Haram madde ile tedavi olmak caiz mi?

 İslam bilginlerine göre haram maddelerle tedavi bazı durumlarda caizdir. İslam bilginleri başka çare kalmaması halinde ve Müslüman bir tabibin tavsiye etmesi halinde dinen yenilmesi içilmesi haram olan bir madde ile tedaviyi dinen uygun görmüştür.

 

       Bu konu ile ilgili İslam fıkıh doktrinde bira örneği çok verilip örnek gösterilmekte. Taşşürmek için başka alternatif yoksa ve bunu güvenilir bir tabip tavsiye ediyorsa fıkıhçılar tedavi için biranın içilebileceğini söylemişlerdir.

 

 

 

Kişi ölmeden malını başkalarına bağışlayabilir ya da vasiyet edebilir mi?

 

   Bir insan malının üçte birini ister mirasçılarına isterse mirasçısı olmayan başka kişilere bağışlayabilir veya vasiyet edebilir. Yalnız mirasçılarından bazılarına yapmış olduğu vasiyetin yerine getirilmesi, diğer mirasçıların iznine tabidir. Çünkü Allah Resulü bir hadis-i şeriflerinde "varise vasiyet yoktur, Allah her hak sahibine hakkını vermiştir" buyurmuştur.

 

    Bu hadisten hareketle Hanefi fukahası varise yapılan vasiyetin yerine getirilmesini, sair varislerin iznine bağlamıştır. Ancak kendisine vasiyet edilen kimse varis değilse, kendisine mirasın üçte birisi kadar vasiyet edilebilir.

 

    Öte yandan Allah Resulü, malının hepsini Allah yolunda infak etmek için kendinden izin isteyen Sa'd b. Ebi Vakkas'a "madem istiyorsun üçte biri yeter. Vereseni zengin bırakman, insanlara el-avuç açıp dilenen dilenciler olarak bırakmandan daha hayırlıdır" demiştir.

 

    Dolayısıyla hayır kurumlarına ya da kişilere vasiyet etmek ya da bağışlamak hayırlı bir iş ve sevap olmakla beraber bunu yaparken çoluk çocuğumuzu da muhtaç duruma düşürmemek lazım.

 

 

 

Yapılan duanın kabul edilmesi için ne yapmak lazım?

 

      Dua dini literatürde, insanın bütün benliğiyle Allah'a yönelerek maddi ve manevi isteklerini O'na arz etmesi demektir. Duanın ana gayesi, insanın halini Allah'a arz etmesi ve O'na niyazda bulunması olduğuna göre dua, manevi bir bağ anlamı taşır. Bir başka deyişle dua sınırlı, sonlu ve gücü sınırlı olan varlığın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu manevi bir köprüdür.

 

      Özet olarak duanın yöntemi şöyledir: Dua gönülden, gizlice ve alçak sesle yapılmalı, mübarek vakit ve yerler tercih edilmeli, kıbleye yönelerek ve Allah'ın adıyla başlanarak, günahlara pişmanlık duyularak yapılmalı, kabulü için acele edilmemeli, kabul edileceğine inanarak duaya ısrarla devam edilmeli zira peygamber efendimiz dua da ısrar etmeyi tavsiye ediyor.

 

       Onun için kişi sebepler dünyasında yaşadığının bilincine ererek talep ettiği şey birtakım sebeplere bağlıysa önce bu sebepleri yerine getirmeli, yani fiili duasını yapmalıdır. Ayrıca kişi isteğini Allah'a arz etmeden önce Allah'a hamdü sena Peygamber'e salat ve selam getirmelidir.

 

 

 

Marketlerin hediye verdiği koponun milli Piyango biletinden bir farkı var mı?

Marketin veya başka bir ticarethanenin müşterilerini arttırmak için müşterileri arasında kur'a çekerek veya belli bir miktarda alım yapanları, iş verenleri tespit ve tercih ederek hediyeler vermesinde bir sakınca yoktur.

 

     Ancak Piyango ve benzerleri şans oyunları böyle değildir. Piyango idaresi başka bir iş yaparak ve o işten kazandığının bir kısmını ayırarak müşterilerine dağıtmıyor. Yani hibe etmiyor bilet alanların paralarını topluyor, çekiliş yaparak (bir nevi kur'a çekerek) onların bir kısmına veriyor, kendisi de büyük bir pay alıyor. Bilet alanlar verdikleri para karşılığında bir mal veya hizmet almıyorlar, parayı idareye veya bileti kazananlara da bağışlamıyorlar; bilet alanın amacı az verip çok kazanmaktır. Kazanma yolu da kumardır; yani birçok kişinin parasını bir araya getirip, her biri büyük pay kendinin olsun diye beklerken içlerinden birkaçına (kurayı, çekilişi kazananlara) vermekten ibarettir. Üç beş kişinin ortaya birer milyon lira koyup zar atarak, kâğıt çekerek, atlar koşturarak... Hangisininki kazanırsa parayı alması ile piyango vb. arasında bir fark yoktur.

 

      Dükkândan, marketten alış veriş yapan verdiği paranın karşılığı olan mal veya hizmeti almaktadır, market sahibinin verdiği armağan ise onun kendi kazancından ayırıp verdiği bir bağıştır. Kumar oynayan bu para karşılığında idareden bir mal almaz, toplanan paradan kazanmak ister; kazandığı da diğer bilet alanların, kazanmak isteyenlerin, çekilişe katılanların paralardır. İdarenin dince kumar sayılan bu işlemden kazandığı paranın bir kısmını veya tamamını hayır ve hasenâta harcaması yapılan şeyi meşrulaştırmaz, helal hale getirmez. Haram sayılan yoldan kazanılan diğer paralar da böyledir; onları iyi yerlerde harcamak yapılan işi meşrulaştırmaz; mesela elde etme yolu hırsızlık ise bunu hırsızlık olmaktan çıkarmaz, hükmünü değiştirmez.

 

 

 

 

 

 

 

Günün Ayeti

 

Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz

 

 

 

Günün Hadisi

 

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası."

 

(İbn Mâce, “Dua”, 11)

 

 

 

Günün Sözü

 

İyi görüneceğine iyi ol.

 

Tolstoy

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bugün öfkemizi sabra tebdil eyle.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Emr-i bi'l ma'ruf nedir?

 

 İslâm'ın hükümleri, genel prensipleri ve emirleri uyarınca yapılması ve söylenmesi gereken her söz ve fiili tavsiye etmektir.

 

 

 

Günün nüktesi

 

Hz. Zülkarneyn ve Hükümdar

 

       Zülkarneyn, ölüm endişesi ve nefs engelini aşmaya çalışan bir kavme uğradı. Oradaki insanların elinde dünya serveti namına bir şey yoktu. Rızıklarını sebzeden temin ederlerdi. Sebzelerini korumakta çok ihtimam gösterirlerdi. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibadetlerini burada yapardı. Zülkarneyn, bunların hükümdarlarını çağırttı. Hükümdar:

 

 "Ben kimseyi istemiyorum. Beni isteyen de yanıma gelir." dedi.

 

 Zülkarneyn, bu söz üzerine hükümdarın yanına giderek:

 

"Ben seni davet ettim, niye gelmedin?" dedi.

 

Hükümdar:

 

 "Sana bir ihtiyacım yok, olsa gelirdim." cevabını verdi.

 

Bunun üzerine Zülkarneyn:

 

"Bu haliniz nedir? Sizdeki bu hali kimsede görmedim." deyince hükümdar:

 

 "Evet biz altın ve gümüşe kıymet vermiyoruz. Çünkü baktık ki, bunlardan bir miktar, bir kimsenin eline geçerse, bu sefer daha fazlasını isteyecek ve huzuru bozulacak. Onun için dünyalık peşinde değiliz." dedi.

 

Zülkarneyn:

 

"Bu mezar nedir? Neden bunları kazıyor ve ibadetlerinizi burada yapıyorsunuz?" diye sordu.

 

Hükümdar:

 

"Dünyalık peşinde koşmamak için bunu böyle yaptık. Mezarları görüp de oraya gireceğimizi hatırlayınca, her şeyden vazgeçeriz." dedi.

 

Zülkarneyn:

 

"Niçin sebzeden başka yiyeceğiniz yoktur? Hayvan yetiştirseniz, sütünden, etinden istifade etseniz olmaz mı?" dedi.

 

Hükümdar:

 

 "Midelerimizin canlı hayvanlara mezar olmasını istemedik. Bitkilerle geçimimizi sağlıyoruz. Zaten boğazdan aşağı geçtikten sonra hiç birinin tadını alamayız." diye cevap verdi.

YORUM EKLE