Hac dönemi için yapılan süreli nikah caiz olur mu?

Mahremsiz hacca gidemeyen kadınların biriyle nikâhlanıp da hacca gitmeleri hac dönüşünde ise bu nikâhı bozup tekrar bekâr hayata dönmeleri diye İslam’da bir uygulama ve salahiyet yoktur.

 

        Sırf mahremi olsun diye böyle bir usule başvurmak asla caiz değildir. Akıl ve ahlak dini olan İslam hacca gidip dönünceye kadar müddetli bir nikâhı asla kabûl etmez. Böyle bir nikaha  nikâh-ı muvakkat denir. Muvakkat nikâh, yani aile hayatı kurma niyetinin dışında yapılan müddetli nikâh, nikâh değil; aldatıcı ve gayr-i meşrû münasebeti kolaylaştırıcı bir safsatadır.

 

        şterek âile hayatı kurup beraber yaşama niyeti dışında nikâh yapılamaz. Şayet hacca gitmek üzere olan iki hacı adayı böyle bir karara vardılar da müşterek âile hayatı ve ömürleri boyunca birlikte yaşamayı kabûl ederek nikâh yaparlarsa bu meşrû bir durumdur. Hacla alâkalı değildir, âile hayatı kurup yeni bir hayata başlamaktır. Sadece hacca gidebilmek için yapılan bir nikâh değildir. Zira nikâhta müddet bâtıldır. Bu ister normal hayatta yapılsın isterse hac için yapılsın fark etmez.

 

 

 

Görevli olarak hacca gidenin haccı kabul olur mu?

 

   Haccın bir takım farzları vardır. Kim bu farzları yerine getirirse haccını yapmış olur. Yerine getiren görevli de olsa hac yapmış olacağı gibi, yerine getirmeyen görevsiz de olsa haccını yapmamış olur! Bu itibarla, oraya doktor, şoför, kasap tercüman… gibi herhangi bir görevle gidenler bu görevlerini aksatmadan haccın farzlarını yerine getirme imkanı bulurlarsa, hac görevlerini de yerine getirmiş olurlar.

 

Hanımlar, ibadetlerine engel olan mazeretlerini geciktirmek için ilaç kullanabilirler mi?

 

        Bayanların haccını daha ifa etmeleri için İlaç almalarında dini bir engel söz konusu değildir. Ancak tıbbî açıdan bir mahzur akla gelebilir. Onu da ilgili doktorlardan sormak uygun olur. Ancak bu tedbirlerin sahabe zamanında da alındığını görmekteyiz. Bilhassa farz olan tavafı yapmaya engel çıkması halinde böyle bir tedbire ihtiyaç duyulabilir. Bu durumda da hacca bir zarar vermez.

 

Kabe’yi görene hac farz olur mu?

 

        Kişinin, sadece Kabe’yi görmesi veya umre yapmasıyla hac üzerine farz olmaz; haccın eda edildiği günlerde Mekke’de bulunup haccetme imkanına sahip olması gerekir.  Buna göre Kabeyi görmekle kişiye hac farz olmaz.

 

Parası olmayanın borçlanarak hacca gitmesi doğru mu?

 

         Servet yönünden haccetme imkanına sahip olmayan kişilerin borçlanarak hacca gitmeleri gerekmez; ancak, borçlanarak hacca gitmeleri halinde, hac ibadetleri geçerlidir. Diğer taraftan, haccın farz olması için gerekli şartları taşıdığı halde, hac mevsiminde hazır parası bulunmayan ve borç aldığı takdirde bunu daha sonra ödeme gücüne sahip olan kişilerin, bu görevi bir an önce ifa etmeleri için, borç alarak hacca gitmeleri uygun olur.

 

 

 

 

 

Buluğ yaşından önce hacca giden daha sonra hacca gitmek zorunda mı?

 

       Buluğdan önce hacca giden bir kimse dinen güzel ve sevabı çok olan bir ibadeti yerine getirmiş olur. Fakat bu hac ileride şartları taşıması halinde gitmek zorunda olduğu hac farizasını düşürmez. Yani buluğa ermeden hac vazifesini yapan çocuk, buluğa erdiği zaman haccın şartlarını taşıyorsa tekrar hacca gitmesi farzdır.

 

 

 

Dört umre bir hac sayılır mı?

     Umre yapmak sünnet olan ibadetlerdendir. İfa edildiğinde sevap elde edilen ziyaretlerden biridir. Hac ise farz olan ibadetlerden bir ibadettir. Sayısızca umre yapılsa da o umreler hac farizasının yerini tutmaz. Dolayısıyla şartları taşıyan her mümin kendisine farz olduğundan hacca gitmek zorundadır. Ama şartları taşısa da hac olmadan umreye gitmek zorunda değildir.  

 

     Durum böyle olmakla beraber hac ve umre arasını ayırmamak gerekir. Çünkü ikisi de aynı mekanlarda ve hissiyatla yapılan biri farz diğeri sünnet olan iki ibadettir.

 

 

 

Günün sözü

 

Gezen tavşan yatan aslandan daha kısmetlidir.

 

Afrika atasözü

 

 

 

Günün Ayeti

 

Bana dua edin, duanızı kabul edeyim..."

 

 

 

Günün Hadisi

 

Besmelesiz başlanılan her iş sonuçsuz kalmaya mahkumdur.

 

 

 

Günün Duası

 

Ya Rabbi işinde sebat eden nimetine şükreden ibadetini güzel yapanlardan eyle!

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

SEYYİD kime denir?

 

 Nesebi Hz. Hüseyin yoluyla Rasûlüllaha ulaşan kimseye seyyid denir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Hastanın duası

 

Şeyh Lütfullah Efendi "rahmetullahi aleyh", Balıkesir erenlerindendir.

 

Lütfullah Efendi bir sohbetinde;

 

- Çocuklar, Allahü teâlâ, sıkıntılı halde yapılan duayı kabul eder, buyurdu.

 

Ve ekledi:

 

- Mesela hastanın duası makbuldür. Onun için hastalık nimettir bir bakıma.

 

Talebenin biri kalktı.

 

- Efendim, “Hastalık nimettir” dediniz. Yanlış duymadık değil mi?

 

Mübarek zat gülümsedi:

 

- Evet evladım. Hastalık nimettir, ama sabretmek şartıyle. Hastalık istenmez. Bilakis hasta olmamak için tedbir alınır. Ama buna rağmen gelirse, sabredilir. Büyükler, “Hastalıkta şifa vardır” buyurmuşlardır.

 

Genç talebe bir daha şaşırdı:

 

- Hastalıkta şifa mı vardır hocam?

 

- Evet yavrum. Hasta, hastalığından dolayı şikayet etmez ve sabrederse, günahları affolur. Ayrıca çok da sevap kazanır. Sonra hastanın kalbi kırık olur, duaları makbuldür. Hasta, günah işlemeyi düşünemez. Şifa vermesi için Allah’a yalvarır daima.

 

Ve ekledi:

 

- Hem sonra hasta, ölümü daha çok hatırlar. Ahireti düşünür, günahlarına tövbe eder. Bu yüzden Allah’a daha yakın hisseder kendini

 

Şöyle bitirdi:

 

- Bütün bunlar şifadır işte. Manevi şifa, kalb için şifa..

YORUM EKLE