Prof. Hakeri; “Tıbbi müdahalede endikasyon, rıza ve aydınlatma olmalı”

Prof. Hakeri;  “Tıbbi müdahalede endikasyon, rıza ve aydınlatma olmalı”

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu önemli olduğuna dikkat çeken İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Hakeri, “Bir insanın ameliyat edilmesi, veya enjeksiyon, iğne gibi durumlarda suç sayılmaması hekimlerin veya diğer sağlık çalışanlarının cezalandırılmaması için bazı şartlara uyması gerekiyor. Tıbbi müdahalede endikasyon, rıza ve aydınlatma olmazsa sağlık çalışanı kasten yaralamadan sorumludur” dedi.

Adana Barosu tarafından “Tazminat, Aydınlatma, Onam ve Yargı Kararları” konulu konferans düzenlendi. Seyhan Oteli’nde düzenlenen konferansa İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Hakeri ‘Hekim Sorumluluğu’ konulu sunum gerçekleştirdi.

Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunun önemine değinen Prof. Hakeri, “Bir insanın ameliyat edilmesi, veya enjeksiyon yapılıyorsa yapılan iş kasten yaralama niteliğindedir. Hekimlerin veya diğer sağlık çalışanlarının cezalandırılmaması için bazı şartlara uyması gerekiyor. Örneğin 2014 yılında 4 milyon 798 bin 946 ameliyat yapılmış. Belki 20 milyon da enjeksiyon yapılmıştır. Ama bizim bildiğimiz 25 milyon insanın kasten yaralanmasına rağmen hekim veya hemşirelerden cezalandırılan yok. Neden? Çünkü yasada belirtilen şartları yerine getirdikleri için. Hukuka uygun hareketmiş olduklarından herhangi bir sorumlulukları söz konusu olmaz” dedi.

Tıbbi sorumlulukta bazı şartlara uygunluk gerektiğini belirten Prof. Hakeri, “Tıbbi sorumlulukta ilk şart sağlık çalışanı olması gerekir. İkincisi rıza yani aydınlatma, üçüncüsü de endikasyon. Hastaya müdahale edilirken, öncelikle aydınlatılmalı. Doktorluk, Hemşirelik, Ebelik, Diş Hekimliği, Veterinerlik, Eczacılık ve Mimarlık Eğitim Programlarının Asgari Eğitim Koşullarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik 3/3-ç maddesi, tıp eğitimi sonunda mezun olan hekimlerin, yetkililerin gözetiminde, hastanelerde gerçekleştirilecek yeterli klinik deneyime sahip olmaları, 4/4-c maddesi hemşirelerin, programın özüne ve amacına uygun olarak planlanmış, nitelikli hemşireler tarafından denetlenen ve hasta bakımı için gerekli olan sayıda nitelikli hemşire ve malzemenin bulunduğu yerlerde klinik uygulamalar yaparak yeterli bir klinik deneyiminden geçmeleri gerekir” diye konuştu.

Belirtilen şartların detayları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hakan Hakeri, şöyle konuştu;

“Bir müdahaleyi yapabilmeniz için yönetmelik eğitim sorumlusu gözetmeli. Şimdi tıpçılar açısından demek ki öğrenciler müdahale ederken ya da asistanlar müdahale ederken bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Hukukçular açısından baktığımızda önünüze gelen bir dosyada müdahaleyi öğrenci yapmışsa veya asistan yapmışsa sizin araştırmanız gereken şeylerden birisi ‘gözetim altında yapmış mı? Herhangi bir olumsuz durum halinde derhal hocasının müdahale edebileceği bir konumda yapılmış mı? ve ya Bu işlem hakkında müdahale olmuş mu? mutlaka bakmanız gerekiyor.

İnsan Hakları Mahkemesi 2014 yılında verdiği kararla Rusya’yı araştırma hastanesinde öğrenci bulundurduğu için mahkum ediyor. Hastanın rızası olmadan orada bulunduğu için. Bakın müdahale yaptığı için değil sırf bulunmaktan.

Birinci şartımız bu. Uzmanlık şartı, bizim mevzuatımızda 1219 sayılı temek bir kanunumuz var bu kanunda uzmanlığı çok aramıyor çünkü bu kanun çok eski, 1920’lerin sonlarında çıkarılmış bir kanun. Sonradan tıpta uzmanlık yönetmeliği çıkarıldı ve Yargıtay’ın son kararlarına baktığımızda mutlaka uzmanlığı araştırın diyor.

Dolayısıyla sizin önünüze gelen dosyalarda da buna bakmanız gerekiyor, o müdahaleyi yapan hekim bu işin uzmanı mı? Mutlaka hakime, hekimin uzmanlık alanı olup olmadığının Adli Tıp tarafından incelenmesinin mutlaka söylemeniz gerekiyor. Eğer uzmanlık alanı içerisinde değilse o zaman tıbbi müdahale hukuka aykırıdır.

İkinci şartımız aydınlatma şartıdır. İnsan Hakları Mahkemesi aydınlatma eksikliğinden dolayı ülkemiz de dahil bir çok ülkeyi mahkum etmiş ve yine artık Anayasa Mahkemesi’nde kararlar alınmış. Yani sadece İnsan Hakları Mahkemesi’nden değil, Anayasa Mahkemesi’nden başvuru yoluyla birkaç tane davada art arda aydınlatmayla ilgili hak ihlaline karar verdi.

Anayasa Mahkemesi diyor ki, vücut bütünlüğüne yönelik bir müdahale yönünden öncesinde yeterli bir biçimde aydınlatmayla ilgili derece mahkemelerince konuyla ilgili yeterli bir gerekçe ortaya konulmalı.

Aydınlatma borcunun yerine getirilip getirilmediği konusunda Yargıtay’ın, Danıştay’ın verdiği çok sayıda karar var. Adli Tıp Kurumu raporunda önceden böyleydi adli tıpta istese de istemese de kendinden yapıyordu bunu aydınlatmayla ilgili görüş istiyorduk.

Bugün artık yüksek mahkemeler aydınlatmanın tespit işinin Adli Tıp’ın işi değil diyor. Aydınlatma hukukçuların işi, yani burada bir aydınlatma yapılmış mı yapılmamış mı düzgün yapılmış mı bunu kim tespit edecek diyor Yargıtay ve Danıştay? Hakim tespit edecek diyor. Hakimin bakması gerekir diyor.

Aydınlatmanın içindeki bazı unsurları hukukçular olarak biz de, hakim de bilemez. Adli Tıp’ın bu konuda bizi yönlendirmesine ihtiyaç var. Aydınlatma konusunda içerik noktasında biz Adli Tıp’tan yardım almak durumundayız.

Aydınlatma hükümlüsü müdahaleyi yapan kişidir. Aydınlatmayı müdahaleyi kim yapıyorsa hemşireyse hemşire, doktor ise doktor tarafından yapılması gerekir. Yoksa aydınlatma geçersiz olur. Aydınlatılacak kişi de hastanın kendisidir. Başka bir kimse değil. Hastanın oğlu, kızı vs olmaz.

Aydınlatma, bir süre öncesinde, büyük operasyonlar için ise evrensel olarak süre 24 saattir. Yani tıbbi müdahaleden 24 saat öncesini kabul ediyoruz. Tıp hukukunu tamamen Adli Tıp Kurumu’nun eline bırakmamak için bunları bizim de bilmemiz gerekir. Tıpçılarda aydınlatma süresinin 24 saat öncesinde yapılmasını bilmesi gerekiyor.

Üçüncü şart da rıza şartıdır. Rıza şartı çok sorun çıkarmıyor. Çünkü kimseye zorla müdahale edemezsiniz. Anayasamızda tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz denilir. Bir kimsenin rızası olmalı, rıza dışı için ise bir kanuna ihtiyaç vardır.

Tıbbi müdahalelerde son şart da endikasyon yani zorunluluk şartıdır ve bu şart da çok önemlidir. Tıbbi müdahaleler endikasyonu varsa yani zorunluluğu varsa yapılacak.  Bu zorunluluk da tıbbi bir zorunluluk, yani tıbben müdahale zorunluysa ancak müdahale olabilir.

Endikasyonsuz müdahaleler hukuka aykırı müdahalelerdir. Endikasyonu da mutlaka dosyalarda araştırmamız gerekiyor. Biz bunu hukukçular olarak bilemeyebiliriz ancak Adli Tıp’a bunu sordurmamız gerekiyor. Bu müdahalenin endikasyonu var mı?

Tıbbi müdahalede endikasyon, rıza ve aydınlatma olmazsa sağlık çalışanı kasten yaralamadan sorumludur”

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2019, 14:30

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER