Hz. İsa yaşıyor mu?

 

 

     Hz. İsa Ulul Azım peygamberlerinden bir peygamberdir. Aynı zamanda peygamberler zincirinin sondan ikinci halkasıdır. Peygamberlik görevi gereği tevhid tebliğini yaparken her peygamberin karşılaşğı itiraz, zorluk ve inkarlarla karşılaşştır.  Ama o asla tebliğinden ve dini yaymadan geri kalmamıştır. Bunun üzerine ona inanmayanlar onu öldürmek istemişlerdir. Onu öldürmek istediklerinden ve de buna giriştiklerinden dolayı Allah onu inkarcılardan kurtarmış ve göğe yükseltmiştir. Yerine de onu ihbar eden kimseyi Hz. İsa’nın suretinde yakalatarak çarmıha gerdirmiştir.

 

      Kur'an-ı Kerim'in Nisa suresi 157-158. ayetleri bunu şöyle ifade etmektedir.  "Biz Allah'ın peygamberi, mesihi, Meryem oğlu İsa'yı öldürdük demeleri sebebiyle (Onlara azap ettik) halbuki onlar İsa’yı ne öldürdüler ne de astılar. Lakin kendilerine bir benzetme yapıldı. Sadece zan peşindedirler. Onu kesinlikle öldürmediler." Doğrusu Allah onu kendine kaldırdı..."

 

      Söz konusu bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi her ne kadar başka din ve inançlar kabul etmese de İslam inancına göre Hz. İsa çarmıha gerilmemiştir. Öldürülmek istendiğinde Allah tarafından kurtarılmış ve bir gün yeryüzüne tekrar kıyametin bir alameti olarak geri gelecektir.

 

 

 

Nikahı kıyılan damat otuz iki farzı bilmese nikahı geçerli olur mu?

 

      Bu söz, yetişen gençleri, dini bilgileri öğrenmeye zorlamak için ve onları dini meselelerde cahil kalmaktan korumak ve korkutmak için başvurulmuş bir yoldur.

 

     Fakat otuz iki farzı sayamayan bir kimsenin Müslüman sayılmaması ve nikâhının kıyılmaması, ilmi ve fıkhi yönden doğru görülmemektedir. Nikâhının akdini isteyen bir kimsenin kelime-i şahadet getirmesi ve iman-ı icmali ile inanmış olması, kendisine karşı her türlü İslami muamelenin uygulanması için yeterlidir.

 

     Buna göre kişi otuz iki farzı bilmese de nikahı kıyılır. Kıyılan nikahta geçerlidir. Ancak bir Müslüman da evlilik çağına gelmiş ise bu farzları bilmelidir.

 

 

 

Bekçi çaldırdığı maldan sorumlu olur mu?

 

       Bekçi çoban gibi kişilerin çaldırdıkları mal için takındıkları tavra bakılır.  Şayet makul ve meşrû bir muhafaza içinde iken  korudukları bir mal veya hayvan kaybolmuş ise, kaybolan mal veya hayvandan sorumlu olmazlar. Zira korumakla mükellef oldukları mal onların ellerinde bir emanettir.

 

       Emanetlerde korumada bir taksir ve teaddi olmadıkça koruyana ödettirilmez. Yani bir kusuru ve aşırı bir kullanımları olmadıkları sürece zarar bunlara ödettirilemez. Ama vazifelerini lâyıkıyla yapmayışlarından dolayı ziyan olmuş, çalınmışsa zarar bu kişilere ödettirilir.

 

       Yani uyumamaları gerekirken uyumuşlarsa veya belli bir saatte belli bir yerde durmaları gerekirken bunu yapmamışlarsa emaneti koruyamadıkları için o malın çalınmasından sorumlu olurlar.

 

 

 

Dört Büyük Meleğin görevi nedir?

 

a) Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir.

 

b) Mikail: Evrendeki tabiat olayları ve canlıların rızıkları ile görevli melektir.

 

c) İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Sûr”a üflemekle görevli melektir.

 

d) Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir.

 

 

 

Tartışma esnasında kocanın hanımına seni boşarım demesi boşama sayılır mı?

 

     Boşamada korkutmak veya şaka niyetiyle söz söylemek hükmü değiştirmez. Ağızdan çıkan kelimenin delâlet ettiği manaya bakılır. Şayet kelime boşanma manasına geliyorsa hükmü carî olur, seni boşadım, diyen adamın karısı bir talâk ile boş olur. Niyeti ister korkutmak, ister şaka olsun hükme bir etkisi olmaz. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadisi Şerifinde “Üç şeyin ciddisi de ciddidir şakası da ciddidir. Nikah Talak ve Ridde (dinden dönme)” buyurmaktadır. Onun için ister şaka ister korkutma niyeti ile söylensin hanıma sen boşsun demek dinen nikahı düşürür.

 

      Bu söz bir defa bir boşama için söylenmişse bir talak gitmiş demektir. Şayet bu iki defa söylenmişse durum daha da ciddileşir, ama üçü de söylenmişse boşama tümüyle vaki olmuş, bir arada yaşamak da böylece yok olmuş olur.

      Bu bakımdan âile reisleri boşama kelimesiyle korkutmaya ve şaka yapmaya asla yaklaşmamalı, dillerini bu gibi tehlikeli sözlere alıştırmamalıdır. Başka sözle, değişik manaya gelen cümlelerle korkutmalı, ihtar ve ikazda bulunmalıdır.

 

 

 

Günün Ayeti

 

İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar

 

 

 

Günün Hadisi

 

Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır

 

 

 

Günün Duası

 

Ya rabbi bugün bir an da olsa bizi nefsimizle şeytanımızla baş başa bırakma

 

 

 

Günün Sözü

 

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Mehmet Akif Ersoy

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Altın Oluk Nedir?

 

   Ka'be'nin üzerine konan ve yağmur sularının dışarıya akmasını sağlayan, altından yapılmış oluğa verilen isimdir. Bu oluğa mîzab-ı Ka'be de denir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Bitlis’te beş minare hikayesi…

 

        Rus işgali sırasında Bitlis, bir harabe şehir görüntüsü alır. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında Bitlis'ten kaçan bir baba ve oğul, Bitlis'e dönmek üzere yola çıkarak şehre hakim konumdaki Dideban Dağı eteğine varırlar.

 

        Baba, şehirde canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra oğul geri döner ve uzaktan babasına şöyle seslenir:

 

"Şehirde yaşama dair hiçbir iz yok; sadece beş tane minare ayakta kalmış."

 

      Bunu duyan baba yıkılır, diz çöker ve şöyle bir ağıt yakarak oğlunu yanına çağırır.

 

Bitlis'te beş minare, beri gel oğlan beri gel.

 

Yüreğim dolu yare, beri gel oğlan beri gel.

 

       Bu ağıt zamanla türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir.

YORUM EKLE