İbadetlerde devamlılık…

Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazlarıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı Ramazan-ı Şerifi geride bırakmak üzereyiz.

Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dini görevlerimizi yerine getirmeye, namazlarımızı kılmaya çalıştık. Bunun yanında fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik.

Kur’an okuduk ve dinledik. Dinimizin güzelliklerini gönlümüze yerleştirmeye ve İslam’ın ruhuna uygun bir hayat yaşamaya çalıştık. Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin ve nefsânî arzularımıza gem vurarak, manevî bir zafer kazanmış bulunmaktayız.

Mü’min ibadetlerle, Allah’a karşı tam bir teslimiyet içinde, iyi bir kul, örnek bir insan olma imkanını elde eder. Ramazan ayı bu ibadet yoğunluğuyla, Müslüman’ın tüm kötülüklerden ve hatalı davranışlardan arınıp güzellikler ve iyiliklerle donatılmasına imkan tanıyan mübarek bir zaman dilimidir.

Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye çalıştığımız ibadetlerin Ramazandan sonra da devam ettirilmesi gerekir. Zira nafile de olsa ibadette esas olan devamlılıktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz “Allah’ın en çok sevdiği ibadet az da olsa devamlı olanıdır”[1] buyurmaktadır. Bu bakımdan bu ayda yerine getirmeye özen gösterdiğimiz ibadetlerimizi ve kazandığımız güzel hasletleri Ramazandan sonra da devam ettirmeye çalışmalıyız.

Ramazanda oruç sayesinde sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak birlik ve beraberlikle akrabalık bağlarını güçlendirdik. Kimsesizlere şefkat ve merhamet kanatlarımızı gerdik. Fakir ve muhtaç insanların ihtiyaçlarını gücümüz nispetinde karşılamaya çalıştık.

Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur’an tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz.

Zira kulluk, süreklilik, devamlılık ister. Kullukta kesinti, tatil, izin, ara verme, istirahat gibi dünyevi işlerde görülen kavramlar yoktur.

Öyle ki yüce Mevla Kur’an-ı Kerim’de, “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” buyurmaktadır. O halde her Müslüman düşen görev allah’ın bu ayetine ve emrine uygun olarak ibadetleri dini görev ve sorumlulukları ramazandan sonra da sürdürmek, ibadet ve hayırları yılın tamamına yaymaktır.

 

 

 

Soru ve Cevapla

Toprak ürünlerinden ne kadar zekat alınır?

Toprak ürünlerinin zekatı toprağın sulama tekniğine göre belirlenmektedir. Hz. Peygamber'in: "Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde 1/10, kova (el emeği) ile sulananlarda 1/20 vardır." anlamındaki hadis, toprak ürünlerinde ne nispette zekat alınacağını göstermektedir. Buna göre toprak ürünlerinin zekatı toprağın sulamasına göre değişmektedir.

Toprak emek harcamadan yağmur, nehir ve bunların kanalları ile sulanıyorsa zekat olarak mahsulün 1/10'u, kova, dolap, motor veya ücretle alınan su ile sulanıyorsa 1/20'si verilecektir.

Eğer arazi hem yağmur veya nehir sularıyla hem de dolap vb. gibi emekle elde edilen su ile sulanıyorsa, hangisi ile daha çok sulanmış ise ona itibar edilir.

 

Günah işleyen nasıl tövbe etmeli?

Günah işleyen bir insan o günahının affı için evvela ellerini gönlüyle birlikte Rabbine açarak bir daha işlememek üzere yana yakıla yakıla Allah'a tövbe etmeli. "Ya rabbi ben böyle bir günah işledim beni bağışla" demeli.

Daha sonra ise işlediği bu günah her aklına geldiği zaman bir iç burukluğu yaşamalı ve pişman olmalıdır. Nitekim sahabe-i kiram cahilliye dönemlerinde işlemiş oldukları günahları, -mesela kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeleri gibi- akıllarına geldiği zaman gözleri dolar ve Allah'a istiğfar ederlerdi.. en son aşamada ve önemli olan ise önemli o günahı artık bir daha işlememektir.

Bütün bu şartlara riayet edilerek yapılan tövbe Allah indinde makbul olan tövbelerdendir. Fakat evla olan ve her Müslüman’dan istenen günaha düşmemesidir. Tövbenin kapısı açıktır deyip günahlara dalmamak lazım. Belki insan tövbe fırsatı bulmadan dünyadan göçer gider. Onun için her zaman muttaki bir kul olmak gerekir.

 

Alacakların zekatı nasıl verilir?

Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekatlarının ödenmesi gerekir. Alacak tahsil edilmeden önce zekatı verilmemişse, tahsil edildikten sonra, geçmiş yıllara ait zekatlar da ödenmelidir.

İnkar edilen veya geri alınma ihtimali olmayan alacakların her yıl zekatının verilmesi gerekmez. Şayet böyle bir alacak daha sonra ödenirse zekatını öder.

 

Zekatı başka bir ülkeye göndermek caiz mi?

