenlik yapan, hem de iş alanı olarak yapan Nihan Büyüksural, ‘’ Fotoğrafçılık ayrı bir iştir, sanattır. Klasik fotoğrafçılığı bir sanata dönüştürmeye çalıştım. Adana’da klasik çekimler yapılıyordu ve halen o şekil çekenler de çoğunlukta. Ben farklılık yaratmak için, aksesuarlar yaptırdım. Farklı ortamlar hazırladım. Yani sanatsal teknikleri fotoğrafçılığa uyarladım. Bambaşka bir konsept oluşturdum diyebilirim.’’ Şeklinde konuştu.

Fotoğraflamanın insanın özü ve karşıdakini kendine göre yorumlaması olduğuna vurgu yapan Büyüksural, sözlerine şöyle devam etti;

‘’Ben 5 yıl önce fotoğrafçılığa başladım. Çukurova Üniversitesi’nden hem biyolog, hem de öğretmenlik diplomam var. Öğretmenlik yaptığım dönemde, oğlum Emir’e hamile kaldığımda, işi bıraktım ve ona öğretmenlik yapacağım diye karar aldım. Fotoğrafçılıkta daha önceden sevdiğim ve istediğim bir işti. Oğlum 3 buçuk yaşına geldiğinde kreşe verdim ve bir yandan Anadolu Üniversitesi’nde fotoğrafçılık okurken, bir yandan da Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği’nde kurs almaya başladım. Çevremdekiler zor olur, kaldıramazsın dediler. Ancak ben Fotoğrafçılıktan Türkiye birinciliği ile mezun oldum. İleride bu alanda akademisyenlik yapmak istiyorum.

HİKAYELERİ ORTAYA ÇIKARIYORUM

Fotoğrafı çekerken kendimi onların yerine koyuyorum. Örneğin düğün fotoğrafı çekimi yapacaksam, karşıdakinin hobileri, sevdiği ya da sevmediği, kendisini nasıl görmek istediği gibi bir takım özelliklerini öğreniyorum. Ardından kendimi onların yerine koyup, yine onları mutlu edecek şekilde fotoğraflıyorum. Her çiftin mutlaka bir hikâyesi vardır ve bizde o hikâyeyi ortaya çıkarıyoruz.

Fotoğraf çekemeye başladığımda adeta kendimi kaptırıyorum. Hatta bazen bana ‘Yorulduk, daha bitmedi mi?’ diyorlar. Ama beni durdurmak imkânsız çünkü gördüğüm güzel karelerin hepsini çekmek istiyorum. Zaten çektiğim bütün kareleri kendilerine hediye ediyorum, o da onları motive ediyor.

İşimiz bir sanata dönüşmüş durunda. Düğün fotoğrafçılığı artık stüdyoculuktan çıktı, başka boyutlara doğru gidiyor. Günümüzde daha güzel görseller ile artık ayrı bir sanat dalı gibi gelişiyor. Hem fotoğrafçıların, hem de fotoğrafı çektirenlerin bakış açısının değiştiği bir dönemdeyiz diyebiliriz.

Günümüzde artık insanlar yaşamlarının her anını fotoğraflamak, kayıt altına almak istiyor. Bundan dolayı çeşit çeşit çekim hikâyeleri ile karşılaşabiliyoruz. Günümüzde doğum, bebek fotoğrafçılığı, sünnet, nişan, mezuniyet çekimleri gibi dönemler artık popüler hale geldi. Bunların dışında ürün-reklam fotoğrafçılığı var.

Bebek doğum çekimlerinin bende ayrı bir yeri vardır. Doğum benim için tam bir mucize diyebilirim. Doğuma giriyoruz, o anda bebek nefessiz çıkıyor. Onun ilk nefesine şahit oluyorsunuz. Katıldığım her bebek doğumunda hüngür hüngür ağlarım. Anlatılmaz yaşanır derler ya, o kadar güzel bir şeydir bence. Doğumundan hastanedeki tüm aşamalarına kadar çekimler yapıyorum. Bu çekimlerin bende ayrı bir yeri ve güzelliği vardır.

Çekimler öncesinde çiftler ile öncesinde bir şablon çiziyoruz. Çiftlerin nelerden hoşlandığı, hayallerindeki fotoğraf kareleri, doğa çekimleri gibi şablonlar çiziyoruz. Kimi doğal, kimileri model gibi, kimileri de çok eğlenceli bir albüm istediklerini belirtiyor. Bende istekleri doğrultusunda albümler hazırlayarak kendilerine sunuyorum.

FOTOĞRAFIN RUHU OLMALI

Herkesin elinde belki sayısı bilmediği kadar fotoğrafı vardır. Hepsine teker teker bakarsınız. Ancak, birinde dakikalarca takılır kalır, gözünüzü alamazsınız. İçinizden bin bir çeşit his geçer. Hatta bazen o hisleri ifade etmeye kelimeler yetmez. İşte o fotoğrafın ruhu vardır. Sizi kendi içine çekip kaybolmanızı sağlayabilir. Hayranlık yaratabilir. Sizi havalara uçurup birden bire yerlere vurabilir.

Şuanda havaların ısınması ile birlikte işlerimizde yoğunlaşmaya başladı. Yaptığımız çekimler ilimizde çok beğeniliyor. Çiftler düğünlerine bir yıl kala rezervasyon yaptırıyor. Adana fotoğraf çekimleri için çok güzel bir ildir. Dört mevsim uygun diyebiliriz.

Birçok çalışma yaptım ve sergiler açtım. Yurt dışında yarışmalara katıldım ve bugüne kadar 300’den fazla ödül aldım. Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği(AFAD) her yıl benden dünya kupasında yarışmaya girmek için fotoğraf isterdi. 11.Dünya Kupası(11th World Cup) Yarışmasında Birinci Olan AFAD dünya sıralamasında 24.ncü oldu.

DÜNYA BİRİNCİLİĞİ

11.Dünya Kupası(11th World Cup)’ta benim çektiğim fotoğraf dünya birincisi oldu. AFAD’de eğitmenlik yapıyorum. Eğitim verirken bir arkadaşım benden doğum fotoğraflarını çekmemi istedi. İlk etapta kabul etmedim ve kendisine daha onun eğitimi almadım dedim. Ardından İstanbul’a giderek doğum fotoğrafçılığı ile ilgili eğitim aldım. Ardından doğum albümleri çekmeye başladım. Çektiğim albümler çok beğenildi ve çevremde düğün çekebileceğim söylendi. Derken düğün, doğum, ürün tanıtım, reklam, yemek fotoğrafçılığı gibi birçok alanda çalışmalarım oluyor. Şimdiye kadar çektiğim albümleri hiç beğenmeyen olmadı.

Yoğun bir tempoda çalışıyorum. Hem severek işimi yapıyorum, hem de planlı çalışıyorum. Alıştım artık, benim için rutinleşti diyebilirim. Bu kadar yoğunluğuma rağmen, hem aileme vakit ayırabiliyorum, hem de işimi yapıyorum.

Fotoğrafçılık ayrı bir iştir, sanattır. Klasik fotoğrafçılığı bir sanata dönüştürmeye çalıştım. Adana’da klasik çekimler yapılıyordu ve halen o şekil çekenler de çoğunlukta. Ben farklılık yaratmak için, aksesuarlar yaptırdım. Farklı ortamlar hazırladım. Yani sanatsal teknikleri fotoğrafçılığa uyarladım. Bambaşka bir konsept oluşturdum diyebilirim.

Üzüldüğümüz nokta fotoğraf makinesini alan herkes, fotoğrafçıyım diyor. Aslında bununda eğitimini almak gerekir. İnsanlarımız verdiği paranın karşılığını almalıdır.

Bu mesleğe yeni başlayanlar, çok çalışsın, gözlemlesin, o anı iyi düşünüp, yakalasın ve gönül vererek bu işi yapsınlar. İnsanları mutlu etmek için çabalasınlar. İnsanlar çokta zevkli olan bu mesleğe sempati duyuyor. Evet, kesinlikle keyifli bir çalışma alanı. Fakat kesinlikle basit değil.

EĞİTİM ÖNEMLİ

Fotoğrafta teknik bilmek yetenekli bir fotoğrafçı olduğunuz anlamına gelmez. İnsanların özel anları özen gerektirir. Aldığınız parayı hak edecek hizmeti vermekse uzun bir eğitim sürecinden, hayal gücünden ve iyi fotoğrafçı olmaktan geçer. Öncelikle kursa yazılmalısınız. Temel eğitim, İleri fotoğraf teknikleri kurslarını başarı ile bitirmelisiniz. İmkânınız varsa Doğum Fotoğrafçılığı Atölyesi`ne yazılmalısınız. Photoshop dersi almalısınız. İyi bir ekipmana sahip olmalısınız. ‘’

 

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2017, 15:25

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER