Geç kalmayın

ÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sert, Adana’da her 5 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu ve hastaların organ kaybına uğrayabileceğini belirtip uyardı.

Geç kalmayın

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Sert, diyabetin tüm dünyada önemli bir sorun haline geldiğini belirterek; “ Diyabet ülkemizde yapılan çalışmalarda ortalama nüfusa oranı yüzde 14’lerde ancak, Adana, Malatya ve Gaziantep’te bu oran yüzde 23’tür. Bu korkunç bir rakam diyebiliriz. Yani sokakta her 5 kişiden biri şeker hastalığıyla Tip2 diyabetle karşı karşıyadır.” dedi.

Diyabetin göze etkileri Adana’da masaya yatırıldı.  “Tehlikeyi Görmezden Gelmeyin, Diyabetliyseniz Yılda 1 Kez Göz Kontrolünden Geçin” sloganı ile düzenlenen “Diyabeti Tanı, Gözünü Koru” projesi kapsamında, halk toplantısı gerçekleştirildi.

Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türk Diyabet Cemiyeti işbirliği ve Bayer’in desteği ile hayata geçirilen “Diyabeti Tanı, Gözünü Koru” Farkındalık Projesi kapsamında, diyabet hastaları ve hasta yakınlarının diyabete bağlı görme kayıpları konusunda bilgilendirilme yapıldı.

İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ

Programın açılış konuşmasını yapan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Sert, diyabetin insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirterek; “Şeker hastalığı olarak bildiğimiz diyabet, insanlık tarihi kadar eski, 4 bin ile 5 bin yıl öncesine dayanan bir hastalıktır. Tek bir hastalık olarak anılır ancak, içerisine baktığımızda birbirinden farklı mekanizmalar ile oluşan 2 alt tipi ile karşımıza çıkmaktadır. Tip2 şeker hastalığı bugün ülkemizde ve dünyada en çok gördüğümüz, şişmanlamayla yani obeziteyle beraber 1980’lerden itibaren giderek görülme sıklığı artan bir hastalık haline geldi.” dedi.

ADANA, TÜRKİYE ORTALAMASIININ ÜSTÜNDE

Adana’da diyabet oranının yüksekliğine değinen Prof. Sert; “Tüm dünyada artık epidemik, pandemik bir hastalık diyoruz. Ülkemizde yapılan çalışmalarda ortalama yüzde 14’lerde ancak, Adana, Malatya ve Gaziantep’te bu oran yüzde 23’tür. Bu korkunç bir rakam diyebiliriz. Yani sokakta her 5 kişiden biri şeker hastalığıyla Tip2 diyabetle karşı karşıyadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bunun nasıl önlenebileceği, ne tür tedbirler alınabileceği çalışmaları yapılmaktadır.” şeklinde konuştu.

Yanlış beslenme ve hareketsiz yaşamın diyabeti tetiklediğini ifade eden Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Sert konuşmalarına şöyle devam etti;

“En çok kabul gören 1980’den bu yana insanların daha hareketsiz olması, bolca ve yanlış beslenmesi ile obezitenin tüm dünyada artması bu hastalığın patlamasına neden oldu.

“HASTALIK ÖMÜR BOYU SÜRER”

İnsan kanında açlıkta normalde glikoz diye tabir ettiğimiz şeker 60 ile 100 miligramdır. Toklukta da 140 değerini aşmaması gerekmektedir. Diyabet kanda şekerin yüksek gitmesidir. İşte diyabetus medutus dediğimiz hastalıkta kanda normal seviyelerde olması gereken kan şekerinin teşhis koyduğunuz andan itibaren ömür boyudur. Çünkü bazı hastalarımız ilaç, insülin başlayınca şekerim düzeldi diye antibiyotik gibi kesebiliyor. Hayır, hastalık başladı mı genelde ömür boyu sürer. Biz bunlara kronik grubu hastalılardan diyoruz. Ömür boyu takibi ve tedavisi gerekiyor.

ŞİKAYETLERE DİKKAT!

Kanda şeker yükseldikçe günlük yaşantılarda meydana gelen şikayetler oluyor. Çok su içme, idrara sık çıkma, gece idrara kalkmalar, ağızda kuruluk, kilo kaybı gibi hastadan hastaya değişen bir takım şikayetler ortaya çıkıyor. Ama bu şikayetler hepsinde kural değildir. Yani hastaların yüzde 50’sinde hiçbir işaret vermeyebiliyor. Sadece şüphelenerek kan şekeri ölçümüyle kendini belli eder.

Bu nedenle şişman olan, hipertansiyonu olan, birinci derece yakınlarında şeker hastalığı olanların mutlaka şüphelenerek kan şekerini ölçtürmesi ve bununla da hastalığın tanınmasına olanak sağlayacaktır. Bunu güçlü bir şekilde öneriyoruz.

