banner6

Yaşar Gökoğlu, tüm canlıların yok oluşuna izin vermeyeceklerini söyledi

Yaşar Gökoğlu, tüm canlıların yok oluşuna izin vermeyeceklerini söyledi

Bayram BULUT

 

ADANA (İLKHABER) - Adana'da çevreciler iklim değişikliğine dikkat çekerek, tüm canlıların yok oluşuna izin vermeyeceklerini vurguladı. Adana Çevre Platformu üyesi Yaşar Gökoğlu, iklim krizi yüzünden önümüzdeki 11 yılda 120 milyon kişinin daha yoksullaşacağına dikkat çekti.
Adana Çevre Platformu, iklim değişikliğine dikkat çekmek için “Küresel İklim Grevi” adı altında Atatürk Parkı’nda çevrecilerle buluşma etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Adana Çevre Platformu üyesi Yaşar Gökoğlu, bir milyon canlı türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, iklim krizi yüzünden göçlerin artığını, sadece 2018’de dünyada 17 milyon insan göç ettiğini ve 2008 ila 2018 arasında bu sayının 265 milyonu bulduğuna işaret etti.

200 CANLI TÜRÜ YOK OLACAK

Dünyada her gün yaklaşık 200 canlı türünün yok olduğunu altıncı kitlesel yok oluşun ortasında olunduğunu vurgulayan Gökoğlu, “Son 44 yılda canlı popülasyonları yüzde 60 azaldı. Bir milyon canlı türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İklim krizi yüzünden göçler artıyor, sadece 2018’de dünyada 17 milyon insan göç etti, 2008-2018 arasında bu sayı 265 milyonu buldu. Dünyadaki yoksul bölgeler karbon salınımının sadece yüzde 10’unu gerçekleştirdiği halde iklim krizinin yükünün yüzde 75’ini sırtlayacak. 2100’e kadar deniz suyu seviyesi 2 metreye kadar yükselebilir. Bu durumda milyonlarca kişi yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalacak.” dedi.

11 YILDA 120 MİLYON KİŞİ DAHA YOKSULLAŞACAK

İklim krizi yüzünden önümüzdeki 11 yılda 120 milyon kişinin daha yoksullaşacağına dikkat çeken Gökoğlu, “İklim değişikliği sebebiyle milyonlarca kişi yaşama, beslenme, barınma ve su gibi temel insan haklarından mahrum kalacak. Haziran ayında sıcaklıklar normallerin 0,93 derece üzerinde geçti. Temmuz ayının ise şu ana kadar dünyada ölçülen en sıcak ay olması bekleniyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz Havzası son 900 yılın en ağır kuraklığını yaşıyor. Gezegen olarak ekolojik bir krizin ortasındayız. İçinde bulunduğumuz krize karşı uygun politikalar oluşturmamızın zamanı geldi de geçiyor. Kaybedecek bir saniyemiz dahi yok. Şu anda Yeryüzünün atmosferi, endüstri devrimi öncesi seviyelerden 1°C daha sıcak. Endüstri devriminden, kapitalizmin egemenliğinden bu yana dizginlenemez şirket faaliyetleri bizi bugün içinde bulunduğumuz duruma, bir yol ayrımına getirdi.” ifadelerini kullandı.

İKİ SEÇENEK VAR

Yaşam için iki seçenek olduğunu dile getiren Gökoğlu, “Önümüzde yalnızca iki seçenek duruyor. Ya küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamak için üstümüze düşeni yapacağız ve sıfır karbon emisyonuna geçeceğiz ya da yaşamın sona erdiği bir gelecek ile yüz yüze geleceğiz. Gezegenin sıcaklığının arttığını otuz yıldır biliyoruz. Bu geçen otuz yıl içinde iklim değişikliğini durdurmak için hükümetler sayısız adım atabilir, iklim adaleti temelli uluslararası bir sözleşme hayata geçirilebilir, kârları uğruna yaşamı yok oluşa sürükleyen fosil yakıt şirketlerine dur denebilirdi. Oysa bunların hiçbiri yapılmadı. İklim krizi ile baş etme imkanlarımız ve zamanımız gittikçe azaldı. Şimdi tüm dünyada iklim hareketine önderlik eden öğrencilerin, Fridays for Future’ın (Buradayız, çünkü geleceğimizi çaldınız!) çağrısına biz de ortak oluyoruz. İnsanlığın ve tüm canlı yaşamının yok oluşuna izin vermeyeceğiz. O yüzden biz de ya sıfır karbon gelecek ya da sıfır gelecek diyoruz!” diye konuştu.

FOSİL YAKITA VEDA

Neler yapılması gerektiği konusunda görüş bildiren Gökoğlu açıklamasını şöyle sürdürdü; “Fosiltların ve iklimin tahribatının tüm finansmanını ve desteğini derhal sonlandırın. Fosil yakıt sübvansiyonlarını kaldırın ve fosil yakıt projeleri, ormansızlaşma ve iklim tahribatını finanse etmek, ticaret yapmak amacı içinde olan herhangi bir banka, piyasa, hükümet veya diğer borç veren kurumların yasadışı olmasını sağlayın. Sera gazı emisyonunun en önemli kaynaklarından biri olan termik santral projelerini canlı yaşamı daha fazla tehdit etmeden acilen durdurun.

