İman etmemiş bir kimsenin yaptığı iyilikten dolayı sevabı olur mu?

İman etmemiş bir kimsenin yaptığı iyilikten dolayı sevabı olur mu?

      Kişi, Allah’a ve onun gönderdiği dine ve imanın esaslarına inanmadıkça Müslüman sayılmaz. İman olmadığından da yaptığı ibadetlerin ve hayırlı hizmetlerin sevabına erişemez.

      İmanı olmayan kimse ahirette sevap almamakla beraber, yaptığı bir takım iyi hizmetlerden ve davranışlardan dolayı bu dünyada bir takım mükafatlar görebilir. Zengin olmak, evlat sahibi olmak, sağlıklı bir yaşam…gibi.

 

Ayakta namaz kılamayan kişi namazını nasıl kılar?

       İslâm dini kolaylık dinidir. İslam dininde sorumluluklar ve görevler kulun gücüne göredir. Bu nedenle hastalık, kişinin ibadeti için hafifletme ve kolaylaştırma sebebi sayılmıştır.

       Ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetemeyen kimse ima ile namazı kılabilir. İmâ, namazda rükû ve secde yerine başla işaret etmektir. Bu şekilde namaz kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer.  Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rükû ve secdeye gücü yetmiyorsa niyetini ve kıratını ayakta yapar, ayakta yapamadıklarını ise oturarak yapar. 

     Kişi ima ile de namaz kılamıyorsa Şafii mezhebine göre en son nokta olarak kalbi ile namaz kılar.

 

Abdestsiz kıyılan dini nikah geçerli olur mu

      Nikah akdinin geçerlilik ve sıhhat şartları arasında abdestli olmak gibi bir durum yoktur. Dolayısıyla abdestsiz olma hali nikaha zarar vermez. Ancak müslümanın her zaman abdestli olması güzel ve sevaptır.

 

Hacca gitmek için anlaşmalı bir nikah yapmak caiz mi?

       Mahremsiz hacca gidemeyen kadınların biriyle nikâhlanıp da hacca gitmeleri hac dönüşünde ise bu nikâhı bozup tekrar bekâr hayata dönmeleri diye İslam’da bir uygulama ve salahiyet yoktur.

        Sırf mahremi olsun diye böyle bir usule başvurmak asla caiz değildir. Akıl ve ahlak dini olan İslam hacca gidip dönünceye kadar müddetli bir nikâhı asla kabul etmez. Böyle bir nikaha nikâh-ı muvakkat denir. Muvakkat nikâh, yani aile hayatı kurma niyetinin dışında yapılan müddetli nikâh, nikâh değil; aldatıcı ve gayr-i meşru münasebeti kolaylaştırıcı bir safsatadır.

        Müşterek aile hayatı kurup beraber yaşama niyeti dışında nikâh yapılamaz. Şayet hacca gitmek üzere olan iki hacı adayı böyle bir karara vardılar da müşterek aile hayatı ve ömürleri boyunca birlikte yaşamayı kabul ederek nikâh yaparlarsa bu meşru bir durumdur. Hacla alâkalı değildir, aile hayatı kurup yeni bir hayata başlamaktır. Sadece hacca gidebilmek için yapılan bir nikâh değildir. Zira nikâhta müddet batıldır. Bu ister normal hayatta yapılsın isterse hac için yapılsın fark etmez.

 

Adak sahibi niçin adağının etinden yiyemiyor?

        Adak adayan kimse borcu ve görevi olmadığı halde kendini bir borcun altına soktuğundan ve bu adak bir borç ve sadaka olduğundan adağı adayan kimse bu adaktan yiyemez. Kendisi bu adaktan yiyemediği gibi hanımı ve çocukları da yiyemez.

 

Günün Ayeti

İyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum.

Sebe, 34/11.

 

Günün Hadisi

"Kim üç kız veya üç kız kardeş veya iki kız kardeş veya iki kız yetiştirir, terbiye ve eğitimlerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir."

(Tirmizî, Birr: 13)

 

Günün Sözü

”Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.”

İbn Haldun

 

Günün Duası

Allah’ım elde edemeyeceğimiz hayalleri bize kurdurtma.

 

 

Bunları biliyor muyuz?

Cihad-ı Ekber Nedir?
İnsan tabiatının ve bedeninin kötü isteklerini yerine getirmemek için yapılan nefsi mücadeledir.

 

Günün Nüktesi

Amberiye Camiî…

       Osmanlı sultanları bazı sebeplerden dolayı hac görevlerini yerine getiremezlerdi. Bundan dolayı yerlerine bazı kimseleri Hac’a gönderirlerdi.

      Bir hac mevsiminde sultan Abdülhamit han, hac farizasını yerine getirmek üzere vezirini görevlendirir. Yıldız sarayından vezirini dualarla ve kutlu toprakların insanlarına verilmek üzere türlü türlü hediyelerle uğurlar. Ve vezirinden bir istekte bulunur. Hac dönüşünde Ravza-i Mutahhara’dan’ bana bir avuç toprak getir’ der.

       Vezir, hac ibadetini yerine getirir. Mekke’de tavaf eder. İslam dünyasından gelen Müslümanlarla tanışır. Fakirlere Sultan’ın vermiş olduğu emanetleri dağıtır. Arafat’ta vakfeye durur. Mina’da şeytan taşlar. Mekke’den Medine’ye giderken, peygamberimizin çektiği sıkıntıları düşünür. Baki Kabristanı’nda dünyanın geçiciliğini anlar. 

      Vezir, hac görevini tamamlar. Yorgun bir şekilde İstanbul’a gelmek için trene biner. Trende padişahın ricası aklına düşer. Tren hareket etmek üzeredir. Mescidi- nebeviye gidip toprak almaya zaman kalmamıştır. Trenden inerek istasyonun yanındaki boş araziden bir avuç toprak alır.

       İstanbul’a vardığında Padişah’ın huzuruna çıkar. Vezir, kadife bir kesenin içine koyduğu toprağı sultan Abdülhamit Han’a verir. Abdülhamit han itinalı bir şekilde ve hürmet ile toprağı avuçlarının içine alır. Koklar, bir daha koklar…

        Sultan, Vezir ’ine bu toprağın amberi var. Lakin miski yok’ der. Vezir şaşırır. Ve doğruyu itiraf eder. Bunun üzerine padişah, Vezir ’in toprak aldığı yere bir mescit inşa edilmesini talep eder. Bir sonraki hac mevsimine kadar Medine-i münevvere tren istasyonu karşısına beyaz kubbeli mescit inşa edildiğinde ismi hazırdır: Amberiyye Camii.

 

YORUM EKLE