“ORGANLARA ZARAR VERİR”

Örneğin şekeriniz 200-300 olursa böyle bırakalım mı? Hayır. Diyabette sıkıntımız, diyabetin özellikle hastalığa bağlı dediğimiz vücuttaki kayıplar, yani sağlık sorunlarıdır. Bunlar çok daha ölümcül oluyor. Şeker hastalığı doğrudan ölümü arttırıcı ya da sağlığı bozucu bir durumda değil, asıl organları bozarak karşımıza sorunlara yol açıyor. Biz bunlara kronik komplikasyonlar diyoruz.

“BİRÇOK HASTALIĞIN TEMELİNDE VAR”

Başlıca yaptığı sorunlara bakacak olursak, tüm dünyada travma, kaza dışı sebepleri bir taraf koyarsak, sonradan olan görme kayıpları, yani körlüğün sık sebebi başta ABD olmak üzere diyabete bağlı nedenlerden oluyor. Hayatı sevdiklerimizi gördüğümüz gözlerimizi kaybedebiliyoruz.

Böbrek nakli bekleyen, diyalize giren hastaların en önemli sebebi yine şeker hastalığına bağlı olarak böbrek yetmezliğine girmesi ve bu şeklide böbrek sorunuyla karşılaşıyoruz.

Ayrıca diyabet hastalarında kalp krizi, kalp yetmezliği diğer insanlara göre daha fazla karşımıza çıkmaktadır. El ayaklarda yanama, his kaybı ve buralara bağlı damar sorunlarıyla ayak yaraları ve maalesef ayak kesilmeleri, organ kayıplarına kadar gidebiliyor.

Biz ne yapıyoruz? 1921’e kadar özellikle Tip1 diyabet kanser hastalığından farksızdı. Hatta belki ondan daha acımasızca insanları öldürüyordu. Tıp tarihinde insülinin icadına en az 3 Nobel ödülü verilmiştir. Bu çok önemli bir kilometre taşı olmuştur. Tip1 diyabetli hastalar yaşatılır hale gelmiştir. Bugün tip1 hastaları insülin sayesinde yaşıyor.

Bugün hastalarda şekeri normal seviyelerde tuttuğumuzda hastalarda, yaşanacak riskleri önlemiş oluyoruz. Yani körlüğün önlenmesi, ayak yaraları, ayak kesilmelerinin önlenmesi, böbrek yetmezliğinin önlenmesi yaptığımız çalışmalarla önleyebiliyoruz.

Dahiliyeciler, aile hekimleri, diyabet ile uğraşan tüm hekimlerin mutlaka diyabet komplikasyonları yönünden hastaları bilgilendirmesi ve uyarması gerekir. Diyabet özellikle görme kaybında kör edene kadar belirti vermemektedir. Onun için doktora gittiğinizde şeker hastalığı gözüme vurmuş mu diye sormalısınız ve yılda bir mutlaka bu kontrolü yapmalısınız.

Diyabetin hasarlarından en iyi önlenebilen görme bozukluğu, diyabetik retinopatidir. Erken dönemde yakalanıldığında henüz kör olmadan, göz hekiminin uygun tedavisi ile önlenebiliyor.

Diyabet hastaları çok iyi bilinçlenmelidir. Nasıl hareket edeceği, hangi aralıklar ile tedaviye gideceğini bilmelidir. Tip2 diyabet hastaları tanı konulduğu andan itibaren en az yılda bir kez gitmesi, tip1’lerin ise 5’inci yıldan itibaren göz kontrolüne gitmesi gerekir.”

Ardından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nihal Demircan, diyabetin etkileri hakkında katılımcılara bilgi verdi.

ZİYARETÇİLER SANAL GERÇEKLİKLE DİYABETİK RETİNOPATİLİ KİŞİNİN GÖZÜNDEN GÖRDÜ

Adana’da gerçekleştirilen Halk toplantısına katılanlar, bir evin oturma odası olarak tasarlanmış özel alanda 3D (üç boyutlu) sanal gerçeklik gözlüğüyle, sağlıklı bir birey ile diyabetli ve görme sorunu yaşayan bir bireyin, ev yaşamının arasındaki farkı deneyimleme şansını buldular.

Dünya genelinde DR'li hasta sayısı 2010'da 126,6 milyonken, 2030'da bu sayının 191 milyona çıkacağı öngörülmektedir. Diyabet 20-74 yaş arasındaki yetişkinlerde körlüğün önde gelen nedenidir.

“DİYABETTEN ETKİLENEN YETİŞKİNLERİN SAYISI 415 MiLYON”

Tüm Tip 1 ve Tip 2 diyabetliler diyabete bağlı göz hastalığı riski altındadır. Günümüzde diyabetten etkilenen yetişkinlerin sayısı 415 milyondur.

 DİYABETE BAĞLI GÖZ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

Görmede bulanıklık, görme keskinliğinin hem yakın hem de uzak görmede azalması, görme alanında kör noktalar / görüntünün oluşmadığı karanlık bölgeler, görme alanında yer yer düz çizgiler dalgalı ya da kırıkmış gibi görünür, renkler solmuş, eskimiş gibi görünür, her gün görülen nesnelerin çizgileri ve biçimleri bozulmuş gibidir. Örneğin; Eğri büğrü görünen bir kapı pervazı. 

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2018, 15:14

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2