Kur’an mucizedir

M.Ü. İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Uyanık, Saimbeyli İlçe Müftülüğü’nün Ramazan ayı konferansında Kur’an’ın gönüllere devam olduğunu söyledi
Bu haber 2018-05-17 18:09:30 eklenmiş ve 111 kez görüntülenmiştir.

(ÖZEL HABER)

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Saimbeyli İlçe Müftülüğü Ramazan ayı konferansları kapsamında ‘Kur’an-la Diriliş ve Kur’an ziyafeti’ programı düzenledi. Dr. M. Zeki Uyanık; “Kur’an, daralan kalplere şifa, bunalan gönüllere deva, isteyenlere öğüt ve hidayet rehberi olarak göndermiştir. Kur’ân, hak ile batılı birbirinden ayırt eden bir kitap ve en büyük mucizedir” dedi.

Mersin Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. M. Zeki Uyanık, Saimbeyli İlçe Müftülüğü tarafından düzenlenen Ramazan konferansı kapsamında ‘Kur’an-la Diriliş ve Kur’an ziyafeti’ programına katıldı.

“KUR’AN’I ÖĞRENMEK ÖNEMLİ”

Yoğun katılımın olduğu konferansta Kur’an-ı Kerim’in önemine değinen Dr. M. Zeki Uyanık; “Kur’an-ı Kerim, Allah kelamı olduğu için kelamın en yücesi ve en güzelidir. Dünya ve ahirette mutluluğa götüren yol, hiç şüphe yok ki Kur’an-ı Kerim’in gösterdiği yoldur.  Bu kutsal yolun pusulası da şüphesiz onu öğrenmekle olur” dedi.

Kur’an-ı Kerim’i öğrenip öğretmenin yanında verdiği mesajları anlayıp yaşama uygulamak gerektiğini belirten Mersin Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. M. Zeki Uyanık; “Son ilahi kitap olan Kur’an-ı Kerim’i öğrenip öğretmek önemli ve güzel olduğu gibi bir güzellik daha var ki ondan da uzak durmamız mümkün değildir. O da okuduğumuz ilahi mesajı anlamamızdır” şeklinde konuştu.

Kur’ân-ı Kerim’in hak ile batılı birbirinden ayırt eden en büyük mucize olduğunu ifade eden Dr. M. Zeki Uyanık, sözlerine şöyle devam etti;

“İnsan, en güzel şekilde yaratılmış. Halife akıl, irade, düşünme, okuma, öğrenme, anlama, anlatma, iyi ve kötüyü, hayrı ve şerri birbirinden ayırt edebilme ve benzeri yeteneklerle donattığı insanı, kendisine ibadet etmesi için yaratmıştır.

Bu görevini yerine getirmesinde örnek ve önder olması için peygamberler, rehber olması için de kitaplar göndermiştir. Yüce Mevla, kullarını dünya ve âhiret saadetine eriştirmek için ilk insandan beri Peygamberlerle beraber kitaplar indirmiştir. Bu kitaplar vasıtasıyla emir ve yasaklarını kullarına bildirmiş, ilahi mesaj olarak da son kitabı Kur'ân-ı bizlere lütfetmiştir. 

“DARALAN KALPLERE ŞİFA, BUNALAN GÖNÜLLERE DEVADIR”

Kur’an, daralan kalplere şifa, bunalan gönüllere deva, isteyenlere öğüt ve hidayet rehberi olarak göndermiştir.

Kur’an; nuru ile âlemleri, akılları ve gönülleri aydınlatan, insanlığı inkâr bataklığından imanın yüceliğine, cehalet karanlığından irfanın aydınlığına çıkaran yüce bir nurdur. Kur’ân, hak ile batılı birbirinden ayırt eden bir kitap ve en büyük mucizedir.

Tarih boyunca bu mucizesi var olmuş ve meydan okumuş. Bu meydan okuma karşısında aciz kalmış müşrikler Kur’an’ın bu meydan okuyuşu karşısında değil Kur’an’ın bir suresini, bir ayetini bile taklit edemedi. Sözle karşılık vermeyenler kılıçla karşılık vermişler. Avrupalılar Kur'an'ın eksiğini bulmak için enstitüler kurdular ama bulamadılar. Bulamadıkları için kılıçla mücadele ettiler ediyorlar en son Fransa'daki 300 kişinin açıklaması da bunu gösterir.

Bir çok gayri Müslim Kur’an’ın bu etkisi sayesinde Müslüman olmuş, düşmanlıkları dostluklara, inkarları imana dönüşmüştür. 

Kur’an-Kerim’in üslup, belağat ve muhteva itibariyle mucizeliği karşısında hayranlık duyanlar, sadece Kur’an’a inananlar değildir. Kur’an’ı insaflı ve önyargısız inceleyen batı medeniyetinin meşhur simaları da onun eşsizliğini teslim etmişlerdir.

Örneğin; Prens Bismark: “Böyle bir kitap insan zekası mahsulü olamaz” demiştir. İngiliz düşünür Edmond: “Kur’an-ı inceledikçe onun mükemmelliğini ve yüceliğini kavramış oluyoruz. Kur’an, insanı önce cezbeder sonra onu hayrete düşürür. Sonra onu kendini meftun eder. İnsanı kendisine hürmete mecbur eyler.”

