Hacca giderken helallik almanın dini hükmü nedir?

Hacca giderken helallik almanın dini hükmü nedir?

Dinimiz, kul haklarına çok önem vermiş ve inananların bu haklara karşı duyarlı ve saygılı olmalarını emretmiştir. Ayrıca kul hakkı ihlalinde, hakkı ihlal edilen affetmedikçe, kimse tarafından affedilemeyeceği de belirtilmiştir. Veda hutbesinde Hz. Peygamber; “Ey insanlar, sizin kanlarınız, mallarınız, (ırzlarınız) kişilikleriniz rabbinize kavuşuncaya kadar birbirinize haramdır (dokunulmazdır).” (Buhârî, Hac, 132) buyurmuştur.

Bir hadisi şerifinde de Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: “Kimin yanında kardeşine ait haksız alınmış bir hak varsa, o haksızlıktan dolayı hak sahibiyle helâlleşsin. Gerçek şu ki, kıyamette hiçbir altın ve hiçbir gümüş yoktur. Kardeşinin hakkı için kendi sevaplarından alınmadan evvel, dünyada onunla helâlılaşsın. Ahirette zalimin o hakkı karşılayacak sevapları bulunmazsa, kardeşinin günahlarından alınır da o zalimin üzerine atılır.” (Buhari, Rikâk, 48)

Buna göre hacca giden kişinin yolculuğa başlamazdan önce çevresindekilerle helalleşmesi, haccın adabındandır. Helalleşmeden hacca gitse; helalleşme haccın sıhhatinin şartlarından olmadığı için haccın geçerliliğine zararı olmaz. Ancak hac Allah’ın haklarını affettirir, lakin varsa ve helalleşilmemiş ise o kulun hakkı kalır. Onun için kişi hacca gideceği vakit dost, akraba ve arkadaşlarla helalleşmelidir.

 

Haram yoldan kazanılan para ne yapılmalıdır?

İslamiyet her zaman kişinin rızkını aramasını ve bu rızkı ararken de rızkı verenin rızasına uygun aramasını emretmektedir. Yani meşru çerçevede rızkını aramasını istemektedir. Durum bu olmakla beraber kul bazen çerçeveyi ihlal etmekte ve dinen hoş olmayan davranışların içine girmekte, haram bir işe girişebilmektedir.

Dolayısıyla haram bir yolla rızkını temin etmektedir. Bu yolla kazanılan para haramdır. Böyle şeylerle uğraşmak da günahtır. Bununla beraber ortada böyle bir para varsa bu para hayır kurumlarına veya fakirlere, herhangi bir sevap beklemeden verilmelidir.

 

Yolculuğa çıkacak kişi namazı vaktinden önce kılabilir mi?

Namaz günün belli vakitlerinde yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Bu farz ibadetin yerine getirilmesi için belli şartlar ve erkanlar söz konusudur. Bu şart ve erkanlar yerine getirilmeden kılınan namaz geçerli olmaz.

Namaz vakti de bu şartlardan bir şarttır. Dolayısıyla bir namaz vakti girmeden (öğlen namazı gibi) onu eda etmek geçerli değildir. Kılınansa dahi kulun üzerindeki farzıyeti düşürmez. Onun için vakti girmeden bir namazı yolculuğa çıkmak gibi bir sebep de olsa kılmak doğru ve geçerli değildir. Şayet vakit girmeden kılınmışsa vakit girdikten sonra yeniden kaza etmek gerekir.

 

Kişi namaz kıldığı yerde ikinci bir namazı kılmak istediğinde neden yerini değiştiriyor?

İslam inancına göre kıyamet günü namaz kılınan yerler kişiye şehadet edecektir.  Yani namaz kıldığımız mekânlar, camiler, mescitler, yerler… bize şahitlik edecektir. Söz konusu bu mekânlar falan Müslüman burada namaz kıldı diye bize ahirette şahitlik yapacaktır. İşte bu inançtan dolayı namaz kılan kişi değişik yerlerde namaz kılayım da bana şehadet edecek yerler daha çok olsun anlayışıyla bir namazı bir mekânda kıldıktan sonra diğer namaz için yerini değiştirmektedir.

      Toplumumuzda bir örf haline gelen bu uygulama hem güzel hem de dinde bir sakınca olmayan bir örftür.

 

Günün Ayeti       

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma

 

Günün Hadisi

Yalan kişiyi günaha; günah da Cehenneme götürür.

 

Günün Sözü

Nimetleri, Allah'a şükrederek elde tutunuz.

Abdulhakim Arvasi

 

Günün Duası

Allah’ım bize haramsız bir mal, günahsız bir yaşayış, imanlı bir hayat nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Sahihayn Nedir?

Kur'ân-ı kerîmden sonra, doğru oldukları, bütün İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilmiş olan altı hadîs kitâbından Sahîh-i Buhârî ile Sahîh-i Müslim'in ikisine birden verilen isim demektir.

 

Günün Nüktesi

Şeytanın Pisliği…

Cüneyd-i Bağdadi’nin talebelerinden biri şeytanın vesvesesine kapılıp;

"Artık ben kemale geldim. Sohbete devam etmeme lüzum kalmadı." deyip kendi başına bir yere çekildi.

Benlik ve gururundan dolayı şeytani bir rüya gördü. Rüyasında, bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini gördü. Bu rüyayı hakikat zannedip, kibiri daha da arttı ve bu hâlini arkadaşlarına anlattı. Onlar da Cüneyd-i Bağdadi’ye arz ettiklerinde, Cüneyd-i Bağdâdî çok üzüldü ve anlatılan kimsenin yanına gitti. Baktı ki o kimseyi şeytan aldatmış, Ona;

"Seni bu gece Cennet'e götürürlerse, Cennet'e vardığında üç defa Lâ havle oku." buyurdu. Hakikaten o kimseyi rüyasında Cennet'e götürdüler. O kimse Cennet'e vardığında üç defa Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hâsıl olan şeytani hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü. Uyandığında gördüklerini hatırladı ve içine düştüğü hatayı anladı. Çok pişman olup tövbe etti ve Cüneyd-i Bağdadi’nin elini öptü. Sohbetlere devam edip, talebeler arasındaki yerini aldı.

YORUM EKLE