O bir sinema aşığı

Sinema aşığı Sabri Şenevi, görenleri şaşırtıyor. Evini sinemaya çeviren Sabri Şenevi’nde 20 bin yerli ve yabancı film bulunuyor.

O bir sinema aşığı

ÖZEL HABER

 

BAYRAM BULUT

ADANA (İLKHABER)- Sinema aşığı Sabri Şenevi, görenleri şaşırtıyor. Evini sinemaya çeviren Sabri Şenevi’nde 20 bin yerli ve yabancı film bulunuyor.

Bir dönemler yaygın olan yazlık sinemalar son dönemde neredeyse bitme noktasına geldi. O dönemler yazlık sinemalarda makinistlik yapan Şabri Şenevi, anılarını yad etmek için evini ve avlusunu yazlık sinema haline getirdi. Bununla da yetinmeyen Sabri Şenevi, vatandaşlara ücretsiz sinema keyfini yaşatıyor.

EVİNİ SİNEMAYA ÇEVİRDİ

Türk Sineması’nın keyfi geçmiş yıllarda açık hava sinemalarında çıkartılıyordu. Teknolojinin gelişmesiyle bu sinemalar ülke genelinde bitme noktasına geldi. Ancak o dönemler sinemalarda makinist olarak çalışan Sabri Şenevi (59) o günleri asla unutmadı. Tek aşkı sinema olan ve bu uğurda hiç evlenmemiş olan Sabri Şenevi, kendi kendine kararını vererek evinin avlu duvarını dev sinema perdesi olarak düzenledi. Şenevi, kurduğu projeksiyon sistemiyle filmleri sinema tadında izlerken, daha sonra ise evinin iç kısımlarına sinemaya çevirdi. Evinin her tarafını film afişleriyle donatan Şenevi’ni komşuları, eş dost ve arkadaşları da zaman zaman yalnız bırakmayarak birlikte sinema filmi izlemenin keyfine ortak oluyor.

BİNLERCE FİLM AFİŞİ VE FİLM

 Adana merkez Seyhan ilçesine bağlı Alidede Mahallesi'nde bulunan evini bir sinemaya çevirdi ve aynı zamanda Şenevi’nin evi sinema müzesini anımsatıyor. 1970 ila 1985 yılları arasında Türkiye'de yazlık sinema sayısı 2 bin 424 iken bunlardan 154'ü Adana'da yer alırken, son dönemde ise bu sinemalar ülke genelinde bitme noktasına geldi.  Sabri Şenevi’nin, evinin avlusunu yazlık sinemaya çevirirken binlerce film afişi ve filmle insanları maziye bir yolculuğa götürüyor.

7 YAŞINDA SİNEMAYLA TANIŞTI

Henüz 7 yaşındayken sinema ile tanıştığını anlatan Sabri Şenevi, o yaşında babasının kendisini "Benhur" filmine götürdüğünü söyledi. Sinema ile tanışmasına babasının vesile olduğunu dile getiren Şenevi,  Çocuk yaşta filmleri izler ve filmleri gerçekten anlardım. Sinema oyuncularının isimleri öğrenmek için jenerikleri takip ederdim. Kaçırdıklarımı babama sorardım. Sinemaya olan ilgili babama borçluyum. Babam sayesinde sinemaya olan ilgim arttı. Çocukluğumuzda Lüks Sineması önünde Tommisk, Teksas kitapları alır, satardık.” dedi.

SİNEMAYA NASIL GİRERDİ

Sinemaya çocukken girmek için paralarının olmadığını ancak gelen kalabalık ailelerin kendisini çocuklarıymış gibi içeri girdirdiğini anımsatan Şenevi, “Sinemaya girelim diye kalabalık ailelerin gelmesini beklerdik. Onlar bizi kendi çocukları gibi sinemaya girdirirlerdi. Hatta hiç unutamam bir gün bir abla beni mantosunun içerisine saklayarak sinemaya girdirmişti. O dönemler sinema afişlerine toplardım ve onları saklardım” diye konuştu.

SİNEMAYLA İLGİLİ OYUNLAR OYNARDI

Sinema sevdası ile oyunlar oynadığını işaret eden Şenevi, “Makaraya sardığım filmi beyaz bir duvarda oynattırdım. Ayna ile güneş ışığını buluşturup beyaz duvara yansıtınca film kendini gösteriyordu. Güneş gidince görüntü gidiyordu. Ondan sonra el feneriyle oynatmaya başladım. Işık yetersiz gelince 100 mumluk ampul takmaya başladım. Ampulden mercek yaptım. Çok sayıda denemem oldu. Her şey sinema sevdam içindi. Sinema benim için bir aşktır. Bu nedenle ben hiç evlenmedim. Tek evliliğim sinema ile yani aşkım ile oldu” şeklinde konuştu.

REFİK ABİ ELİNDEN TUTTU

O dönemler babasının bir tenekeci dükkanının olduğunu söyleyen Şenevi, kiralık olan bu dükkanın sahibinin sinema makinisti olduğunu  anlattı. İsmi Refik Çakadur olan dükkan sahiplerinin Arzu Sineması’nda çalıştığını kaydeden Şenevi, babasının yanında çırak olmasına rağmen, Refik abisinin yaptığı işe yakınlık gösterdiğini dile getirdi. Babasının da zaten sinemalardan gelen kasnakları tenekeci dükkanında onardığını işaret eden Şenevi, bu kasnakların eğilmiş kasnaklar olduğunu vurguladı.

MAKİNİSTLİĞE BAŞLAMIŞTIM

Şenevi, bir gün Refik abisinin eğrilmiş film bobinlerinin olduğunu söylediğini belirterek, “Babamla birlikte sinemaya gittik. Makine dairesine çıkardı beni. Bobin doğrultma işini öğrenmiştim. Ben doğrultmaya başladım bobinleri. Makinistin hoşuna gitti ve sen gel akşamları bana yardım et dedi. Babamın izniyle işe başladım. Kopan filmleri yapıştırmayı, kömür takmayı öğrendim. Öyle oldu ki artık makineyi ben çalıştırıyordum. İlerleyen zaman içerisinde akşamları makinist yardımcılığına başladım. Geçen zaman içerisinde işi iyice öğrendim. Artık ustam işi bana teslim ediyordu.” ifadelerini kullandı.

20 BİN YERLİ VE YABANCI FİLM

 Şenevi, şuanda 20 bin yerli ve yabancı filmin kendisinde bulunduğunu belirtti. Yıllarca afiş ve filmleri biriktirdiğini ve birçok sinemada makinist olarak çalıştığını söyleyen Şenevi,  şuanda sinema evinde, 20 bin kadar filmin bulunduğunu anımsattı. 10 bin yerli ve yabancı afişinde kendisinde olduğunu kaydeden Şenevi, “150 tane 35 mm’lik film. 50 tane 16 mm’lik film. Bir tane 70 mm’lik film. 3 tane büyük 35 mm’lik film. 5 makine. 7 tane 16 mm’lik makine. 5 makine ve  8 mm’lik 3 makinem var. 5 bin tane  yerli ve yabancı DVD. 4 bin  tane kaset film ve 25 tane her birinde bin filmi olmak üzere  hard disk var. Bir servet biriktirdim; yıllarca” şeklinde konuştu.

TEKNOLOJİ BİR MESLEĞİ BİTİRDİ

Teknolojinin gelişmesiyle sinema sektörünün kötüye gitmeye başladığını ifade eden Şenevi, ç dijital makineler nedeniyle makinistlik mesleğinin yok olmaya yüz tuttuğunu kaydetti. Makinelerin önce kömürlü sonra lambalı daha sonra ise dijitale döndüğünü belirten Şenevi, eski makinelerin görüntü kalitesinin, dijitallere göre daha iyi olduğunu savundu.  Son yıllarda  sinemanın halkın cebine girdiğini vurgulayan Şenevi, “İnsanlar artık telefonda seyrediyorlar sinema filmlerini. Artık sinemaya para vermiyor kimse. Sinema seyircisi gerçekten çok azaldı.

 

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2018, 14:53

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2