Nitekim Hazreti Peygamber Kur’an-ı Kerimi öğrenenleri överek “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve onu öğretendir.” hadisi ile bu kutsal kitabı öğreneni insanların en hayırlısı olarak nitelendirmiştir.

“AHİRETTE ŞEFAATÇİ OLACAK”

Kur’an, kendisini öğrenip okuyanlara ahiret gününde şefaatçi olacaktır. Hazreti Peygamber bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Kur’an okuyunuz; zira Kur’an, okuyanlara, kıyamet gününde şefaatçi olarak gelir” 

Kur’an gibi muazzam bir vahiy kitabını öğrenmeyen, kalbinde bir ayetine yer vermeyen kimse Hazreti Peygamberin ifadesi ile yıkılmış harabeye dönüşmüş bir ev gibidir.

Kur’an-ı Kerim, Allah kelamı olduğu için kelamın en yücesi ve en güzelidir. Dünya ve ahirette mutluluğa götüren yol, hiç şüphe yok ki Kur’an-ı Kerim’in gösterdiği yoldur.  Bu kutsal yolun pusulası da şüphesiz onu öğrenmekle olur.

“KIYAMETE KADAR YOL GÖSTERECEK”

İnsanlığa kıyamete kadar yol gösterecek olan Kur’an’ı öğrenmek ve öğretmek hem hayırlı bir iş, hem de Allah indinde değer kazanmaya bir vesiledir. Dolayısıyla Allah’ın, kitabının öğrenme ihsanına erişmiş bir mü’min bundan dolayı Allah’a şükredip elinden geldiği kadar bu ilahi vahyi insanlara da öğretmeye çalışmalıdır.

Biz Müslümanların hayatlarını Kur’an’ın kontrolü altında tutabilmemiz, Kur’an ölçüsünde yaşayabilmemiz, hidayetten delalete düşmememiz için Hazreti Peygamber döneminde olduğu gibi Kur’an’ı tam anlamı ile anlamamız ile mümkündür.

Tarihi misyonu gereği ne zaman ve nerede bulunursa bulunsun, Müslüman’ın her şeyden önce Kur’an’ı öğrenmesi ve anlaması zorunludur. Onu anlamadan atacağı her adımı beraberinde bir problem getirebilir. Hele günümüz Müslümanı Kur’an’ı anlamaya çok daha fazla muhtaçtır.

Dünyada huzur ve saadete, ahirette de ebedi mutluluğa erişmenin yolu Kur’an’ı anlamadan geçer. Bu sebeple biz Müslümanlara bu yolu gösteren ve bu yolda nasıl yürümemiz gerektiğini, nasıl hedefe varacağımızı gösteren yüce kitabımızı anlamaya çalışmak başta gelen görevimiz olmalıdır.

Tarihi bir gerçektir, Kur’an’a sarılanlar mutlak kurtulmuşlar ve Kur’an’ın hakkını gözetip onu yüce tutup yolunda yürüyen milletler yükselmiş ve aziz olmuşlardır.

Tıpkı misafir kaldığı odada, Kur’an-ı Kerim bulunduğu için hürmet gösterip ayaklarını uzatıp yatmayan Osman Gazi’nin soyu gibi yedi yüz yıla yakın hükümranlık ve cihan sultanlığı şerefinin temelinde bu hürmetin mükafatı yatmaktadır.

Ama Allah’ın bu çağlar üstü kitabının yolunda yürümeyen, hürmet etmeyen milletler de zelil duruma düşmektedirler.

Sonsuz mucize Kur’an, nazil olduğu dönemden beri kendisine istediği gibi sarılan ve yolunda yürüyen Müslümanları hep yüceltmiş ve üstün kılmıştır. Müslüman olduğu halde kendisine sırt çeviren, önem vermeyen ve kendisini ihmal edenler ise hep kaybetmişlerdir.

İnsan sosyal bir varlıktır. Bunun için Kur’an, toplu olarak yaşamak durumunda olan insanların; ahlaki, idari, iş, hukuki ilişki ve görevleri, inanç, amel gibi davranışlarla ilgili temel kurallar getirmiştir. Getirdiği bütün bu kurallar ile Kur'an-ı Kerim, emir ve yasaklar, helaller ve haramlar, öğüt ve tavsiyelerle fert ve toplumları en doğru yola iletir.

İslam’ın temeli Kur’an olduğuna göre her Müslümanın birinci vazifesi bu Kur’an’ı öğrenip, anlamak sonra da bunu yaşamında pratiğe döküp yolunda yürümesi lazım. Aksi bir davranış eksik ve yanlış olur ki İslam Düşünürü Muhammed İkbal bunu şöyle özetlemektedir:

“Eğer Müslümanca yaşamak istersen: Kur’an-a sarıl. Çünkü Kur’an-sız İslami hayat mümkün değildir.”

Onun için geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı Kur‘an ile buluşturalım”

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNCEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi