Hacdan gelen kadının örtünmesi şart mıdır?

 Dinen örtünmek kadın için farzdır. Bu farziyet hacdan önce vardır. Hacdan sonra da farzdır. Dolayısıyla bu anlamda hacla örtünmenin bir ilgisi yoktur. Yani sadece hacdan gelen kadının değil, buluğa eren her Müslüman kadının örtünmesi farzdır.

 

      Buluğ çağına gelen kadının örtünmemesi ise dinen günahtır. Günah işleyenin ibadetleri, mesela namazı, orucu… sahih olur. Ancak başını örtme bu vecibesini de günlük hayatta yerine getirmediği için de bundan dolayı günaha düşer.

 

 

 

Hac eden kişi günahlarından gerçekten arınır mı?

 

     Müslüman’ın dünya ve ahiret hayatı bakımından çok önemli bir dönüm noktası olan hac, samimi ve ihlasla yerine getirildiğinde Müslüman’ı günahlarından arındırır. Kişinin Allah indindeki derecesini yükseltir. Ödül olarak cenneti kazanmasına vesile olur. Haccı hayatında yaşayan Müslüman ahlâken mükemmelleşir. İnsanlarla olan ilişkileri hoşgörülerle güzelleşerek olgunlaşır.

 

     Haccın faziletinin büyüklüğünü açıklayan birçok hadis-i şerif Hz. Peygamberimiz tarafından dile getirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır:

 

- Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa -kul hakları hariç- annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlardan arınmış olarak döner.

 

 - Haccedenler ve umre yapanlar Allaha dua ederlerse, dualarını kabul eder, bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.

 

- Hac ve umreyi art arda yapınız. Çünkü bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşün pasını giderdiği gibi fakirliği ve günahları yok eder.

 

      Hz. Peygamberin bu hadislerinden de anlaşıldığı gibi hacca giden kimse kul hakkı dışındaki bütün günahlarından kurtulmaktadır.

 

 

 

Hac için bütün dünya Müslümanlarının aynı anda, aynı yerde toplanmasının ne gibi hikmetleri vardır?

 

      Hacda, bütün dünya Müslümanları mal, mülk, makam, şan, şöhret, mevki gibi dünyevî unsurlardan sıyrılarak, aralarında maddî bir fark kalmaksızın Allaha yönelmektedir. Bu yönelişin güç ve kudretin yegane sahibine olması insan nefsine kul olduğunu öğretir.

 

Renk, dil, ırk, ülke, kültür, makam ve mevki farkı gözetmeyen, amaç ve gayeleri aynı olan bu insanlar dünya için eşitlik ve kardeşliğin en canlı tablosunu yaşayarak oluştururlar. Bu durum tüm dünya Müslümanlarının birbirlerini tanımalarına, aralarında ilişki kurarak kaynaşmalarına, birbirlerinin dertlerinden haberdar olmalarına ve aralarında ticarî bağlantılar kurmalarına, dolayısıyla birlikte kuvvetlenmelerine sebep olur.

 

Arafat’ta; mahşerin bir örneğini oluşturan yerde; yeniden halk olacağını ve ilahi mahkemede hesap vereceğini unutmamacasına hatırlayıp Allaha el açan, affı için yalvaran ve günahlarından sıyrılan bir Müslüman, bir daha kolay kolay eski işlediği günahlara dönmek istemez. Bu yönüyle hac, günahlardan arındırdığı gibi iyileştirme işlemini de görmektedir.

 

        Kısaca ifade edecek olursak; hacda, insanlık adına, diğer ibadetlerde olmayan kendine özgü pek çok hikmetler; ahlâkî, sosyal, ekonomik ve psikolojik yararlar bulunmaktadır.

 

 

 

Ölümden sonra ruh tekrar bedene döner mi?

 

      Her ölü, ister bir kabre defnedilsin, ister denizlerin derinliklerinde kaybolup gitsin, isterse hayvanlar tarafından parçalanıp yenilsin, ahirette mutlaka ya nimetler içinde olacak veya azab görecektir.

 

        Kafirler ve asî olan bazı müminler azab görecekler; salih müminler ise Allah Teala'nın dilediği şekilde nimet içinde bulunacaklardır. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Allah'ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızklara mazhar olmaktadırlar." ayeti ile Nuh kavmi hakkındaki: "Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular..." (Nuh Suresi, 25) anlamındaki ayetler birer delil teşkil etmektedir.

 

       Hz. Peygamber Efendimiz de; "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur" diye buyurmuşlardır.

 

       Kabir azabı hem ruha, hem de cesede yapılacaktır. Ölen insanın ruhunun, kabirdeki cesediyle ilişkili olacağı sahih hâdislerde belirtilmektedir. Nitekim insanın uyku halinde gördüğü güzel veya korkunç rüyalar bunu açıklamaktadır. İnsan korkulu rüya görünce elem; İyi rüya görünce de zevk duyuyor. Halbuki bu acı veya tatlı rüyayı görenlerin yanında bulunanlar, onların ne acılarına ve ne de zevklerine muttali olabiliyorlar. İşte bunun gibi ölüler de kabirlerinde ya büyük bir neşe ve zevk içindedirler, ya da çeşit çeşit azaplara maruz kalıyorlar. Fakat biz onların bu hallerine muttali olamıyoruz.

 

   Kısaca ölümden sonra ruh tekrar bedene geri gelecek ve ya nimet ya da azab görecektir.

 

 

 

Günün Sözü

 

Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur

 

Hacı Bayram Veli

 

 

 

Günün Ayeti

 

Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın

 

 

 

Günün Hadisi

 

Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım kalbimde kine, nefrete, kıskançlığa ve cimriliğe yer verme

 

 

 

Günün nüktesi

 

Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?

 

    Bir adam Kâbe'yi tavaf esnasında yaşlı annesini sırtına alıp onu tavaf ettiriyordu. Peygamber Efendimiz 'e gelerek sordu: Ya Resulallah: Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?" Peygamber Efendimiz: Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin" diye cevap verdi.

 

    Ondan sonra şu hadis şerifleri söyledi: Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:

 

"Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır.

 

"Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"

 

 

 

Bunları Biliyor muyuz?

 

Kuba mescidi nerdedir?

 

Hz. Peygamberin Mekke'den Medine'ye hicretleri esnasında Medine'ye yaklaşık 5 km. mesafede bulunan mekânda inşa ettiği mescittir.

YORUM EKLE