İmam ezanı okuduğunda duyan kimse ezanı tekrar etmek zorunda mı?

Ezan okunurken ezanı duyan Müslüman’ın bu ezanı tekrar etmesi dinen müstehap olan bir davranıştır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “ Ezanı duyduğunuzda aynısını tekrar edin.”

 

     Ancak kişi meşgul ise ya da tekrar etme imkanı ve ortamı yoksa ezanı tekrar etmemesinde bir sakınca yoktur. Buna göre ezana icabet etmek güzel bir davranış olmakla beraber, kişinin bir işi varsa, ya da bir işle iştigal etmesi gerekiyorsa onu da yapmasında dinen bir sakınca yoktur.

 

 

Namazları Cem ederek kılmak caiz mi?

 

         Belirli şartları taşıyan her Müslüman'a günde beş vakit namaz farzdır. Her namaz kendi vakti içinde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Namaz, müminler üzerine belli vakitlerde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır" (Nisa Suresi, ayet 103) buyurulmaktadır. Bu itibarla normal şartlar içinde her namazın vaktinde kılınması gerekir.

 

        Ancak Hanefi mezhebine göre hac mevsiminde arefe günü Arafat ve Müzdelife'nin dışında hiçbir yerde namazların birleştirilerek kılınması caiz değildir.

 

        Fakat Şafii mezhebine göre ise, yolculuk, hastalık… gibi zorunluluk hallerinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazları duruma göre takdim veya tehir edilerek birlikte kılınabilir.

Kişi öldükten sonra amel defteri hangi sebeplerden dolayı tekrar açılır?

       Kur'an-ı Kerim’de " Her canlının ölümü tadacağı" buyrulmaktadır. Hz. Peygamber de bu ahiret yolculuğunda insanın peşinden üç şey " mal, evlat, amel "in mezara gittiğini mal ve evladın geri geldiğini, geriye sadece insan amelinin kendisi ile mezara gireceğini söyler.        Ayrıca ahiret günü ameli kötü olan birçok kimse, Allah'tan muttaki kul olmaları için kendilerini tekrar dünyaya göndermesini istemektedir. Ama bu istekleri olumlu cevap bulamayacağından herkes bu dünyada yaptığı ile karşı karşıya kalacaktır.  

      Kişi ahiret gününde kendi yaptığı ile karşı karşıya kalmakla beraber amel defteri de kapanır. Yani kendisinin bu deftere olumlu ya da olumsuz bir şey yazdırması söz konusu değildir. Ama dolaylı yoldan amel defterine bir şeyler yazdırması söz konusu olabilir. Hz. Peygamber bunu veciz bir sözünde şöyle ifade etmektedir: "Kişi öldüğünde ameli kesilir, amel defteri kapanır. Ancak arkasında hayırlı evlat, onunla amel edilen ilim ve sadakai cariye bırakan kimsenin amel defteri kapanmaz."  

       Yani hayırlı evlat babasının, anasının arkasından hayır-hasenat, Kur'an okuma, okutma, topluma yararlı bir birey... gibi güzel işlerle uğraştıkça babasının ve anasının amel defterine bunlar yazılır. Baba hayattayken insanların faydasına olan ilmi öğrettiği için insanlar o ilimden faydalandıkları sürece amel defterine sevap yazılır.   

       İnsan hayattayken Sadaka-i Cariyeye vesile olmuş ya da  ( Yol çeşme, Cami, okul...) yaptırmışsa buradan insanlar yararlandıkça o ölenin hanesine hayır hasenat yazılır.       Özetle insan öldüğü zaman amel defteri kapanır ama saydığımız bu üç unsur o defteri tekrar açtırır.     Hepimiz bu üç unsuru arkamızda bırakma gayreti içinde olmalıyız.

 

Kur’an-ı Kerim bulunan mekanda uyumak caiz mi?

       Kur’ân-ı Kerîmi yatak odamızda bulundurulabileceğimiz gibi evin diğer yerlerinde de bulundurabiliriz. Yeter ki Kur’an-ı Kerim, hürmetsizlik mânâsına gelen bir seviyede bırakılmış olmasın.

       Nitekim göğüs hizasından yukarı yerde bulunan Kur’ân hürmet makamında bulundurulmuş olacağından o yerde yatmak günah olmaz. Uygun olmayan göğüs hizasından aşağı yerde bırakılması halidir. Ayrıca evin üst katında insan bulunması, alt katında Kur’ân bulundurulmasına da engel olmaz.

 

 

 

       Şüphesiz  Kur’ân-ı Kerîm bizim yüce kitabımız, mukaddes değerimizdir. Ona karşı ne kadar hürmette bulunup, saygılı olsak azdır. Öyle ki ecdadımız Kur’ân’ın bir çanta içinde asılı bulunduğu odada ayakta beklemiş, hürmet ve tazimde örnek olmuştur. Bizler öyle ecdadın devamı olduğumuzu benzeri bir hürmet ve saygıyla ispat etmemiz gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

Günün Ayeti:

 

 

 

 “Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” Zümer Suresi: 53

 

 

 

 

 

 

 

Günün Hadisi

 

 

 

"Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihlerle beraberdir."

 

 

 

 

 

 

 

Günün Sözü

 

 

 

İki kişiye üzülmek gerekir. Her gün vebal yüklenen kimse ile hiçbir hayır işlemeyen kimse

 

 

 

Beydeba

 

 

 

 

 

 

 

Günün Duası

 

 

 

Allah’ım bügün bizi zalimlerin zulmünden ve kötülerin şerrinden uzak tut,  bizi iyi insanlarla karşılaştır

 

 

 

 

 

 

 

Bunları Biliyor muyuz?

 

 

 

Riya nedir?

 

 

 

Sözlükte "göstermek, gösteriş yapmak" anlamlarına gelen riya, dinî bir kavram olarak, sırf Allah rızası için yapılması gereken ibadetleri ve güzel davranışları kendini beğendirmek ve insanlara göstermek amacıyla yapmak demektir

 

 

 

 

 

 

 

Günün Nüktesi

 

 

 

Her gün bir sadaka…

 

      Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 

İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. İki kişi arasında adâletle hükmetmen sadakadır. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmen yahut yükünü bineğine yüklemen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her adım bir sadakadır. Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen de sadakadır.”

 

(Buhârî, Sulh 11)

YORUM EKLE