Otomobile ruh veren ÇILGIN TÜRK

Avrupa’nın en iyi otomobil tasarım ödülü ve dünya otomobil tasarımında teknolojiyi en iyi kullanan firma ödülü sahibi olan Erbakan Malkoç, Motivasyon, İş dünyasında başarının adımları, İnovasyon ile gelen başarı, çıraklıktan dünyaca ünlü otomobil tasarımcılığına uzan yol konularındaki deneyimlerini Çukurova üniversitesi öğrencileri ile paylaştı.

Otomobile ruh veren ÇILGIN TÜRK

Otomobile ruh veren ÇILGIN TÜRK

SERHAT ŞANLI

İLKHABER(ADANA)-Avrupa’nın en iyi otomobil tasarım ödülü ve dünya otomobil tasarımında teknolojiyi en iyi kullanan firma ödülü sahibi olan Erbakan Malkoç, Motivasyon, İş dünyasında başarının adımları, İnovasyon ile gelen başarı, çıraklıktan dünyaca ünlü otomobil tasarımcılığına uzan yol konularındaki deneyimlerini Çukurova üniversitesi öğrencileri ile paylaştı.

Adana Güç Birliği Vakfı ve Genç Müsiad Adana Şubesi işbirliğiyle organize edilen ‘Kampüs Sanayi Buluşması’ paneli Çukurova Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Toplantı Salonu’nda yapıldı. Panele, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Akyürek, Müsiad Adana Şube Başkanı Suat Yahşi, Genç Müsiad Adana Şube Başkanı Av. Muhammet Veysel Gök, Adana Güç Birliği Vakfı Başkanı Bilal Nadir Gök ve Çukurova Üniversitesi öğrencileri katıldı.

Ünlü Alman dergilerinden Der Spiegel’in “Lüks markalarda aradığını bulamayan Erbakan Malkoç’a gitsin” dediği, 2013’te Uluslararası Marka Liderleri Zirvesi Lob İn Europe’ta “Avrupa’nın En İyi Otomobil Tasarımı Ödülü”, 2014’te ABD’nin en prestijli organizasyonu IMA IMPACT Teknoloji Zirvesi’nde “Dünya’da Otomobil Tasarımında Teknolojiyi En İyi Kullanan Firma” ödülünü kazanan Erbakan Malkoç, hikâyesini ve üzerinde çalıştığı son teknolojileri Çukurova Üniversitesi öğrencileri ile paylaştı. 

Başarılı olmak isteyen insanın her türlü engeli aşabileceğini kendi hayat hikâyesinden örnekler ile anlatan DizaynVip Group Başkanı Erbakan Malkoç;

DÜNYADA ÇILGIN TÜRK, TÜRKİYE’DE EZBERLERİ BOZAN ADAM

‘’Bana söylenen şeyleri hak edebilmek için gece gündüz çalışıyorum. Çünkü bana dünyada ‘Çılgın Türk’, Türkiye’de de ‘Ezberleri Bozan’ diyorlar. Dünyada farkındalık yaratabilirsek, farkında olan insanların dikkatini çekebilirsek ne mutlu bize. Ben bugün sizin bakış açınızı değiştirmeye geldim.

Ben Ardahan’ın Göle İlçesi’ne bağlı Dengeli köyünde doğdum. 11 çocuklu çiftçi bir ailenin ferdiyim. İlkokula kadar hiç oyuncağım olmadı. Bırakın oyuncağı biz yiyecek ekmek bile bulamıyorduk. Bilmiyorum ya köy çocukları çok çabuk büyüyor. Ya da yokluk insanı çok çabuk büyütüyor. Köyümüzde elektrik yoktu. Eksi 40 derecede tezek yakıp ısınırdık. O soğukta okula giderdik. Çünkü hayata tutunmak zorundaydık.

MAZERET HAYATTAKİ EN BÜYÜK YALANDIR

Ülkemizde her ilde üniversite var. Şimdiki gençliğe bakıyorum. Üniversite okuyor ama hayata tutunmaktan yoksun. Her şeye mazeret üretebiliyor. Benim hayatta hiç mazeretim olmadı. Çünkü  ‘mazeret hayattaki en büyük yalandır’. Eğer insanlar artık kendilerine yalan söylemeye başlar ise, herkese yalan söyler. Bugün üniversite gençliğinde gördüğüm en büyük şey mazerettir. Üniversite gençliğimizin bugünden tezi yok kendini değiştirme mecburiyeti vardır.

İlkokulu bitirdiğim dönem annemi, babamı kaybettim. Yetim kalınca İstanbul’da yaşayan abimlerim beni yanlarına aldı. Abim ‘Ne yapmak istersin?’ diye sorunca, ‘Araba tamirhanesinde çırak olacağım’ dedim. Çünkü çocukluğumda köyde arada bir anca görebildiğim arabalar çok ilgimi çekerdi. Kendi kendime çırak olursam hayranı olduğum otomobillere dokunma şansını elde edecektim diyordum. Tamircinin birinin yanına kabul edildim, fakat hiç para almayacaktım. Hayatta denilebilecek her türlü zorluğu ve yokluğu çektim. Cebimde yol param yoktu. Trene kaçak binerdim. Bundan dolayı hayatımın en çok dayağını trenlerde yemişimdir. Ardından işe geç kalır ustalarımdan dayak yerdim. Ben araba tamircisi çıraklığı için böyle bir mücadele verirken, şimdi genç arkadaşlara bakıyorum hocaları iki kelime konuştuktan sonra sınıfları terk ediyorlar. Ülkemizde “Ben hiçbir şey yapamam, hiçbir şey olamam” diyen çok genç görüyorum. Hep bahaneler üretiyorlar.

