“Hayvancılığı geliştirmek şart”

Hayvancılıkta yerli üreticinin önemine değinen Adana VHO Başkanı Nihat Köse, hayvancılığı geliştirme planları yapılması gerektiğini söyledi.

“Hayvancılığı geliştirmek şart”

Serhat ŞANLI/ÖZEL

ADANA (İLKHABER) - Adana Veteriner Hekimler Odası (VHO) Başkanı Nihat Köse, dışarıdan ithal edilen hayvanlarda sorun olabileceğini belirterek, Türkiye'de kısa, orta ve uzun vadeli hayvancılığı geliştirme planlarının bir an önce yapılması gerektiğini söyledi.

Son yıllarda et ithalatındaki artış hakkında konuşan VHO Başkanı Nihat Köse, Türkiye'nin hayvan ihracatı yapan bir ülkeden ithal eden bir ülke olmasının üzücü bir durum olduğunu ifade etti.

TÜRKİYE, CANLI HAYVAN BAKIMINDAN DÜNYADA ÖNDE GELEN ÜLKELERDENDİR”

Hayvan üretiminin önemine değinen Köse; “Ülkemiz canlı hayvan bakımından, dünyada önde gelen ülkelerden bir tanesiydi. Ancak, şimdi ihracat yerine ithalat yapan ülke oldu. Hayvancılığa önem vermeme sonucu bitme noktasına geldi. Artık dışarıdan et ithal etme durumuna düştük. Dışarıdan et ithal etmek kalıcı çözüm değil” şeklinde konuştu.

“KIRMIZI ET ÜRETİMİ ARTIRILMALI”

Geçtiğimiz günlerde Ankara Gölbaşı ilçesi Ahiboz Mahallesi'nde bulunan özel sektöre ait bir işletmeye Et ve Süt Kurumu tarafından 3 bin 959 ithal büyükbaş kesimlik hayvan getirildiğini ve bunlardan 50'sinde şarbon hastalığının belirlendiğini iddia eden Köse, “Kırmızı et üretimimizi arttırmak gerekiyor. Bunun yerine yurt dışından da hayvan getirebilirsiniz. Ancak getireceğiniz hayvanlar, ülkedeki kırmızı et açığını bir süreliğine rahatlatır. Ama bunu toparlamak çok zor olur. Yerli üretici bu bağlamda çok önemlidir. O nedenle yerli üreticiyi korumalısınız. Acilen kısa, orta ve uzun vadeli hayvancılığı geliştirme planları yapılmalıdır. Ayrıca bu planlar yapılırken, mutlaka veteriner fakülteleri ve Türk Veteriner Hekimler Birliği'nin de görüşleri alınmalı ve hemen çalışmaya başlamalıyız.

“UZUN VADELİ ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ”

Hayvancılıkta uzun vadeli çözümler üretilmelidir. Çünkü hayvancılıkta politikalar günlük alınmaz. Bunlar bir yılda çözülecek sorunlar değildir. Bu politika düzenli olmalı ve en az 10 yıllık, bilimsel mantıkla yapılmalıdır.

Dünyanın her yerinde bilinen bir gerçek ki, merasız bir hayvancılık düşünemezsiniz. Çünkü hayvancılıkta en büyük maliyet yemdir ve yem işinde mera çok önemlidir. Bu yemi ucuza getirmeniz gerekiyor.

“TÜRKİYE BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP”

Verimli toprakları, uygun iklimi ve genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahip ülkemizin bu bağlamda hayvancılığa verilecek doğru ve yeterli destekler ile hem kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın, yerlerinde kalmaları, hem de kentlere göç edenlerinde yeniden köylerine dönmelerini sağlamak için destekleme projeleri devam etmelidir.

Avrupa'da ve Güney Amerika'da meralar iyi olduğundan hayvan üretimi ucuza mal ediliyor. Devletin büyük çiftliklere destek vermek yerine 20-30 baş hayvan besleyen aile tipi işletmeleri desteklenmesi gerekiyor.

YÜKSEK MALİYETLER, ÜRETİCİYİ HAYVANCILIKTAN UZAKLAŞTIRDI”

Zamanında artan yem maliyetleri ve destek verilmemesi küçük üreticileri bu işten el çektirdi. Üreticiyi küstürürseniz, et üretemeyecek duruma gelirsiniz. Köylü, köyünden çıkmaya başladı. Üreticiler yok olmaya başladı. Üreticiler, olan hayvanlarını satıp kentlerin varoşlarına gelip yerleşmeye başladı.

Bugün kentlere baktığımızda da özellikle kenar mahallelerde yaşadığı köyünü terk edip gelen nice insanları görmek mümkündür. İşte bu bağlamda kırsal kesimden kentlere göçün engellenmesi, göç edenlerin de yeniden bölgelerine dönmelerini sağlamak için projeler üretilmelidir.

En son Ankara Gölbaşı İlçesi Ahiboz Mahallesinde bulunan özel sektöre ait bir işletmeye Et ve Süt Kurumu tarafından 3959 adet ithal büyükbaş kesimlik hayvan getirilmiş; getirilen bu hayvanların kesiminde Veteriner Hekimler muayenesi sonucu numune alınarak Etlik Veteriner Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsüne gönderilmiş ve sonuç Anthrax ( Şarbon ) yönünden pozitif çıkmıştır.

Kesilen hayvanlara ait karkas etler Veteriner Hekimlerin gözetiminde imha edilmiş işletmeye karantina uygulanmış sağlam hayvanlara da aşılama çalışmaları yapılmıştır. Veteriner Hekimler tarafından bulaşmanın önüne geçilmesi için tüm önlemler alınmıştır.

“TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ”

Görüyoruz ki taşıma su ile değirmen dönmüyor. Belediyelere de bu konuda önemli görevler düşüyor. Belediyeler, veteriner hekim istihdam etmeyerek, ruhsatlı kesimhane ve hayvan pazarı kurmayarak kaçak et kesimlerin önünü açmaktadırlar.

Kesimhane kurmak ve orada veteriner hekim istihdam etmek ve kaçak kesimin önüne geçmek belediyelerimizin görevidir. Ankara'daki etler kesimhanede veteriner hekim kontrolünde yapılmasaydı şarbon teşhisi nasıl konulacaktı. Eğer tüketime sunulsaydı sonucu düşünmek bile istemiyorum.

Unutmayın, ithal et ülkemizin sorununu çözemez. İvedilikle kısa, orta ve uzun vadeli hayvancılığı geliştirme planları yapılmalı”

Güncelleme Tarihi: 21 Eylül 2018, 12:59

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER