banner6

Lavlarla dans!

Evlerine ekmek parası götürme mücadelesi veren döküm işçileri 1800 derecelik ocak ısısında çalışıyor, eriyen çeliğe yeni şekiller veriyor

Lavlarla dans!

Lavlarla dans!

 

ÖZEL HABER

 

BAYRAM BULUT

ADANA (İLKHABER)-Yazın 40 derece, 50 derece arasında seyreden hava sıcaklığına insanlar dayanamazken, ocak başında döküm yapan işçiler 1800 dereye varan ocağın dışarıya verdiği sıcaklık altında çalışıp, evlerine ekmek götürmeye çalışıyor.

Adana Yüreğir Metal Sanayi’de döküm işinde çalışan bir atölyeye misafir olduk. Bu atölyede hurdacılardan toplanan döküm madeni klima peteği, boru parçaları, küvetler, araba malzemeleri gibi  daha bir çok atık malzeme 1800 derecelere varan sıcaklıkta eritilerek geri dönüşüme katkı sağlıyor. Günler öncesinden bu atölyeler eritilecek malzemelerini topluyor. Ardından ise eritilecek malzemelerin döküleceği kalıplar büyük bir titizlikle hazırlanıyor. Hazırlanan kalıplar atölyenin tabanında oluşturulan yerlere konuluyor. Ardından ise döküm yapılacak gün bekleniyor.

OCAK YAKILIYOR

Kalıplar kuruduktan sonra ise, döküm günü geldiğinde önce işçiler ocağı yakıyorlar. Odunlarla yakılan maden ocağına daha sonra kömür atılarak sıcaklık arttırılıyor. 1500 dereceyi aşan ocaklar sıcaklığına son olarak ise hurdacılardan toplanan döküm metaller parçalara ayrılmış şekilde takviye ediliyor. Sıcaklık madenlerin erime sıcaklığı olarak zaman zaman 1800 derecelere kadar çıkıyor. İşçiler sıcaklığın yüksek kalması için sık sık ocağa takviye yapmaya devam ediyor. Madenin temiz olması için zaman zaman ocağa mermer parçaları da atılıyor.

METALLER LAV HALİNİ ALIYOR

Metaller bu ocakta eriyerek lav haline geliyor. Lav halini alan metaller daha sonra ocaktan işçiler tarafından alınarak tek tek kalıplara boşaltılıyor. Lavların kalıplara dökülmesi de o kadar kolay olmuyor. Kalıpların başına alindeki lav dolu kovalarla gelen işçiler büyük bir titizlikle bu lavları kalıpların içerisine boşaltıyor. Bu işi yapan işçilerin işin profesyoneli olması gerekiyor. Bu işçilerin her biri en az 30 yıldır bu işlerde çalışmış kişiler. Hem sıcaklık, hem de oluşan karbonmonoksit gazı bu atölyelerde aşırı yüksek derecelerde seyrediyor.

BABA MESLEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR

Döküm yaptıkları esnada Över Döküm Atölyesi’nin misafiri olduk. Över Döküm atölyesinin sahibi Murat Över ile tanıştık. Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler aldık. Murat Över’in gerekten çekirdekten yetişmiş  işinin ehli bir usta olduğuna şahit olduk. Kendiside döküm esnasında işçilerle beraber her aşamada çalışan bir kişi. Sahibi olduğu atölyede zaten babasından kalma. Atölye 1957 yılında açılmış. Kendisi ise baba mesleğine 1979 yılında henüz çocuk yaşta giriş yapmış. Hala büyük bir heyecanla mesleğinin başında olan Murat Över, son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle iş yapamaz hale geldiklerini anlattı. Eskiden atölyelerinin iş yetiştiremediğini vurgulayan Murat Över, şimdilerde ise bu işin büyük bölümünü kaybettiklerini hatırlattı.

TEKNOLOJİ İŞİMİZİ VURDU

Artık mesleklerinin bitme noktasına geldiğini işaret eden Murat Över, “Babam 1957 yılında açtı bu atölyeyi. Ben 1979 yılında girdim bu mesleğe. Babam 25 sene oldu öleli. Ondan sonra baba mesleğidir dedik, devam ettirdik bu işi. Halada devam ediyoruz. Geçmiş dönemlerde işimiz çoktu. İş yetiştiremiyorduk. Gece, gündüz neredeyse çalışıyorduk. Şimdi kalmadı bu iş. İş yok güç yok herkes dükkanını kapattı. 2 -3 seneye kadar sanayi kalkacak buradan. Zaten ondan sonrada bizde kepenk kapatacağız. Yeni sanayi açılacak ama biz gitmeyeceğiz. Artık bu meslek bitti yani. Bu meslek artık çağdışı oldu. Millet teknolojiye ayak uydurdu. Biz zirai alet parçaları yapıyoruz. Tırmıklar biçer, döver parçaları yapıyoruz.“ dedi.

2 KATLI ATÖLYEDE ÇALIŞIYORLAR

İşinin ehli olan çalışanlar ise büyük bir özveriyle döküm yapmaya devam etti. İki katlı atölyenin alt katında ve üst katında çalışan işçiler bulunuyordu döküm esnasında. Aşağı kısımda olan ocak başında bulunan işçilerin kimi, erimiş madenleri ocağın kapağını açarak lav halinde iken kovalara doldurup döküyor, kimileri ise madenin yumuşak olması için kurşun ve benzeri maddeleri yumuşatıcı olsun diye kullanıyorlardı. Yanlarında yanan 1800 derecelere varan ocak sıcaklığı ve zeminde bulunan kalıplara dökülen lavların sıcaklığı birleşince işçilerde zaman zaman zorlanıyordu. Kısa kısa molalar veren işçiler başlarını binanın yanında bulunan musluğun altına tutarak serinlemeye çalışıyorlar. Ama yıllardır yaptıkları işe alışmış olan bu başarılı ustalar neşelerinden ödün vermeyip birbirlerine espri yapmayı da ihmal etmiyorlardı.

İŞİNİ PATATES TARLASINA BENZETTİ

Burada ki işlerin nasıl yapıldığını sorduğumuz Abdullah Türker isimli işçide konuya esprili bir dille yaklaşarak, yaptıkları işi patates tarlasına tohum ekme tabiriyle anlattı. Kendilerinin yevmiye ile çalışan serbest döküm işçileri olduğunu tabir eden Türker, “Kalıp hazırlanıyor, bir patates eker gibi bizde dökümü önceden hazırlanmış kalıplara döküyoruz. Zirai aletlerin parçalarını üretiyoruz. Hurdacılardan hurdayı alıp önce kırıyoruz. Ardından ocağın içinde kömürü yakıyoruz. Yaktıktan sonra belirli yükleme veznesi var.  O yükleme veznesinde madenin sıcak gelmesi  için belirli yükseklikte yüklüyoruz. Daha sonra aşağıdan ocağın ağzı açıktır. Maden iyice eridikten sonra kapatırsın. Burada herkesin kendi görevi vardır. Ben ocak açıp, döküyorum. Ocağın içinde erime haznesi 1700 derece ile 1800 arası bir sıcaklık var. Biz sıcakta dışarı çıktığımız zaman etkileniyoruz. İçerdeki sıcaklığa vücut alıştığı için dışarıdaki sıcak bizi etkiliyor. İçeride ki etkilemiyor.” diye konuştu.

35 YILDIR OCAK YAKIP, KIRIM YAPIYOR

Atölyenin üst katına çıktığımızda ise bizleri Metin Taşkömür isimli işçi karşıladı. Metin Taşkömür ocağı yakıp harlama işinde görevli bir işçi. Büyük bir titizlikle işini yapıyor. En ufak bir hatası ocağın sıcaklığının düşmesine neden olur. 35 yıldır yaptığı bu işin ustası olan Metin Taşkömür, yaptığı işi her adamın yapamayacağını söyledi. Aşırı sıcak ve ağır bir iş yaptığını dile getiren Metin Taşkömür, “Biz yükleme yapıyoruz ocağa. Yükleme yaptığmız maddeler kampana geri dönüşüm yani hurda parçalar. Hurdacıdan alıyoruz, kırıyoruz balyozlarla ufak ufak şekilde. Bunları yukarı çekiyoruz. Daha sonra ocağı ateşliyoruz odunla, sonra kömürümüzü atıyoruz. Ocak yandıktan sonra 1500 dereceye varan sıcaklık oluşuyor. Ocak yandıktan sonra hurdacıdan aldığımız malzemeleri yüklemeye başlıyoruz. Yaktıktan sonra 1 saat geçti mi erimeye başlıyor. Ateş indikçe parça atarak sıcaklığı sabit seviyede tutmaya çalışıyoruz. “ şeklinde konuştu.

TARIM MALZEMELERİ ÜRETİLİYOR

Kendisinin 10 – 15 yaşlarından beri sanayide bu işlerde çalıştığını kaydeden Metin Taşkömür, “35 seneden beri bu işi yapıyorum. Kalıplama işini de biz yapıyoruz. Tarım malzemelerini üretiyoruz.  Serbest çalışıyoruz. İş olduğu zaman gidiyoruz. Bu nedenle sosyal güvencemiz yok. Bu işi yapanın ağırlıklı işlere dayanıklı olması lazım. Ben 10-15 yaşlarından beri sanayide bu işlerde çalışıyorum. Çekirdekten yetişme olacaksın. Dışarıdan gelen her adam bu işi yapamaz. İşimiz çok zor. 15 -20 kiloluk balyozlar var. Ocağı ısıtmakta bilgi işi bizde. Isısını bileceksin kafana göre bu işi yapamazsın. Ocağa malzemeleri atarsın askıda kalır aşağı inmezse sorun olur iş ortaya çıkmaz. Çok inceliği var bu işin. Adana genelinde bu işi yapanların sayısı azaldı. Önceleri döküm atölyeleri çok fazlaydı. Metro geçince birçoğu yıkıldı.” ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2017, 16:40

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER