Turanbayburt: Okulların yapı envanteri acilen çıkarılmalı

Türkiye, başta deprem olmak üzere çeşitli doğa olaylarından sıkça etkilenen bir coğrafyada yer almakla birlikte, geçmişte yaşanan depremlere bakıldığında da yarattığı yıkıcı etkisinin meydana getirdiği can ve mal kaybı risklerin boyutunu daha açık ortaya koymaktadır.

Turanbayburt: Okulların yapı  envanteri acilen çıkarılmalı

Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER

ADANA (İLKHABER) – Türkiye, başta deprem olmak üzere çeşitli doğa olaylarından sıkça etkilenen bir coğrafyada yer almakla birlikte, geçmişte yaşanan depremlere bakıldığında da yarattığı yıkıcı etkisinin meydana getirdiği can ve mal kaybı risklerin boyutunu daha açık ortaya koymaktadır.

Türkiye'de 1900 ile 2019 tarihleri arasında geçen 119 yıllık süreçte 4.0 ile 7.9 arasında değişen büyüklüklerde 13 bin 687 deprem meydana gelmiş ve bu depremlerde 86 bin 456 kişin hayatını kaybetti. Tüm bunların yanında 603 bin 131 yapı ise ya yıkıldı ya da ağır hasar gördü.

Geçtiğimiz Eylül ayında İstanbul’da meydana gelen deprem sonrası bazı okullarda meydana gelen hasar, bu kez tüm dikkatleri eğitim binalarının güvenliğine çevrildi.

Adana’da da 24 – 25 – 26 Aralık 2019 tarihlerinde meydana gelen ve günlük 250 kg’lık yağışla birçok vatandaşın evi, esnafın işyerleri ve bazı okulların bodrum katlarını su basması konutların yanı sıra eğitim kurumlarındaki yapıların güvenliğini gündeme getirdi.

Bu konuda Türkiye’nin yapı güvenilirliği hakkında gazetemiz İlkhaber’e konuşan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, “Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmaktadır. Ancak bu yapı stokunun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmamıştır. Bilinen, mevcut yapıların yüzde 67`sinin ruhsatsız, yüzde 60’ının 20 yaşından büyük olduğu, yapı stokunun önemli bir kısmının olası depreme karşı güvenli olmadığıdır. Kamu yapıları da ifade edilen bu tablo içerisinde yer almaktadır” dedi.

Son 120 yıldaki depremler ve verdiği zararlara dikkat çeken Turanbayburt, “AFAD Deprem Dairesi'nce hazırlanan verilerde; Kuzey, Doğu ve Batı Anadolu fay hatlarındaki deprem kuşağında bulunan Türkiye'nin çeşitli kentlerinde 1900 ile 2019 tarihleri arasında can kaybı, ağır hasar veya yıkıma neden olan 240 deprem meydana geldiği belirtilmektedir.  Aynı verilerde son 119 yılda 4.0 ile 7.9 arasında değişen büyüklüklerde ise 13 bin 687 deprem meydana geldiği, bu depremlerde 86 bin 456 kişinin hayatını kaybettiği, 603 bin 131 yapının ise ya yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü yer almaktadır” diye konuştu.

Bu konuda konutlarla özellikle eğitim kurum binalarıyla ilgili yapı envanter çalışmalarının yapılarak, güçlendirme ve tadilatına karar verilen okullarda bir an evvel ilgili onarım ve tadilatlar yapılması gerektiğine vurgu yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, şöyle konuştu;

“Hafif hasarla atlatılması gereken depremlerde dahi yapıların kullanılamaz hale gelmesi ve can kayıplarına yol açması, mevcut yapılardaki tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir. Hatta ülkemizde binalar deprem olmadan bile yıkılmaktadır.

Ülkemizde, binaların yapı ve deprem güvenliği konularında, 1999 depremleri milat olarak kabul edilmiştir. Ancak 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana 21 yıl geçmesine rağmen, her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde alınan önlemlerin yetersizliği ortadır.

Ayrıca yeni risk yaratıcı durumlara sebebiyet verilmektedir. 2018 yılında “imar barışı” olarak yapılan ve kaçak yapılara çıkarılan af bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. 2019 yılında da uzatılarak devam ettirilen bu afla toplam 71 bin 144 adet yapı kayıt belgesi oluşturulmuş ve 319 milyon 247 bin 370 TL toplanmıştır. 

Şurası açıktır ki, insanların depreme dayanıklı yapılarda oturmasını sağlamak devletin asli görevlerindendir. Bunun sağlanması için, bilimsel ve çağdaş bir anlayışıyla ortaya konmuş bölge ve kent planlarına ihtiyaç vardır. Yapı stokunun mevcut durumunun tespit edilmesi de sağlıklı bölge ve kent alanlarının yaratılması açısından yapılması gereken görevler arasındadır.

Betonarme bir yapının mevcut durumda ayakta durması yapının güvenli olduğu anlamına gelmez. Yapının servis ömrü boyunca olası ortaya çıkacak olan dış koşullara karşı dayanma gücünün olması gerekmektedir. Bunun belirlenmesi de inşaat mühendisliği mesleğinin konusudur ve bir yapının olası bir depremde davranışını tespit etmek mümkündür.

Tüm bunlarının yapılabilmesi için ülkemizin kaynak sorunu yoktur,  kaynakların doğru kullanılmaması sorunu vardır. Örnek verecek olursak, 1999 depremi sonrası deprem vergisi olarak toplanan 60 milyar TL amacı için kullanılsaydı elbette mesafe kat edilirdi.

Çarpık bir kentleşme süreci yaşayan Adana’da yapı stokunun durumunun acilen tespit edilmesi gerekmektedir. Şehrimizdeki yapıların olası bir depremde nasıl bir davranış sergileyeceğinin bilinmesi hayati önemdedir.

Hangileri depreme dayanıklıdır, hangi yapılar güçlendirmeyle dayanıklı hale getirilebilir, hangileri yıkılıp yeniden yapılmalıdır, tüm bunlar can ve mal güvenliği açısından bilinmesi gereken konulardır. Bu bilgiyi bize yaşanan bir deprem değil, ülke ve kent yöneticilerinin, üniversitelerle ve ilgili meslek odaları ile birlikte yapacağı bilimsel esaslara dayanan programlı ve kapsamlı bir çalışma vermelidir.

Öncelikle okullara ve yurtlara yönelik yapı envanteri çalışmalarının tamamlanması gerekmektedir. Adana’daki okul binalarının depreme dayanıklılığı, kaç okulda güçlendirme yapılması gerektiği, kaçının yeniden yapılması gerektiği konularındaki tespitlerin önemi ortadadır. Okulların deprem güvenliğinin sağlanması yönünde 2015 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile ÇÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü ile bir protokol imzalanmıştır. Bu protokol kapsamında bugüne kadar 25 okulun güçlendirme çalışmasının tamamlandığını bilinmektedir. .

Adana Valiliğinin bu çalışmaların devam edip etmediği, konuyla ilgili sürdürülen çalışmaların hangi aşamada olduğu konusunda kamuoyunu bilgilendirilmesi kamu sağlığı açısından yararlı olacaktır.

Adana’da 1300 civarındaki okulda öğretim gören 500 bine yakın öğrenci var. Çok sayıda öğretmenimizin de yer aldığı bu okul binalarının depreme dayanıklı olması hepimizin sorumluluğudur.  

Okul ve yurtlar, geleceğimiz olan çok sayıda öğrencinin eğitim gördüğü yerlerdir. Depreme dayanıklı olmayan bir binada çocuklarımızın eğitim görmesi, barınması olası bir depremde vahim bir tabloya neden olacaktır. Adana’daki deprem toplanma alanları ve geçici barınma alanlarının çoğunun okullar olarak tespit edilmiş olması konunun aslında tüm il açışından hayati önemde olduğunu göstermektedir.

Okullarımızla ilgili ciddi yapı envanter çalışmaları yapılarak, güçlendirme ve tadilatına karar verilen okullarda bir an evvel ilgili onarım ve tadilatlar yapılmalıdır. Yeni yapılan okullarımızda denetim mekanizmasının doğru ve eksiksiz gerçekleşmesi için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunun bilinciyle, okullarımız kullanım amacına uygun olarak tasarlanmalıdır.

AFAD sitesinde, olası bir depremde vatandaşın yönlendirileceği yerler olarak belirtilen Adana için toplanma alanı ve geçici barınma alanı listelerinde, pek çok okul, yurt ve öğrenci pansiyonu yer almaktadır. AFAD listesinde yer alan toplam sayısı 186 olan geçici barınma alanlarının 66’sı okul,  64’ü yurt, öğrenci pansiyonu ve misafirhanedir. Geçici barınma alanı olarak belirlenen bu 186 yapının 113’ü 2007 yılından önce üretilmiştir. 2007 deprem yönetmenliği öncesi yapılan bu yapılar, performans analizleri ve güçlendirmeleri yapılmadıysa risk taşıma ihtimalleri yüksektir.  Kaldı ki artık yeni yapılan binalarda 2018 deprem yönetmenliğine uygunluk aranmaktadır.

Elbette ki tüm binalarımızın depreme karşı dayanaklılığı sağlanmalıdır. Bizim amacımız bir an önce tedbirlerin alınmasını sağlamak, öncelikli yerlerden başlayarak tüm binalarımız için devam edilmesidir.

Geçtiğimiz günlerde Adana’da son 50 yılın en büyük yağışını yaşadık. Çok sayıda vatandaşın evlerinin, okullarının ve işyerlerinin bodrumları ne yazıktır ki su baskınına uğradı. Bu durumun etkisi olarak insanlarımızın kış şartlarında zor durumda kalmasının yanı sıra, bodrumların su almasının yapıların dayanıklılığı üzerinde olumsuz etkiler yaratması da ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Unutulmamalıdır ki bu tür doğal afetlerin en az zararla atlatılmasının yolu öncesinde alınacak önlemlerle mümkündür.

Ülke yapı stokunun olumsuzluğunu, yapı denetim sistemindeki eksikliklerin ceremesini kentte yaşayanlar, özellikle de yoksullar çekmektedir. Bunun önlenebilmesi için, ülkeyi ve kenti yönetenlere görevlerini yerine getirmedikleri konularda hesap sorulması gerekmektedir. Bu noktada, halkın deprem konusunda dayanışma içinde olması önem teşkil etmektedir.

Adana Valiliği, Belediye, Üniversite ve ilgili meslek odalarının işbirliği ile sağlıklı çalışmalar yürütüleceğini düşünmekteyiz. İnşaat Mühendisleri Adana Şubesi olarak deprem önlemlerinin alınması konusunda şehrimizde yapılacak çalışmaların içinde her zaman yer almaya hazır olduğumuz bilinmelidir”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2