Hz. Peygamberin ismi her anıldığında ona salât ve selam getirmek gerekir mi?

Sevgili Peygamberimin adı her anıldığında ona salat ve selam getirmek gerekir. Efendimiz ismi anıldığı halde kendisine salat ve selam getirmeyen kimseyi en cimri insan olarak haber vermektedir. Nitekim bu hususta şöyle buyurmaktadır: “En cimri insan benim adım anıldığında bana Salât-ü Selam getirmeyendir” (Tirmizi, “Daavât,” 110.)

          Sevgili peygamberimiz, kendisine salât ve selam getiren kimsenin ahiret gününde kendine en yakın olacak kişi olduğunu müjdeler. Nitekim bu hususta da şöyle buyurmaktadır: "Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır." (Tirmizi, “Salât,” 357.)

Buna göre, resul-i ekrem efendimizin ismi zikredilince, işitilince, ya da okunur, yazılırken efendimize salâvat getirmek gerekir. Bazı âlimlere göre bunu ömürde bir defa yapmak her Müslüman üzerine farzdır.

 

Şirketin arabasını şahsi işlerde kullanmak caiz mi?

Çalışılan kurumun ya da işyerinin malı işçide emanettir.  Çalışılan kurumun işlerini görmek için tahsis edilen araba da kişi de emanettir. Bu emaneti de mal sahibinin istediği şekilde ve oranda kullanmak da dini bir görevdir.

           Buna göre, araba iş için kullanılmak üzere tahsis edilmişse onu özel işlerde kullanmak caiz değildir.

           Fakat işyeri sahibi çalışanına arabayı özel işlerinde de kullanması hususunda izin veriyorsa, kişinin bu arabayı özel işlerinde de kullanması caizdir.

 

Hangi durumlarda ölen kimsenin amel defterine hayır veya şer yazılır?

       Kur'an-ı Kerim’de " Her canlının ölümü tadacağı" buyrulmaktadır. Hz. Peygamber de bu ahiret yolculuğunda insanın peşinden üç şey " mal, evlat, amel "in mezara gittiğini mal ve evladın geri geldiğini, geriye sadece insan amelinin kendisi ile mezara gireceğini söyler.

       Ayrıca ahiret günü ameli kötü olan bir çok kimse, Allah'tan muttaki kul olmaları için kendilerini tekrar dünyaya göndermesini istemektedir. Ama bu istekleri olumlu cevap bulamayacağından herkes bu dünyada yaptığı ile karşı karşıya kalacaktır.

       Kişi ahiret gününde kendi yaptığı ile karşı karşıya kalmakla beraber amel defteri de kapanır. Yani kendisinin bu deftere olumlu ya da olumsuz bir şey yazdırması söz konusu değildir. Ama dolaylı yoldan amel defterine bir şeyler yazdırması söz konusu olabilir. Hz. Peygamber bunu veciz bir sözünde şöyle ifade etmektedir:

"Kişi öldüğünde ameli kesilir, amel defteri kapanır. Ancak arkasında hayırlı evlat, onunla amel edilen ilim ve sadakai cariye bırakan kimsenin amel defteri kapanmaz."

       Yani hayırlı evlat babasının, anasının arkasından hayır-hasenat, Kur'an okuma, okutma, topluma yararlı bir birey... gibi güzel işlerle uğraştıkça babasının ve anasının amel defterine bunlar yazılır. Baba hayattayken insanların faydasına olan ilmi öğrettiği için insanlar o ilimden faydalandıkları sürece amel defterine sevap yazılır.

       İnsan hayattayken Sadaka-i Cariyeye vesile olmuş ya da  ( Yol çeşme, Cami, okul...) yaptırmışsa buradan insanlar yararlandıkça o ölenin hanesine hayır hasenat yazılır.

Özetle insan öldüğü zaman amel defteri kapanır ama saydığımız bu üç unsur o defteri tekrar açtırır. Hepimiz bu üç unsuru arkamızda bırakma gayreti içinde olmalıyız.

 

Günün Ayeti

Allah göklerde ve yerde olanların hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir."

Casiye, 45/13.

 

Günün Hadisi

"Yiyiniz, tasadduk ediniz, giyiniz. Fakat bunları yaparken israfa ve tekebbüre kaçmayınız."

Nesâî,  “Zekat,” 66.

 

Günün Sözü

Eğer bir insan, hem çalışkan hem akıllı ise takdir et; çalışkan fakat akıllı değilse dikkat et; akıllı fakat tembel ise ikaz et; hem akılsız hem tembel ise terk et.

Hacı Bektaş-i Veli

 

Günün Duası

Allah’ım beni her daim dünyasını kazanırken ahretini unutmayanlardan eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Vera Nedir?

Haramlardan ve helâl ve haram olduğu bilinmeyen şüpheli şeylerden sakınmak demektir.

 

Günün Nüktesi

Ebu Zer ve Hizmetçisi…

Hz. Osman'ın halifeliği sırasında bir sahabî, Ebu Zer’i gördü. Ebu Zer'in ve hizmetçisinin üstünde aynı kumaştan birer gömlek vardı.

Sahabi Ebu Zer’e:  ikisini birleştirip de kendine elbise yapsaydın ya!" deyince

Hz.Ebu Zer, Hz. Peygamberden işittiği şu hadisi nakletti:

"Hizmetçileriniz, Allah'ın, iradenize emanet ettiği kardeşlerinizdir. Kimin yanında hizmetçi bulunursa kardeşine yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara zahmetli bir iş yüklemeyiniz. Şayet yüklerseniz, kendilerine yardım ediniz.

 

 Buhari, “İman,” 22. 

YORUM EKLE