İman etmeyen kimse cennete girebilir mi?

İman etmeyen kimse cennete girebilir mi?

     İman olmadan hiçbir amelin ve hayrın ahirette mükafatı yoktur. Kişi bu dünyada ne kadar iyilik yaparsa yapsın kalbinde imanı yoksa ahirette mükâfatı olmaz. Dolayısıyla cennete de giremez. Bu kimse bu dünyada yaptıklarına karşılık bu dünyada mükafat alır.

     Sağlık zenginlik, makam gibi… Ancak imanı olmadığından ahirette cennete giremez ebediyyen de cehennemde kalır.

     Aynı şekilde bu dünyada imanlı olan bir kimse ne kadar günahkâr olursa olsun bu dünyadan amentünün esaslarına inanarak vefat ederse ahirette Allah affetmezse, ya da kendisine şefaat edilmezse cehenneme düşer, cezasını çeker. Ceza bitince de cehennemden çıkarılır ve cennete ebediyen kalmak üzere diğer Müslümanlar gibi koyulur. Çünkü günahkar da olsa imanlı bir Müslümandır. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta bir hadisi Şerifte şöyle buyurmaktadır:” Kalbinde zerre kadar iman olan cennete girecektir.”

     Bazı fiillerle ilgili olarak efendimiz yapıldığında kişi cennete giremez diyor. Tabi buradaki kasıt kişiyi tehdit edip gözünü korkutmak ve bu günahlardan uzak tutmaktır. Yoksa ebediyyen kâfir olarak cehennemde kalmak değildir. Nitekim efendimizin bu hususta hadisleri vardır.

Mesela:

1- Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız.

2- Kendi nefsin için istediğini kardeşin için istemedikçe iman etmiş sayılmasızsın.

3- Gıybet, dedikodu yapanlar cennete giremez.

4- Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez.  

  Bütün bu hadislerdeki mana şudur. Gerçek mümin olmaz, kâmil mümin olamaz. Cennete ilk giren kişilerle cennete giremez.

      Yoksa bunları yapan günahkar Müslüman ebediyen cennete giremez anlamında değildir.

 

Yıkanmadan gömülen cenazeyi tekrar mezardan çıkarılıp yıkamak gerekir mi?

     Cenazenin yıkanması ve namazının kılınması “farz-ı kifaye’dir. Yani birkaç kişinin bu cenazeyi yıkaması diğer Müslümanlardan bu görevi düşürmektedir.

     Meşru bir mazeret bulunmaksızın cenazenin yıkanmadan defnedilmesi durumunda o çevredeki cenazeden haberdar olan bütün Müslümanlar vebal altında kalmış olurlar.

      Bununla birlikte yıkanmadan defnedilen cenazenin eğer üzerine toprak atılmamışsa çıkartılıp yıkanır. Toprak örtülmüşse, yıkamak maksadıyla mezardan çıkarılmaz

 

Kur’an-ı Kerim Hz. Peygamberden sonra nasıl toplanmıştır?

      Kur'ân'ın toplanması, mushaf hâline getirilmesi demektir. Hz. Peygamber 'e inen âyetler; ince ve yassı taşlara, kaburga kemiklerine, derilere, kağıtlara, hurma dallarına vb. şeylere yazılıyor ve muhafaza ediliyordu. Âyetler, inmeye devam ettiği için Peygamberin sağlığında Kur'ân, mushaf haline getirilmemişti.

      Hz Peygamber'in vefatından altı ay sonra, Yemâme savaşında birçok hâfızın şehit olması üzerine Hz. Ömer'in teşvikiyle Halife Hz. Ebû Bekir, Kur'ân-ı mushaf haline getirme kararı aldı ve bu görevi, Peygamberin Kur'ân'ı vahiy meleği Cebrail'e son okuyuşunda hazır bulunan, vahiy kâtibi ve hâfız olan Zeyd ibn Sabit'e verdi. Zeyd, titiz bir çalışma ile Kur'ân'ı mushaf haline getirdi ve halifeye teslim etti.

       Bu mushaf, Hz. Osman zamanında yine Zeyd ibn Sabit'in başkanlığında Abdullah ibn Zübeyr, Sâid ibn As ve Abdurrahman ibn Hâris'den oluşan bir komisyon tarafından çoğaltıldı. Yeryüzündeki bütün mushaflar, bu ilk mushafların aynıdır.

 

 

Günün Ayeti

Her kim iyilik yaparsa kendine iyilik yapmış olur

 

Günün Hadisi

Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek, hastasını yoklamak, cenazesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellâh" diyerek cevap vermek.

 

Günün Sözü

“Güven ruh gibidir, terkettiği bedene asla geri dönmez.”

 Shakespeare

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün bana bir sıkıntı verme.

 

Bunları biliyor muyuz?

Telfik nedir? 

      Telfik, bütün kolaylıkları bir araya getirip amel etmektir. Bir mezhepteki kolaylığı alıp başka mezhepteki zorluğu terk etmek gibi. Mesela: Fıtır sadakası verirken Şafiiler buğday ve benzeri bir şey verir. Ama günümüzde şehir yaşamında buğdayın pek kullanım alanı kalmadığından Şafii bir kimse Hanefi mezhebini taklit edip buğday yerine para verebilir.

 

Günün Nüktesi

Neden vazgeçtin…

    Allah'ın kılıcı Hz. Ali, bir savaş esnasında düşmanı olan birini yere yıkıp öldürmek üzereyken, düşmanı Hz. Ali'nin yüzüne tükürdü. Bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalktı.

     "Yürü git seni öldürmekten vazgeçtim, serbestsin." dedi.

     Savaşçı bu duruma şaştı.

     - "Beni alt edip öldürmek üzereyken neden vazgeçtin. Seni ne alıkoydu? Diye sordu.

     Hz. Ali cevap verip şöyle dedi:

     - "Ben seninle Allah yolunca ve Allah'ın rızasını kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce kinlendim, sana kızdım; eğer o an öldürseydim sana kızgınlığımdan bunu yapmış olacaktım. Yani seni Allah rızası için değil de kendi nefsim için öldürmüş olacaktım. Bu yüzden seni serbest bıraktım."

     Bunu duyan adam, bu büyük asalet ve incelik karşısında iman ederek Müslümanlar safına katıldı.

 

 

YORUM EKLE