İnsanın eceli değişir mi?

İnsanın eceli değişir mi?

      Her canlı için tek bir ecel vardır. Bu ecel Allah'ın kaza ve takdiriyle olup, asla değişmez. Belirlenen ecel, vaktinden ne önce gelebilir ne de o vakitten sonraya kalabilir. Bu hususla ilgili Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır. "Her ümmetin takdir edilmiş bir eceli vardır.  Ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri kalırlar, ne de ileri giderler." (Yunus suresi, ayet: 49)

      Ehli Sünnetin görüşüne göre öldürülen kişi kendi eceliyle ölmüştür. Katilin öldürmesi ile o kişinin eceli değişmiş ve ömrü kısalmış olmaz.

            Ecel, hayatın tereddütsüz ve kesin olarak son bulduğu zamandır. Katilin mesul olması, Allah'ın kesin olarak yasakladığı cana kıyma yasağını işlemiş olmasındandır.

 

 İbadetler cennete girmek gayesiyle mi yapılmalıdır?

            Allah, Kur’an-ı Kerim’de mealen; “Ben insanları ve cinleri ibadet etmeleri için yarattım” (Zâriyat, 51/56) buyurur. Bu ayetten de anlaşıldığı gibi insanın görevi rabbine kulluk etmektir.

Bu kulluğunu da sadece ona yapmakla mükellef olduğu gibi aynı şekilde, “Ameller niyetlere göredir.” (Buharî, “İman”, 41.) Hadisine binaen de ibadeti sadece onun rızası için yapmalıdır.

            Buna göre ibadetler Allah rızası için yapılmalı, bu gaye ile yapılan ibadet Allah’ın rızasını kazandırdığı gibi aynı zaman da cenneti de kazandırır.

            Bunun yanında her mümin cennete gitme ve cehennemden uzaklaşma ister. Bunun için de ibadetlerini yapar. Ancak ibadetlerini cehennemden uzaklaşma ve cennete gitme isteği ile yaparsa ibadetlerin hikmet ve gayesini anlamamış olur. Onun için ibadetlerimizdeki gaye Allah’ın rızası olmalıdır. O rıza ki zaten cenneti kazandıracaktır.

 

Gece kılınan nafile namaz kaç rekat kılınmalıdır?

    Geceleyin kılınan nafile namaz teheccüttür.  Teheccüd namazının rekatları hususunda ise farklı ifadelerin yer aldığı sahih rivayetler vardır. Bu rivayetlerde Allah Resulü’nün 4, 8, 11, 13 rekat teheccüd kıldığı anlatılır. Hz. Peygamber bazen 4, bazen 8, bazen de 11 veya 13 rekat kılmıştır.

      Fakat Hanefi mezhebi, 11 rekat rivayeti en kavi rivayet olarak görmüş ve görüşünü bu istikamette belirlemiştir. Buna göre, 11 rekatın 3 rekatı vitir, geriye kalan 8 rekat ise teheccüd namazıdır. Dolayısıyla teheccüd namazı kılınacaksa, 8 rekat kılınmalıdır.

      Yalnız bu kesin hatlarla yapılmış bir sınırlandırma değildir. Yani farz namazlarda olduğu gibi, 8’den az veya çok olursa, teheccüd olmaz denilemez. Bu nafile bir namazdır. Onun için bir insan teheccüd adına kaç rekat kılarsa kılsın, o makbuldür. Ama Allah Resulü, bunu genellikle 8 rekat olarak kılmıştır.

 

Hasta olan oğlum iyileşirse kurban keseceğim diyen kimse bu adağın etinden yiyebilir mi?

     Bu bir adaktır şart yerine gelirse kesilmesi vacip hale gelir. Yani çocuk memur olursa bu adak kesilmek zorundadır. Ancak adak yapan kimse, adadığı hayvanın etinden yiyemez. Etin tamamını dağıtması gerekir. Şayet bir miktar yemiş olursa, yediği etin kıymetini fakirlere para olarak vermesi gerekir

    Adak yapan, adadığı hayvanın etini, fakir olsalar bile, usul ve füruna ve geçimi üzerine bağlanmış bulunanlara yediremez. Usul, ana ve baba tarafından yükselen soya denir. Füru, evlatlardan aşağı inen soylara denir.


Günün Ayeti

Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınız.

 Bakara 2/21

 

Günün Hadisi

“Allah için tevazu gösteren kimsenin,  Allah derecesini yükseltir”

Müslim, "Birr", 69.


Günün Sözü

“Hayatta olabileceğiniz en güzel yer bir duanın içinde yer almaktır.”

Şemsi Tebrizi

 

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün hakkımda hayırlı olmayan hiçbir işi bana nasip etme.

 

Bunları biliyor muyuz?

Berzâh-ı Kübra Nedir?

Kabirden kalkıp, mahşer yerinde hesabın görülüp Cennet veya Cehenneme gidilinceye kadar geçen zaman.

 

Günün Nüktesi

"Altından Çapanoğlu Çıkar…"

            Çapanoğlu Süleyman Bey'in sarayına, ağzı kalabalık, ukela bir adam konuk olur. Kendi söylediklerine bakılırsa bu adam Allah'ın en yakın dostu, aynı zamanda büyük bir alimdir.

            Ama Süleyman Bey de az değildir. Bu tür insanların, Allah adına halkı nasıl soyduklarını bilmektedir. Bir gün bahçede gezerlerken, adam ayaklarını ağaca dayar ve direnmeye başlar.

Çapanoğlu:

            -Hayırdır Hocam, bu davranışınızın sebebi hikmeti nedir, diye sorar.

Adam:

            -Sormayın Beyim, der. İçi Müslümanlarla dolu bir gemi Karadeniz'de batıyordu. O gemiyi doğrulttum, der.

            Adamda palavra bol. Aynı gün, ellerini uzatarak koşar. Güya Hindistan'da ağaçtan düşen bir çocuğu da kurtarmıştır.

            Çapanoğlu bıyık altından güler. Hizmetkarlarından birinin kulağına eğilir. Öğle için özel yemek hazırlanması emrini verir. Vakit gelir ve adamla birlikte sofraya otururlar.

            Çapanoğlunun emri gereği, yemekte sadece bulgur pilavı vardır. Yanında yufka ekmek, iki baş kuru soğan. Bizim zatın suratı asılır.

            -Aman Beyim, Çapanoğlunun kapısında kuzu mu bitti? Ben kuru pilava kaşık çalamam, der.

            Fakat Çapanoğlunun sesi tehditkardır:

            -Uzatma, misafir umduğunu değil bulduğunu yer, hadi buyur. Kaşıklar mecburen pilava dalıp çıkmaya başlar. Adamın kaşığı biraz sonra ağır bir şeye takılır. Kaşığı zorlayınca ortaya kocaman, kızarmış bir hindi çıkıverir. Adam kıpkırmızı olurken, Çapanoğlu gürler:

            -Ulan sahtekar, Karadeniz'deki gemiyi doğrultursun, Hindistan'daki çocuğu da kurtarırsın, ama pilavın altındaki eti bilemezsin, bu nasıl iştir. Adamda tık yoktur. Çapanoğlu adamlarına döner.

            -Yıkın şu sahtekarı der.

            Adamı falakaya yatırır, iyi bir sopa çekerek bırakırlar. Can havliyle kaçıp bir köye gelen adama yine pilav ikram ederler. Pilavı gören adam korkuyla irkilir.

            -Sakın altından Çapanoğlu çıkmasın!

 

YORUM EKLE