İÇİM KAN AĞLIYOR

Her yıl iki kez çarşıya iner, arabamı Atatürk caddesine park eder, yaya olarak eski Adana’yı dolaşırım. Geçen hafta da yine eski Adana’yı iki saat yaya olarak dolaştım. Tepebağ’da, Sarıyakup’da, Eski vilayet civarında, tarihi konaklar arasında tek başıma tarihin kokusunu içime çekerek gezdim. Bazıları restore edilse de büyük çoğunluğu yine kaderine terk edilmişti. Kimisi yıkılmak üzere, kimisi ayakkabı dükkânı olarak işyeri olmuş o güzelim konakları içim kan ağlayarak izledim. SİT alanı ilan edilmiş bu bölgelerde restore edilen eski bina sayısı maalesef çok az.

O güzelim tarihi binalar, konaklar arasında gezerken arada bir karşılarında oturup düşündüm. Kim bilir ne aşklar yaşandı bu konaklarda, ne insanlar gelip geçti. Güzel bir öykü ya da roman yazabilirim, bu konakları ve yaşayan insanları konu eden, diye kafamdan geçirdim.

Sarıyakup’ da eski Seyhan Belediye Başkanı Zeydan KARALAR’ın tarihi bir konağı restore ederek yaptırdığı  ‘’Yazarlar Evi’’ni kapalı olması sebebiyle dışarıdan izledim. Tam da yazarlara yakışır harika bir bina olmuş. Halka açık birçok kültürel etkinlik burada düzenlenebilir. Eksik yanı ise park edecek alan çok az. Oradan Büyük Saat’e kadar olan sokağın düzenlenip bağlantı kurulması çok isabetli olur. Binanın korunması da önemli, zira o bölge her türlü hırsızlık vb. suçlara açık bir bölge.

Zeydan KARALAR’ı tebrik ediyorum, yazarlara gösterdiği bu duyarlılık için. Umarım Soner ÇETİN de Çukurova’da benzer bir uygulamayı başlatır. Yüzlerce öykücü, romancı, şair yetiştiren Çukurova’da yerel şair ve yazarlara sahip çıkılması gerekir.

Tepebağ’da yıkılmaya yüz tutmuş tarihi binaları gördüğümde ise inanın ağlayasım geldi. Biz neden tarihimize sahip çıkmıyoruz böyle? Fransa’da Notre dame katedrali yandı, bir haftada milyarlarca Euro toplandı restorasyonu için. Bizde ise yüzlerce yıllık tarihi binalarımız, konaklarımız gözümüzün önünde yok olup gidiyor, kimsenin umurunda bile değil. Âdeta yıkılsın da yerine beton yığınları yapalım anlayışı hâkim. Yeni Adana’da binlerce beton yığını konut yapılmasıyla övünüyoruz ama Tepebağ’da, Sarıyakup’da, Eski Vilayet civarında bir tarih yok oluyor sadece bakıyoruz. Ondan sonra da Adana’ya neden turist gelmiyor diye düşünüyoruz. Turist nereye gelir? Turist bir ülkenin ya da şehrin tarihine, kültürüne, doğasına gelir. Yıllar önce Avrupa Birliği Projesi dolayısıyla Adana’ya gelen Avrupalı arkadaşlarımı Real alışveriş merkezine götürmek istediğimde bana ‘’Emin, öyle yerler her yerde var, bizi tarihi yerlere götür’’demişlerdi.

Adana da bu bölgelerdeki tarihi kurtarmak için tüm kişi ve kurumları kapsayan bir seferberlik başlatmamız gerekiyor. Bu iş sadece devletin işi değil. Valilik, belediyeler, kurumlar, işadamları herkes bu taşın altına elini koymalı. Umarım bu çağrımıza bir kulak veren olur. Ben de tek maaşla geçinen emekli bir öğretmen olarak diyorum ki eğer bu bölgedeki tarihi binalarımızı kurtarmak için bir kampanya başlatılırsa benden de 1000(Bin)TL helal olsun.

YORUM EKLE