İster yakında, ister uzakta bulunsun, zekat da öncelikle yoksul akrabaların tercih edilmesi efdaldir. Akraba içinde yoksul kimse yoksa, yakın komşulardan başlamak üzere kişi bulunduğu yerdeki fakirlere zekat verebilir.

Zekat, öncelikle kişinin bulunduğu yerde yaşayan akraba ve fakirlere verilmelidir. Ancak bölgenin dışında fakir akraba ve muhtaç kimseler varsa onlara göndermek de caizdir.

 

Evvabin namazı nedir?

Evvâb " tövbe eden”, anlamına gelir. Evvabin namazı da tövbe eden ve Allah'a sığınanların namazı demektir.

Hz. Peygamber hadis-i şeriflerinde: " Her kim aksam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa denizin köpükleri kadar da olsa Allah Teâlâ onun günahlarını affeder." buyurmuştur.

 

Vaktinde ödenmeyen sadaka-ı fıtır borcu nasıl ödenir?

Bütün ibadetlerde olduğu gibi sadaka-i fıtır yükümlülüğü de geciktirilmeyip zamanında yerine getirilmelidir. Bununla birlikte zamanında ödenmemişse, bu fitrelerin mümkün olan ilk fırsatta ödenmesi gerekir. Yani fıtır sadakasının borcunu kaza etmek gerekir.

 

Ticaret malının zekatı kendi cinsinden ödenebilir mi?

Ticaret mallarının zekatı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir.

 

Günün Ayeti

İnsanoğlu başıboş bırakılmamıştır. Her yaptığından hesaba çekilecektir

 

Günün Hadisi

Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi

 

Günün Duası

Allah’ım bugün tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, yaptığımız hayırları kabul et.


 

Günün Sözü

Tatlı söz söyleyen hiç kimseden kötü söz işitmez.

Firdevsi


 

Ramazan Kavramı

Çile nedir?

Nefsin bayağı arzularından kurtularak ruh temizliğine erişmek için tenha ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece sıkı bir perhiz ve mahrumiyet döneminden geçmek demektir. Bu süre içinde yeme-içme, uyku ve dünya kelâmı azaltılarak nefis terbiyesi sağlanır.


 

Günün Nüktesi

Bir Bardak Su…

Bir iftar sofrasında, Hz. Ebu Bekir’e bir bardak soğuk su ikram edilir. Suyu dudağına götürünce, hıçkırıkları, boğazında düğümlenir. Yanındakiler ne olduğunu sorarlar. Cevap verir: Bir gün Allah Rasûlü, kendisine getirilen böyle bir bardak soğuk suyu içmiş sonra da ağlamış ve: “O gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz” ayetini okuyarak, işte bu nimetten de hesaba çekileceğiz, buyurmuştu. Bunu hatırladım ve onun için ağladım...

Hâlbuki Hz. Ebu Bekir gayet sade ve fakirane bir hayat yaşıyordu. Halife iken uzun zaman başkalarının koyunlarını sağarak ailesinin nafakasını temin etmeye çalıştı. Neden sonra kendisine maaş bağlandı ama bu defa da verileni çok buldu. O, Medine’nin en fakir insanının geçimini kendine ölçü kabul etmişti. Bu itibarla da artan parayı bir testiye atıyor ve orada biriktiriyordu. İki buçuk senelik hilafeti süresince, aldıklarını hep böyle biriktirmişti. Vefat edeceği zaman da, kendisinden sonra gelecek halifeye teslim edilmek üzere, bu testiyi vasiyet ediyordu. Hz. Ömer, halife olup da testiyi kırdırınca içinden küçük küçük paracıklar çıktı ve bir de mektup vardı. Bu mektupta, yeni halifeye hitaben şöyle deniyordu:

Bu paralar, bana verilen maaştan arta kalanlardır. Ben Medine’nin en fakirini kendime ölçü kabul etmiştim. Artan miktarı bu testiye koydum. Binaenaleyh, bu paralar hazineye aittir ve oraya konulmalıdır.”

Hz. Ömer mektubu okuyunca ağladı ve: “Kendinden sonrakilere çok ağır bir yük bıraktın, ya Eba Bekir” dedi.


 

 

Kısa Surelerin Mealleri

Kafirun Suresi:

1 - De ki: Ey kâfirler

2 - Sizin taptıklarınıza ben tapmam.

3 - Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.

4 - Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

5 - Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

6 - Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

 

Kutsal Mekanlar:

Makam-ı İbrahim:

İbrâhim'in makâmı demektir. Bununla maksat, Hz. İbrâhim'in Kâ'be'yi inşâ ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca da'vet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir.

Bu yer, Kâbe'nin doğu tarafında, zemzem kuyusu ile Kâbe'nin kapısı arasındadır. Tavaftan sonra kılınan namazın bu makamın arkasında kılınması sünnettir. Buradaki taşta ayak izi vardır. Taş, cam bir fanus içine alınmıştır.


 

 


 

YORUM EKLE