Gençler, üniversiteler, üniversal beyinlerin birleştiği ve burada ortaya çıktığı yerlerdir. Bunun için kendinizin farkına varın ve kendinize iyilik yapın. İnsanlar hayaller kurmalı ve bu hayalleri gerçekleştirmek için çok çalışmalı ve gerçekleştirmelidir. Daha iyinin olduğu yerde iyinin hiçbir hükmü yoktur. Balı iyi olanın sineği Bağdat'tan gelirmiş derler. Kendinizi geliştirebileceğiniz, farklı fikirleri uygulayabileceğiniz işlerde çalışmalısınız ve sabretmelisiniz.

Bugün 3 yüze yakın otomobiller üzerinde buluşum ve 3 bin otomobilde de görsel tasarımım var. Tamirhane çıraklığıyla başlattığım iş bugün, dünyada ortalama 2 buçuk milyar Euro’luk bir pazar oluşturmuştur. Cenevre’ye gidiyorum, dünyanın en iyi otomobil üreticilerinin CEO’ları peşimde dolaşıyor. Amerika’ya gidiyorum “Mr. Erbakan” diyorlar.  Ben hâlâ işimin başındayım, işimin ustası da benim. Tasarımdan imalatın bitimine kadar her safhasında varım. Ben patron değil, liderim. Ekibimi peşime takar, götürürüm. Onlara tepeden kamçı atmam, kamçı atan patrondur. Önden çeken liderdir.

Benim 1992’ler de bir gün uzaktan kumandayla otomobil çalıştırma hayalim vardı. Hatta otomobili uzaktan kumanda ile çalıştırıp yanıma getireceğim diyordum. Bugün Çin’de bulunan otomobilimi cep telefonu ile kumanda edebiliyorum. Hatta ona yön verebiliyorum.

92'DE 20 METREKARELİK ATÖLYE AÇTIM

Usta olduğum dönem çok teklif alıyordum. Fakat benim uzun süredir kendi atölyemi kurma hayalim vardı. Daha önce çıraklığım döneminde yanında çalıştığım ustam Murat abim vardı. Ona vefa borcu duyuyordum. Murat abi, daha önce da bana ortaklık teklif etmişti, ama kabul etmemiştim. Murat abi ile yüzde 50 ortaklıkla işe başladık. Böylelikle 1992 yılının Nisan ayında Murat abi ile birlikte İstanbul Yeşilköy’de 20 metrekarelik bir atölye açtım. Murat Abi, ilk gün akşam bana bir deste para verdi. Bugünkü yaptığın iş lerin hakkı dedi. Şoka girdim. Çünkü daha önce hiç bu kadar parayı bir arada görmemiştim. Bir lira para almadan 6 sene çalışmıştım. Şimdi ise bir günde dünyanın parasını kazanmıştım.

Artık kendi atölyemde kendi işimi yapıyordum Hayallerimi gerçekleştirmeye başladım. 1992 ile 2000 yılları arasında bana sokak ortasında Ferrari’yi dağıtan adam adını koydular. Çünkü atölyem küçük, sadece 20 metrekare. Aracı sokak ortasında sökerdim. Ferrari’yi baştan aşağı söküp, değiştirip, dönüştürüp kendi fiyatının daha fazlasına satıyorum. Araca öyle farklılık getiriyorum ki müşteri aracı tanıyamıyor.

Biz artık otomobillere 100, 150, 200 bin dolara ses sistemi kuruyoruz. Bugün baktığınızda müşterilerim arasında sporcu, sanatçı, futbolcu, bürokrat, prens, kral daha birçok kişi benim yanıma geliyor.

Ülkemizin ayakta durmasının tek yolu girişimcilikten geçiyor. Güçlü bir ülke olmak için girişimci olmalıyız. Yani üretmek değer katmak ülkenin beklediği dövizi Türkiye’ye getirmektir.

‘2017'DE otomobiller ile duygusal bağ’ başlıyor.

Bu yıl bitiyor, 2017’de de 17 fuar var. Biz ne yapıyoruz? Artık otomobiller ile duygusal bağ başlıyor. DizaynVip Group olarak birlikte çalıştığım 117 kişilik ekibim ile ‘konuşan araba’yı 2017 yılı içerisinde dünyanın ilk konuşan arabasını sunmaya hazırlanıyoruz. Günümüzde artık otomobiller ile konuşuyoruz. Yani ses ile hükmediyoruz. Kapıyı aç diyorum. Kapıyı açıyor. Koltuğu bana göre ayarlıyor. Televizyonu açıyor. Otomobiller ile duygusal bağ başlıyor.  Anlayacağınız öyle bir otomobil yaptım ki; artık ‘Otomobiller ile duygusal bağ’ kurabiliyoruz. Nasıl evde beslediğiniz hayvanlar ile bir bağ kurabiliyorsanız, bizde bu bağı artık arabalara getirdik.

Konuşma sonrası, Erbakan Malkoç’a Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Akyürek, Müsiad Adana Şube Başkanı Suat Yahşi, Genç Müsiad Adana Şube Başkanı Av. Muhammet Veysel Gök, Adana Güç Birliği Vakfı Başkanı Bilal Nadir Gök tarafından plaket takdim edildi.

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2016, 17:36

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER