İnsanın eceli değişir mi?

İnsanın eceli değişir mi?

      Her canlı için tek bir ecel vardır. Bu ecel Allah'ın kaza ve takdiriyle olup, asla değişmez. Belirlenen ecel, vaktinden ne önce gelebilir ne de o vakitten sonraya kalabilir. Bu hususla ilgili Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır. "Her ümmetin takdir edilmiş bir eceli vardır.  Ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri kalırlar, ne de ileri giderler." (Yunus suresi, ayet: 49)

      Ehli Sünnetin görüşüne göre öldürülen kişi kendi eceliyle ölmüştür. Katilin öldürmesi ile o kişinin eceli değişmiş ve ömrü kısalmış olmaz. Ecel, hayatın tereddütsüz ve kesin olarak son bulduğu zamandır. Katilin mesul olması, Allah'ın kesin olarak yasakladığı cana kıyma yasağını işlemiş olmasındandır.

 

Vefat eden insanlar ne zaman cennete veya cehenneme gidecek       

       Cennet ve cehennem şuan yaratılmış olmakla beraber insanlar şuan cennette ya da cehennemde değildir. Ölüler, şuan kabir aleminde cennet veya cehenneme benzer bir hayat sürüyorlar. Nitekim sevgili peygamberimiz bu hususta bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Mezar ya cennet bahçesinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” buyurmaktadır. Yani kişi kabirde ya nimet içindedir ya da azaptadır.

      Ancak mahşerden sonra hesap verme bitince insanlar cennete veya cehenneme gideceklerdir.

 

Kocası vefat eden bayanın evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken bir süre var mı?

     Boşanma, evliliğin feshi ve ölüm gibi bir sebeple evliliğin sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapmadan önce beklemesi gereken süreye dini anlamda iddet denir. Karı koca nikah kıyıldıktan sonra ister zifafa girsin ister girmesin bu süreyi beklemesi lazım.

    Çünkü bu iddet, kadının önceki kocasından hamile olup olmadığının anlaşılması içindir. Aynı zamanda ölüm iddetinde kadının ölen kocasına hürmet ve saygı babından belli bir zaman diliminde evlenmeden beklemesi gerekir. 

     İddet bekleme esas olarak kadının hamile olup olmadığının ortaya çıkması amacına yönelik olmakla birlikte onun sadece bu amaçla sınırlandırılması doğru değildir.

    Ölüm iddetinde kadının ölmüş kocasının hatırasına saygı ve yuvaya bağlılık simgesi olarak, boşanma iddetinde ise toplumun kötü zanda bulunmasını engellemeye, dolayısıyla kadının saygınlığının devamını sağlamaya yönelik bir önlem olarak değerlendirmek gerekir.

     Ölüm iddeti, kocası ölen kadın hamile ise çocuğunu doğurana kadardır. Şayet hamile değilse beklemesi gereken süre dört ay on gündür.

    Buna göre kocası ölen kadın hamile ise doğumdan sonra, hamile değilse dört ay on gün iddetini bekledikten sonra dilerse bir başka kişi ile evlenebilir. 

 

Kiliseden camiye çevrilen yerde namaz kılmak caiz mi?

     İbadetler hususunda bizim diğer ümmetlerden bir farkımız da yeryüzünün bize mescit kılınmasıdır. Yani temiz olduktan sonra her yerde namaz kılmamız caizdir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde “yer yüzü bana mescit kılında” şeklinde buyurmaktadır.         Daha da ötesi kilisede dahi temiz olduktan sonra namaz kılmak caizdir.  Ancak zaruret bulunmadıkça kilisede namaz kılmak mekruhtur. Fakat namaz kılacak başka bir yer bulunamadığı takdirde, temiz olmak kaydıyla kilisede namaz kılmada dini mani yoktur. 

      Aynı şekilde Kilise, Havra vb. gayri Müslimlere ait mekanlar satın alınarak veya başka yollarla camii haline getirilirse bu mekanlar mescit hükmünü alır. O yerde de namaz kılmakta hiçbir sakınca kalmaz.

 

.

 

 

Günün Ayeti

“Kim eziyetlere sabreder yapılan kötülüklere de intikam almayıp affetmek yolunu tutarsa, şüphesiz bu hareket yapılmaya değer işlerdendir.”

 (Şura: 42/43)

 

Günün Hadisi

 Herkim çarşıya girdiği zaman, “La İlahe İllallah-u Vahdehu La Şerike leh. Lehu’l-Mülkü Velehu’l-Hamdu Yuhyi Ve Yumitu Ve Huve Hayyun La Yemutu Bi Yedihi’l-Hayru Kulluhu Ve Huve Ala Külli Şeyin Kadîr” derse Allah onun için bir milyon hasene yazar, bir milyon kötülük yok eder ve onun için cennette ev inşa eder’ buyurdu.”

 İbni Mace 2235

 

Günün Sözü

 “Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanırlar.”

 (Geoge Bernard Shaw)

 

Günün Duası

Allah’ım bugün senin ve kullarının hakkına riayet edebilmeyi bana nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Muhafazakar nedir?

Dinî amel ve işlere muhabbet eden, inancında sağlam olan, dürüst ve prensip sahibi insan demektir.

 

Günün Nüktesi

Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir?

Muğîre İbni Şu‘be’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 

“Hz. Mûsâ Rabbine:

– Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? diye sordu. 

Allah Teâlâ da ona cevaben şöyle buyurdu:

– O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine:

– Cennete gir! denir. 

– Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona:

– Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O da:

– Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona:

– İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur. Beşincisinde o adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona:

– İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir, buyurunca adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! diyecek. 

Daha sonra Mûsâ aleyhisselâm:

– Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu. 

-Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

– Onlar benim seçtiğim kullardır. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.”

 

YORUM EKLE