Hayvanları dövüştürmek dinen caiz mi?

Hayvanları dövüştürmek dinen caiz mi?

      Hayvan dövüştürmek İslam öncesine kadar dayanmakta, günümüzde de hala varlığını korumaktadır. Hem de tüm hızı ile varlığını sürdürmektedir. Horoz, manda, köpek, deve, kaz… gibi hayvanların dövüştürülmesi şeklinde icra edilen bu dövüş hayvanlara eziyet verdiğinden İslam dini tarafından yasaklamıştır. İslam dini, zevk uğruna hayvanlara eziyet vereni kınamış ve günahkâr olarak telakki etmiştir.

 

Müslüman kimseye şaka ile kafir demek caiz mi?

         Tekfir, Müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından ötürü kafir saymak demektir. İrtidad ise Müslümanın dinden çıkması anlamına gelir.

          Bu itibarla tekfir bir şahsın başkaları tarafından küfrüne hükmedilmesi, irtidad ise kişinin kendi irade ve ifadesiyle İslâm'dan ayrılmasıdır.

          Bir müslümanın kâfir olduğuna hükmedilmesi onu pek ağır dünyevî ve uhrevi sonuçlara, müeyyide ve mahrumiyetlere mahkûm etmek anlamına geldiğinden, tekfir konusunda çok titiz davranmak gerekir.  .

          Çünkü yersiz yapılan tekfir, fert açısından ağır sonuçlar doğurmasının yanında toplum hayatında kapatılamayacak yaraların açılmasına, birlik ve bütünlüğün zedelenmesine ve parçalanmaya sebep olur. Zira bu durumdaki bir kimse, gerçek durumunu Allah bilmekle birlikte, toplumda Müslüman muamelesi görmez, selâmı alınmaz, kendisine selâm verilmez, kestikleri yenilmez. Müslüman bir kadınla evlenmesine müsaade edilmez. Öldüğünde cenaze namazı kılınmaz. Müslüman kabristanına gömülmez.

          Tekfir bu denli ağır sonuçlar doğurduğu içindir ki, Hz. Peygamber pek çok hadiste  "Ben müslümanım" diyeni küfürle suçlamaktan sakınmayı tavsiye etmiştir. Bir hadiste "Kim bir insanı kâfir diye çağırırsa  veya öyle olmadığı halde ey Allah düşmanı derse söylediği söz kendisine döner" (Müslim, Îmân 27) buyurulurken, bir başka hadiste de şöyle denilmiştir: "Bir insan müslüman kardeşine ey kâfir diye hitap ettiği zaman, ikisinden biri bu sözü üzerine almış olur. Şayet söylediği gibi ise küfür onda kalır, değilse söyleyene döner" (Müslim, Îmân 26).

       Bu hadislerden de anlaşılacağı gibi bir kimseyi küfürle itham ederken göz önünde bulundurulması gereken husus, o kimsenin küfür olan bir inancı yapıp yapmadığı veya küfür olan bir sözü söyleyip söylemediği ya da küfür ve İrtidad gerektiren bir inanca inanıp inanmadığına dikkat etmek gerekir.

        Onun için birine kızarken ya da şaka ile ona gelişi güzel olarak kafir demek uygun değildir. Şayet kişi bu sözü sadece o davranışa binaen kafir birisinin hareketlerine benzeterek söylüyorsa haram bir iş yapmış olur. Şayet bu sözünü söylerken Müslüman olan birisini kafir sayıyorsa o zaman Hz. Peygamberin yukarıdaki hadisinin hükmü kendisine döner.      

       Dolayısıyla günlük hayatta kullandığımız söz ve ifadelere dikkat etmemiz gerekir. Yoksa hafazanallah telafisi olmayan yola girebiliriz.

 

Bel fıtığı olmuş hamile bir bayan çocuğunu aldıra bilir mi?

       Bel fıtığı olmuş ya da bunun dışında bir takım rahatsızlık geçiren hamile bayanın hamilelikte ve doğum esnasında hayati tehlikesi söz konusu olacaksa bebeğini aldırmasında bir sakınca yoktur. Ancak hamile bayanın böyle ciddi ve hayati bir rahatsızlığı yoksa bebeğini aldırması caiz değildir. Bu şekildeki bir muamele insan hayatına karsı islenmiş bir cinayettir ve haramdır.   

      Tabi bu kararı verecek olan da doktorlardır. Şayet doktor bu hamilelik anne hayatına bir tehlikesi var derse bebek aldırılabilir. Doktor tehlikesi yok diyorsa bebeği aldırmak uygun değildir.

 

Günün Ayeti

Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Mü’min, 57.

 

Günün Hadisi

Birbirinizi sevmedikçe imanı kamil olamazsınız.

 

Günün Sözü

Acele şeytan hilesidir sabır ve tedbir Allah lütfüdür.

Hz. Mevlana

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün beni ve ailemi bela ve musibet ile imtihan etme.

 

Bunları Biliyor muyuz?

Gazve Nedir? 

Hz. Peygamber'in bizzat sevk ve idare ettiği savaşlar demektir.

 

Günün Nüktesi

Niçin edemezsiniz efendim…

     Bir şahıs, heyecan ve ıstırapla, İmam Sadık’ın huzuruna gelerek:

      - Ne olursunuz efendim, Allah’a bana daha fazla rızık vermesi için dua da bulunun, çünkü çok yoksulum, dedi.

      İmam:

      - Hayır, asla dua edemem buyurdu.

      - Niçin edemezsiniz efendim?

      - Zira Allah bu iş için bir yol tayin etmiştir; rızk peşinden koşun ve onu elde edin diye de emir buyurmuştur. Halbuki sen evinde oturup, dua etmek suretiyle, rızkın senin peşinden gelmesini istiyorsun.

 

YORUM EKLE