Hayvanların kısırlaştırılması caiz midir?

 

       İnsanlar gibi tüm hayvanların da üreme ve çoğalma hakları vardır. Hayvanların yeme içme ihtiyaçlarının teminini engellemek uygun olmadığı gibi cinsel ihtiyaçlarının tatminini engellemek de uygun değildir.

 

      Gerekli ve meşru bir sebep bulunmadıkça hayvanların kısırlaştırılması da caiz değildir. Ancak, gerekli ve meşru sebeplerle; toplum menfaati gereği evde beslenen hayvanların gebe kalmalarını engelleyici ilaç ve benzeri şeylerin kullanılmasında ve ekolojik dengeyi bozmamak şartı ile kedi, köpek vb. başıboş hayvanların kısırlaştırılarak çoğalmalarının kontrol altına alınmasında dinen bir sakınca yoktur.

 

      İş gücünden, nesil ıslahından ve et verimliliğinden ziyadesiyle istifade edilebilmesini temin etmek amacıyla dana ve teke gibi bazı hayvanların kısırlaştırılması da dinen caiz görülmüştür

 

 

 

Farklı dönemlerde aynı kadından süt emenler süt kardeşi olur mu?  

 

       Süt kardeşliği, için aynı zamanda süt emmek gerekmez; ne zaman olursa olsun süt kardeşliği geçerli olur.  Yani bir kişi şimdi süt emse diğer bir kişi de on sene sonra aynı anneden süt emse bunlar sütkardeş olurlar. Bu sütkardeşler kız ve erkek olacak olsalar kendileri ile evlenemeyecekleri gibi artık o kadının kocası ve çocuklarıyla da evlenemezler.

 

       Nitekim Sevgili Peygamberimiz bu konuda bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: ” Kan bağı ile haram olanlar aynı şekilde süt akrabalığı ile de haram olmaktadırlar.”

 

 

 

Yeni bir ev ya da araba alındığında kesilen kurban etinden kesen kimse yiyebiliyor mu?    

 

      Ev veya araba almak kan akıtmayı gerektirmez. Yani yeni bir ev ya da araba alındığında kurban kesmek gerekmez. Ancak bu konuda adak yapılmışsa adağın yerine getirilmesi gerekir. Örneğin ev alırsam ya da arabam olursa kan akıtacağım derse ve bunları alırsa, aldığında bu kanı akıtması gerekir. Yani bu kanı akıtması gerekir.

 

     Aynı şekilde kişi adak adamamışsa dilerse bu mala ve nimete nail olduğu için şükür babından bir kurban kesebilir.

 

     Bir diğer husus daha vardır ki o da şudur: “Sadaka belaların define vesile olur” Böyle bir nimetten dolayı kurban kesip tasadduk etmenin muhtemel bir takım kaza ve belaların define vesile olacağı da umulur. Fakat bütün bunların yapılmasında bir adak söz konusu değilse bir vaciplik yoktur.

 

    Yeni bir ev ya da araba alındığında adanmamışsa kesilen kurban etinden kesen kişi ve çocukları yiyebilir. Ancak bu adak olarak adanmış ise kesilen kurban etinden kesen kişi ve ailesi yiyemez.

 

 

 

Kazaya kalan namazlar cemaatle kılınabilir mi?

 

    Namaz belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken bir farz olduğu için, bir mazeret olmaksızın tembellik ve ihmal yüzünden namazı vaktinde kılmayan kimse günahkar olur.

 

     Hz. Peygamber, uyuyakalma ve unutmayı bir mazeret kabul etmiş ve bu iki sebepten biriyle bir namazın vaktinde kılınamaması durumunda, hatırlanıldığı vakit kılınmasını söylemiştir. Nitekim sevgili peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Biriniz uyuyakalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise, hatırladığı vakit o namazı kılsın; o vakit, kaçırdığı namazın vaktidir” (Buhari, Mevakit, 37.)

 

    Buna göre kazaya kalmış namazı kaza etmek dini bir görevdir. Bu kazayı da kişi tek başına kılabileceği gibi aynı şekilde cemaatle de kılarak kaza edebilir. 

 

 

 

Günün Ayeti

 

Cahillerden yüz çevir.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Ailenin nafakası için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir

 

 

 

Günün Sözü

 

Gerçek dostu olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür.

 

Francis Bacon

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bugün bizi malla, makamla, evlatla ve şehvetle imtihan etme.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Cezbe nedir?

 

     Tasavvufta, Allah'ın kulu manevi olarak kendine çekmesi demektir. Yani Allah'ın sevdiği kulunun kalbinden perdeyi kaldırması ve gayreti olmadan onu manevî makamlara çıkarmasıdır. Kul cezbe sırasında Allah'ın dışında her şeyi unutarak kendinden geçer, vecd ve istiğrak haline girer. Zikir, sohbet ve semâ toplantılarında kalbine doğan şeylere dayanamayarak kendinden geçen, gayri ihtiyarî sıçrayıp bağıran kimselerin davranışlarına da cezbe denilmektedir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Niçin şükrediyorsun?

 

Harun Reşid, Bağdat'ın dışındaki bahçeleri gezerken ihtiyar bir Arap'ın hurma fidanı diktiğini görür, yanına gider, sorar:

 

-Ey! İhtiyar! Hurma ağacı kırk senede meyve verir. Sen ise yaşlısın. Meyvesini yiyemeyeceğin bir ağacı dikip de ne yapacaksın?" İhtiyar cevap verir:

 

-Daha öncekiler gördüğünüz bu ağaçları sırf bizim için dikmişler. Ben de bunu kendim için değil, benden sonrakiler için dikiyorum."

 

      Bu cevap padişahın hoşuna gider ve yaşlı adama ihsanda bulunur. Yaşlı adam verilen parayı aldıktan sonra, eliyle sakalını sıvazlar:

 

-Allah'a şükür!  der. Harun Reşid:

 

-Niçin şükrediyorsun" diye sorduğunda şu cevabı verir:

 

-Herkes diktiği ağacın meyvesini kırk senede alır, oysa ben bugün diktiğim ağacın meyvesinin yine bugün alıyorum. Nasıl şükretmem. Bu cevap hoşuna gider. Harun Reşid'in tekrar ihsanda bulunur. Yaşlı adam bir kere daha şükrettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür:

 

-Bu defa ki şükredişimin sebebi de şudur; Başkaları ağaçlarının meyvesini bir kere alırken ben bir gün de iki kere alıyorum.

 

YORUM EKLE