GÜNEŞE MERHABA

Yenilenebilir enerjinin gelişmesine izin verin. Yenilenebilir enerjinin gelişimi için tüm engelleri kaldırın ve herkesin temiz, yenilenebilir enerjiye erişebilmesi için finansman programları oluşturun.

DOĞA DOSTU TARIM

Endüstriyel tarım üretmiyor, tüketiyor! İnsanların ve tüm canlıların sağlığını olumsuz etkileyen, ekosistemi tehdit eden, toprakta olması gereken karbonun atmosfere salınımına neden olan endüstriyel tarım ve hayvancılık yerine, doğa dostu üretim yöntemleri teşvik edilsin ve desteklensin. Endüstriyel et tüketiminin azaltılmasına, zehirsiz ve mevsimsel beslenmenin önemine ilişkin bilgilendirme çalışmaları yapılsın. Gezegenimizi zehirleyen pestisitler (tarım zehirleri) yasaklansın.

ORMANLAR VE DOĞAL YAŞAM

Dünyanın ciğerlerine saygı gösterin ve ormansızlaşmayı sonlandırın. Ormansızlaşmış alanları yeniden ağaçlandırın. İnsanın doğanın bir parçası olduğunu hatırlamasını sağlayın. Doğanın ve yaban hayatın korunmasına yönelik planlar ve projeler geliştirin. Nesli tükenmekte olan türleri koruyun ve bu konuda sürdürülebilir çalışmalar yapın.

FARKINDALIK

İklim krizinin nedenleri ve etkileri hakkında ekonomik ve politik düzeyde doğru bilgi verilsin. Bu doğrultuda toplum bilinçlendirme çalışmalarına öncelik verin. Okullardaki müfredata iklim krizini dahil edin.

İKLİM KRİZİ

Şimdi, bugün geldiğimiz noktada iklim değişiminin bir iklim krizine dönüştüğü konusunda işçiler, gençler, kadınlar, köylüler aynı görüşteler. Nüfusun büyük çoğunluğu içinden geçtiğimiz iklim krizinin farkında. Araştırma şirketi Konda’nın anketine göre Türkiye’de nüfusun dörtte üçü iklim değişiminden endişeli ya da çok endişeli.

HAYKIRIŞLAR YÜKSELİYOR

Bu, nüfusun çoğunluğunun durumu bizim gibi, okul grevi yapan gençler gibi algıladığını gösteren bir sonuç ve harekete geçecek milyonlarca insanın olduğuna işaret ediyor.

Kazdağları’ndan, Fatsa’dan ve ülkenin birçok yerinden “toprağın üstü, altından daha değerlidir!” haykırışları yükseliyor. Yumurtalık, Zonguldak, Muğla, Afşin köylülerinden “kömür santrali istemiyoruz!” sesleri geliyor. Koruma altındaki Dersim dağlarının maden şirketlerinin yağmasına açılmasına Dersimliler itiraz ediyorlar.  Onbinlerce yıllık Hasankeyf’in sular altında bırakılmak istenmesine karşı duruluyor.

TARTIŞMALAR ARTIK SON BULSUN

İklim krizinin sorumlusunun kim olduğu tartışması artık son bulmuştur. BP, Shell, Mobil gibi petrol şirketleri, kömür ve gaz şirketleri, maden çıkartacağım diye doğanın altını üstüne getiren, işleri bitince ölü bir doğa bırakan, ormanları acımasızca katleden maden şirketleri iklim krizinin asli sorumlularıdır. Yalan söyleyerek, gerçekleri gizleyerek, acımasız kapitalist rekabet kurallarını daha da acımasız hale getirip fosil yakıta dayalı enerjiye yüklenip tüm gezegeni hayvanlar, bitkiler gibi örgütlenemeyen canlılar ve yoksullar için yok oluşun eşiğine getirenler bu şirketler, bunları destekleyen bankalar ve arkalarında duran, onları destekleyen politikacılardır. Onlar ki; Gezegeni, ormanları, hayvanları, ekolojik dengeyi zerre kadar umursamayanlardır.

YERYÜZÜ, ATMOSFER, DENİZLER ÇÖPLÜĞÜNÜZ DEĞİLDİR.

Gerçeği gizleyen ve iklim değişikliğini tırmandıran politikaları uygulayan siyasetçiler, bu politikaların uygulanmasından kar elde eden şirketler, iklim inkarcıları, yeni kuşakların ekosistemini gasp eden kapitalizmin bekçileri suçludurlar. Bugün, buradan, dünyadaki milyonlarca insanla birlikte haykırıyoruz: Yeryüzü, atmosfer, denizler çöplüğünüz değildir. Yaşayabileceğimiz başka dünya yok. Yaşamımızdan, geleceğimizden, gezegenimizden kirli ellerinizi çekin.”

Gökoğlu’nun konuşmasının ardından katılımcılarda söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdi. Etkinlik hatıra fotoğraflarının çekilmesinin ardından son buldu.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER