Gerçekten doğal mı?

Son yıllarda sağlık bakımından önem verilmeye başlayan organik ürünlere yönelim artarken, artık çarşıda, pazarda süt ve süt ürünlerinden tutunda meyve ve sebzelerin organik olanı kadar bir arayış içerisine girmeye başladık. Peki! Günümüzde revaçta olmaya başlayan ‘Organik, Doğal, İşlenmiş, El Yapımı’ gibi tanımlarla piyasada yer bulan ürünler gerçekten doğal mı?

Gerçekten doğal mı?

Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER

ADANA (İLKHABER) - İnsanoğlunun doğuşundan günümüze artan nüfusa paralel olarak artarak devam eden gıda ihtiyacı ile birlikte tarımı da stratejik bir sektör haline getirdi.

Tüm Dünya artık tarımın öneminin bilincinde ancak, özellikle son 30 yılda yaşanan küresel iklim değişikliği, tarımsal doğal kaynakların hızla bozulması, çoraklaşan verimli tarım arazileri ve tatlı suların kirlenmesi sürdürülebilir tarım için büyük bir tehlike oluşturma noktasına getirdi.

Bugün 8 milyar civarında olan insan nüfusunun gıda ihtiyacı için çeşitli alternatifler aranmasıyla birlikte artık birim alandan maksimum verim almak için çalışmalar yapılıyor. Hal böyle olunca da son 50 yıldır sanayileşmenin de getirdiği değişimler ile suni gübreler, hormon vb. kimyasallar ile birlikte verim artışı sağlanırken, bu kez ‘Güvenli gıda’ polemikleri gündeme gelmeye başladı.

Son yıllarda sağlık bakımından önem verilmeye başlayan organik ürünlere yönelim artarken, artık çarşıda, pazarda süt ve süt ürünlerinden tutunda meyve ve sebzelerin organik olanı kadar bir arayış içerisine girmeye başladık.

Peki! Günümüzde revaçta olmaya başlayan ‘Organik, Doğal, İşlenmiş, El Yapımı’ gibi tanımlarla piyasada yer bulan ürünler gerçekten doğal mı?

Son yıllarda sık sık gündeme gelen ‘Organik, el yapımı’ hakkında gazetemize önemli açıklamalarda bulunan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, “Organik tarım aslında belli kurallara göre üretimi yapılan fakat ilaç, suni gübre, kimyasal kullanımı nispeten kısıtlanmış üretimi yapılan bir üretim sistemidir. Her ne kadar organik üretimin hiçbir kimyasal kullanılmadan yapılan üretim olduğunu zannetsek de belirli kriterlerde kullanılmaktadır” dedi.

Ülkemizde bu konuda İyi Tarım uygulamaları yapıldığını belirten Alparslan, “Ülkemize baktığımızda İyi Tarım uygulamaları adı altında yapılıyor ve İyi Tarım üretim; İnsan sağlığına zararlı kimyasal, mikrobiyolojik, fiziksel kalıntılar içermeyen, çevreyi kirletmeden veya doğal dengeye zarar vermeden üretilen, üretimi sırasında üretimle ilgili insanların veya diğer canlıların refahının olumsuz olarak etkilenmediği, üretimi sırasında tüketicinin bulunduğu ülkenin tarımsal mevzuatı ve ürünün yetiştirildiği ülkenin tarımsal mevzuatına uygun olarak yapılan ve tüm bu işlemlerin kayıt altına alınarak kontrol edilen ve sertifikalandırılan üretim şeklidir.. Ayrıca İyi Tarım Uygulamaları, topraktan sofraya kadar uzanan bütün üretim ve pazarlama aşamalarını kapsar” diye konuştu.

