Her verilen selama karşılık vermek zorunda mıyız?

          Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan sadece bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.

          Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.

        Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman bu güzel uygulamayı günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kur'an-ı Kerim de Allah'ü Teale mealen şöyle buyurmaktadır: 'Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.' (Nisa 86)

 

Namaz kılarken ayakta iki ayak arası ne kadar açık olmalıdır?

     Namaz kılarken kıyamda iki ayağın arasındaki açıklık konusu İslam alimleri arasında ihtilaflı bir meseledir.

    Hanefi Mezhebine göre kıyamda iki ayağın arası, dört parmak kadar açık bulundurulmalıdır.

     Şafii mezhebine göre ise iki ayak arası bir karış kadar açık bulundurulmalıdır.

    Buna göre namaz kılarken kıyamda en az iki ayak arasının dört parmak açık olması gerekir.

 

Melekler de insanlar gibi günah işlerler mi?

      Nurdan yaratılan ve insandan tamamen farklı olan melekler Allah'a isyan etmez asla günah işlemezler. Hangi iş için yaratılmış iseler o işi yaparlar. Daima Allah'a ibadet ve itaat ederler. Kur'ân'da bu hususa şöyle işaret edilmektedir: “Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.”  “Şüphesiz Rabbin katındaki (Melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tesbih ederler, yalnız O'na secde ederler”

      Melekler, Allah'ın emirleriyle farklı şekillere girebilirler. Örneğin Cebrail, Hz. Peygamber'e gelirken bazen Dıhye adındaki sahabe gibi görünmüş, bazen da kimsenin tanıyamadığı bir yabancı gibi gelmiştir. Tabii erkek şekline girmekle beraber erkeklik özelliklerini fiziki manada taşımazlar. Kadın kılığına ise girmezler.

     Meleklerin gözle görülmeyişleri onların yok olduklarından değil, gözlerimizin o kabiliyette yaratılmamış olmasındandır. Melekleri gözlerimizle müşahede edemeyişimiz onları inkâr etmemizi gerektirmez. Zira gözümüzle görmediğimiz halde varlığını kabul ettiğimiz çok şey vardır. Akıl, ruh, zekâ gibi varlıklar; sevinç ve üzüntü gibi haller bunlardandır. O halde meleklerin varlığına da ruhumuz ve aklımız gibi inanmak zorundayız.

Namazda otururken sağ ayağın dikili tutulmasının hikmeti nedir?

       Erkeklerin sol ayaklarını yatırıp sağ ayaklarını dikmeleri ve sağ ayağın parmaklarını kıbleye doğru yönelterek, iki ellerini parmakların uçları ile aynı hizada olacak şekilde uyluklar üzerinde koyarak oturması sünnettir.

      Kadınlara gelince: Onlar teverrük şeklinde, yani butları üzerine oturup iki uylukları birbiri üzerine koyarlar, sol ayaklarını sağ taraftan çıkarmak suretiyle otururlar. Çünkü böyle oturuş onların örtünmelerine daha çok yardımcıdır.

Hz. Aişe’nin rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyrulmaktadır: "Hz. Peygamber namazda sol ayağını yatırır, sağ ayağını ise dikerdi."

    Buna göre ettehiyyatüyü okumak için oturduğumuzda erkeklerin sağ ayaklarını dikili tutması sünnettir. Ancak kadınlar örtülerini daha iyi muhafaza etmek için bu şekilde oturmazlar.

 

Kimin kestiği hayvan yenir, kimin kestiği yenmez?

        Müslümanların ve ehl-i kitap denilen Yahudi ve Hıristiyanların usulüne göre kestikleri hayvanların etleri yenir.

        Ateşe, güneşe, yıldızlara, puta tapanların dinden yani İslam’dan irtidat edenlerin, dine ve Allah’a inanmayanların ise kestikleri hayvanların etleri yenmez.

 

Günün Ayeti

’Ey akıl sahipleri ibret alınız.’’

Haşr, 59/2

 

Günün Hadisi

Üç şey vardır ki, onlar kimde bulunursa, Yüce Allah onu her yönüyle himayesi altına alır ve onu Cennetine koyar: Zayıfa merhamet, anne babaya şefkat, emri altındakilere iyilik.

Tirmizi, Sıfatü’l- Kıyame, 48.

 

Günün Sözü

Kötü tohumdan iyi meyve hasıl olmaz

Sadi

 

Günün Duası

Allah’ım rızkımızı bereketlendir ve rızkımızı azaltacak işlerden bizi uzak tut

 

Bunları biliyor muyuz?

Kisve-i Şerîfe Nedir?
Hz. Peygamberin metfun bulunduğu hücre-i saadet üstündeki kubbe üzerine serilen örtü demektir. 

 

Günün Nüktesi

Deniz Köpüğü Kadar Günah…

     Bir gün başta Ebu Zer olmak üzere Muhacirlerin fakirleri Peygamberimize gelerek şöyle dediler:

“Ya Resulallah! Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar. Ancak onlar sadaka veriyor biz veremiyoruz, onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz.”

Peygamberimiz onlara şu müjdeyi verdi:

“Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz; meğerki sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar.”

         “Her namazdan sonra otuz üç kere ‘Sübhânallah’, otuz üç kere ‘Elhamdülillah’, otuz üç kere ‘Allahu ekber’ derseniz tamamı doksan dokuz eder; yüzün tamamında da ‘Lâilâhe illallâh vahdehûlâ şerîke leh, lehü’l- mülkü velehü’l- hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa bağışlanır.”

Müslim, Mesacid, 14.

YORUM EKLE