Hacda ne için şeytan taşlanıyor?


          Bu hareket, temsili olup, insandaki menfi ve şeytanın vesvesesi ile doğan hisleri defetmek için yapılmaktadır. Böylelikle şeytan kahrolmakta ve insana vesvese vermekten  ve azdırmaktan ümit kesmektedir.

 

Haram kazanç ile yapılan hac geçerli midir?

        İslâm dini kişilerin meşrû işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helâl yollardan elde etmelerini ister. Buna rağmen gayr-i meşru yolla bir kazanç elde edilmiş ve bu kazancın sahibi belli ise, bunun sahibine iade edilmesi; belli değil ise, karşılığında sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına verilerek elden çıkarılması gerekir.

         Bu itibarla, gayr-i meşru yolla elde edilen para ile hac etmek uygun değildir. Aslolan, ibadetlerin helal parayla yapılmasıdır. Bununla birlikte haram parayla hacca giden kişinin haccı sahih olup, üzerinden hac yükümlülüğü kalkmış olur. Ancak, gayr-i meşru kazancın sorumluluğundan kurtulmak için, bu malı yoksullara veya hayır kurumlarına vererek elden çıkarması ve bir daha işlememek üzere tövbe etmesi gerekir.

 

 

Kadın’ın yanında kocası, kardeşi… Olmaksızın hacca gitmesi caiz mi?

      Bir kişiye haccın farz olabilmesi için, o kişinin, haccın vücup ve eda şartlarına haiz olması gerekir. Vücup şartı, bir kişiye haccın farz olmasını gerektiren şartlardır. Eda şartı ise, hac kişiye farz olduktan sonra, onun yerine getirilmesi için gereken şartlara denir. Haccın vücup şartları; kişinin Müslüman, baliğ, akıllı, hür olması, hac için gerekli mali imkanlara sahip olmasıdır. Eda şartlarına gelince, bunlar da; vücut sıhhati, dış engellerden uzak olma (hapis gibi) ve yol emniyetidir.

       Bu saydığımız şartları taşıma konusunda kadın ve erkek aynı konumdadır. Yani bu şartlardan herhangi birini taşımayan kişiden hac mükellefiyeti de düşer. Ancak kadınlara haccın farz olması için, onların, erkeklerden farklı olarak taşımaları gereken bir şart daha vardır.  O da, hac için en az yolculuk mesafesi kadar yol gitmek zorunda kalan kadının yanında ya kocası ya da kendisiyle evlenmesinin ebediyen haram olduğu bir mahreminin bulunmasıdır. Kadın ister genç ister ihtiyar olsun hüküm değişmez.

Ancak bu konuda mezhep imamları arasında farklı görüşler söz konusudur. Hanefi mezhebi kadına haccın farz olabilmesi için, kocasının veya bir mahreminin (bu mahremlik, kan, süt veya evlilik yoluyla olabilir) kendisiyle hacca gitmiş olması şartı ile gidebilir demişlerdir.   

      Buna göre Hanefiler kocası olmayan ve kendisiyle beraber haccedebileceği bir mahremi bulamayan kadına haccın farz olmayacağını söylemişlerdir.

 “Allah’a ve ahiret gününe inanan hiçbir kadın, yanında mahremi yokken sefer müddeti yola çıkması helal değildir.” (Buhari, Savm 53; Müslim, Hac 413-414)

Kadının, yanında kocası veya mahremi olmadıkça üç günden uzun yola çıkması helal olmaz” (Buhari, Taksir 4; Ebu Davud, Menasik 2)

Bir kadın, yanında kocası bulunmadıkça hac yapmasın” (Şevkâni, Neylü’l-Evtar, c.6, s.491)

Ancak Şafii mezhebine göre, kadının yanında kocasının veya mahreminin olması şart değildir. Yanında kocası olmasa da güvenli birkaç kadın olduktan sonra beraber hacca gitmelerinde bir sakınca yoktur. Onlar bu görüşlerine delil olarak şu ayeti kerimeyi göstermişlerdir:

Beytullah’ı haccetmek, ona yol bulabilen insanlar üzerine Allah’ın bir hakkıdır.” (Nisa Suresi, 3/97) Onlara göre bu ayetin hükmü umumîdir. Yani ayeti kerimede, mahremi olan ya da olmayan diye bir ayrım yapılmamıştır.

       Buna göre Şafii mezhebinde bir kadın, yanında bir gurup oluştura bilecek kadar güvenilir kadın bulunduğunda hacca gidebilir.

      Bugün Diyanet İşleri başkanlığı Şafii mezhebinin bu fetvasını baz alarak kocaları ölmüş ya da boşanmış kadınları birer gurup halinde hacca götürmektedir. Buna göre yanında mahremi olmayan kadınlar Şafii mezhebini taklit ederek birkaç kadınla beraber hacca gidebilir.

 

Eda şekli bakımından kaç çeşit hac vardır?

      Aynı hac mevsiminde, umresiz veya umre ile birlikte yapılması bakımından hac, ifrad, temettu' ve kıran olmak üzere üç şekilde eda edilir.

 

 

Günün Sözü

Tecrübe çok acımasız bir öğretmen; önce sınavı yapıyor, dersi sonra öğretiyor.

Vernon Law

 

Günün Ayeti

Ey insanlar! Yeryüzünde  bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin, 
   şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.

 

Günün Hadisi

Sizin en hayırlınız ailesine iyi davranandır.

 

Günün Duası

Allah'ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sâbit kıl, dininden döndürme, Müslümanlıktan ayırma!

 

Günün Nüktesi

Kötü huy diken gibidir

 Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikaye anlatır: Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar “Bunları buradan sök at” dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur. Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir; ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der ne de sökmeye teşebbüs eder. Bir gün vali onu yanına çağırır; “Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!” diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasıl olsa günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder. Mevlânâ, hikayenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve; “Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gül fidanı haline getir. Gül fidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gül fidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök.”

Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularına düşmeyi dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:

Nefsinin ateşi söndüren sonra, gönül bahçesine dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler yetişir. Sözün kısası; işini yarına bırakma. Çabuk tövbe et de istiğfarı yarına bırakma. Yıl geçti ekin vakti geldiğinde sende yüz karalığından başka bir şey kalmaz.

 

Bunları Biliyor muyuz?

Adak nedir? 

 Adak, dinen mükellef olmadığı‎ً halde ki‏şinin farz veya vacip türünden bir ibadeti yapacağına dair Allah’a söz vermesine denir.

YORUM EKLE