Menşei ne olursa olsun gıdada arayacağımız kriterin tarladan soframıza gelene kadar, güvenilir ve doğru bir üretim, işleme, taşıma ve muhafaza şart ve yöntemleri sürecinden geçmiş olması gerektiğine dikkat çeken TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, şu bilgilere yer verdi;

“Şimdi amacımız sağlıklı halimizi sürdürmek iken, tükettiğimiz gıdalardaki herhangi bir bozulma nedeniyle tam tersi bir sonuçla karşılaşmak isteyeceğimiz son şey olur galiba..

Unutmamak gerekir ki, menşei ne olursa olsun, öyküsü nereye dayanırsa dayansın gıdada arayacağımız; soframıza gelinceye kadar, güvenilir ve doğru bir üretimle beraber işleme, taşıma ve muhafaza şart ve yöntemleri sürecinden geçmiş olmasıdır.

Şöyle baktığımızda, günümüzde bilgiye ulaşmadaki görece kolaylığın da etkisiyle, birçok meseleyi olduğu gibi gıda konusunu da karmaşık hale getirmeyi başarmış bulunmaktayız.

Bilgiye ulaşmak ne kadar kolaylaşmış görünüyorsa da bunca karmaşadan doğru bilgiyi ayıklamak aynı oranda çok çaba ve dikkat gerektirecek hale gelmiştir. Son zamanlarda medyanın gıda ve sağlıklı yaşam konularına ayırdığı zaman ve gösterdiği önem dikkat çekicidir.

Ülkemizdeki medyanın gerek haber ve gerekse bilgi aktarımında referans aldığı öncelikleri iyi kötü bilebiliyoruz. Bu öngörümüz ise bizleri gıda ile ilgili önümüze konulan bilginin de güvenilirliğini sorgulamamızın yersiz olmayacağı sonucuna ulaştırmaktadır.

Geçmişe özlem gibi romantik yaklaşımların gıda için de gündeme geldiğini ve sağlıklı gıdaya erişim beklentilerinin neredeyse buna bağlandığını görüyoruz. Aramızda, sağlıklı beslenmeyi neredeyse çocukluğumuzun gıda hazırlama metotlarına bağlayanlar var! Tabi ki bunu reddetmek gibi bir ön kabul içerisinde değiliz. Ancak işlenmiş gıdayı peşinen reddederken geleneksel yöntemlerde de ciddi üretim hataları olduğunu/olabileceğini bilmemiz gerekir.

Söylemek istediğimiz o ki; mutlak yaklaşım her iki tercih için de yanıltıcı olma riski taşır! Köy yapımı, ev yapımı, doğal veya organik sıfatları ile önümüze konulan ürünlerin de gerek işlem hataları ve gerekse hijyen eksikliğinden kaynaklanabilecek riskleri barındırdığı ve dolayısıyla işlenmiş gıdalara mesafeli durmaya neden olan olumsuz varsayımların bu şekilde adlandırılan ürünler için de ihtimal dahilinde olabileceğini unutmamalıyız.

Diğer yandan bildiğimiz endüstriyel, ambalajlı, markalı gıda ürünlerinin, etiketlerinin sökülerek –bazen kapağına ekose masa örtüsü bağlamak suretiyle ‘doğal’ ürün görünümünde daha yüksek fiyata satıldıklarına dahi tanık olabiliyoruz.

Ayrıca bununla beraber elbette ki yerel üreticinin korunması, aile çiftçiliği ve küçük aile işletmeciliğinin desteklenmesi bu endişelerin dışındadır. Ancak bahsettiğimiz nedenlerle ilgili kurumlarca bu alanlara sunulacak desteğin ekonomik katkı ve pazar olanağı sağlamanın yanı sıra üretim teknolojisi ve gıda güvenliği ile ilgili eğitim süreçlerini de kapsaması oldukça önem arz etmektedir.

Gelenekten gelen deneyimin, bilimin prensipleri ile harmanlanması sonucunda daha sağlıklı ürün eldesi ile birlikte kıt kaynakların daha verimli kullanımı da sağlanabilir.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2