İntihar eden kimseye dua etmek caiz mi?

      İnsan küfre götürmeyen günahları işlemedikçe dinden çıkıp kafir olmaz.  Yani kişi tasvip etmediğimiz halde namaz kılmamakla, oruç tutmamakla veya içki içmekle… kafir olmaz. Çünkü İslam’a göre Müslüman günah işlemekle imandan çıkmaz.

      Günahkar ama imanla ölen bir kimseyi Allah dilerse affeder dilerse cehennemde cezasını doldurduktan sonra cenneti lütfeder.

      İntihar eden kimse de kafir olmadığından ama büyük günah işlediğinden Allah isterse onu affeder direk cennetine alır dilerse cehennemde cezasını çektirir daha sonra cennetine koyar.

      Durum bu olunca cana kıymak büyük günahlardan bir günah ve küfürden de sonraki en büyük günah olduğundan canına kıyan kimsenin affedilmesi için bolca dua edilmeli, ruhuna hayırlar yapılmalı, sadakalar vermeli ki yapılan bu hayırlar hem amel defterine işlensin hem de Allah’ın affına vesile olsun.

     Buna göre intihar eden kimseye dua etmekte bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi canına kıydığı için çok duaya ve hayra ihtiyacı olduğundan ona bolca dua edilmelidir.

 

İbadetlerde niyetin hangi dilde yapıldığının bir önemi var mı?

       İbadetlerde niyetin hangi dilde yapıldığının bir anlamı yoktur. Hangi ibadet olursa olsun hangi dilde yapılırsa yapılsın fark etmeksizin o ibadet geçerlidir. Örneğin: Namaza başlamak için niyet etmek gerekir.  Bu niyeti getirirken de niyetin Arapça olma zorunluluğu yoktur.   

       Dileyen niyeti Arapça dileyen Türkçe, Farsça... ya da başka bir dilde niyet edebilir bunun namaza hiç bir zararı yoktur.

 

Tabaka yapan her madde abdest ve gusle mani midir?

      Oje ve benzeri maddeler tırnak ve benzeri organların üzerinde tabaka yaptıklarından vücudun üzerinde bulunmaları halinde bunlarla abdest ve gusül olmaz.

      Onun için oje ve benzeri maddeler varsa bunlar iyice yıkanıp temizlendikten sonra abdest ve gusül alınmalıdır.  

 

Bir şarta bağlanan adak şart yerine gelmeden yapılabilir mi?

       Falan işim olursa üç gün oruç tutacağım veya kurban keseceğim denilip bu şart meydana gelmeden bu adaklar yerine getirilemez. Şayet yerine getirilirse ve daha sonra da iş meydana gelse bu adakları yeniden yerine getirmek gerekir.

       Mesela: oğlum üniversiteyi kazanırsa kurban keseceğim diyen kimsenin oğlu üniversiteyi kazanmamışsa ya da daha sınava girmemiş ise kurban kesmesi gerekmez. Keserse de ilerde bu isteği olursa yeniden kurban kesmesi gerekir.

 

 

 

Günün Ayeti

“Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun. ”

Kasas,  28/77.

 

Günün Hadisi

"Allah'a yemin ederim ki, Allah’ın senin vesilen ile bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır."

Buhârî, “Fezâilü'l-Ashâb,” 9.

 

Günün Sözü

Her şeyi kazanmak istediğinde, her şeyi kaybetmeyi de göze almalısın.

Larry Csonka

 

Günün Duası

Allah’ım, evimizden, ailemizden ve de iş yerimizden huzuru ve bereketi eksik etme.

 

Bunları biliyor muyuz?

 Tenzih Nedir?

 Allah'ı insana özgü niteliklerden uzak tutmak demektir. Bu da Allah'ın zatı, sıfatları ve isimleriyle birlenmesiyle olur.

 

Günün Nüktesi

O insan etidir yenir mi?

Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri, bir gün bir camide iken, birisi gelip:

— Allah rızası için bana yardım edin. Ben yardıma muhtaç bir kimseyim, der.

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri bakar ki bu kişi sapa - sağlam bir insan, bu kişi bu haliyle dilencilik yapmaya utanmaz mı?

      Niye çalışıp kazanmaz da dilencilikle kendini küçük duruma düşürür diye düşünür.

O gece Cüneyd-i Bağdadî hazretleri bir rüya görür... Rüyasında; camide gördüğü gencin vücudu bir kebap yapılıp bir tepsiye konmuş, önüne getirilir. Cüneyd-i Bağdadî hazretlerine:

— Bunu yiyeceksin, derler. Hazret, «o insan etidir, yenir mi?» diye karşılık verdiğinde:

— Ya dün camide nasıl yiyordun... Yine öyle yiyeceksin! Derler. Daha sonrasını Cüneyd-i Bağdadî hazretleri şöyle anlatıyor:

— Meğer gıybet etmişim! Hemen korku ile uyandım. Abdest alıp iki rekât namaz kıldım... Tövbe istiğfar ettim... Sabah olunca, hakkında konuştuğum genci aramak için dışarı çıktım... Aradım, aradım, nihayet genci, Dicle nehri kıyılarında buldum ki, önüne tere koymuş, onları yiyor.

Genç benim geldiğimi görünce, başını kaldırarak:

— Ey Cüneyd! Camide benim hakkımda kötü düşündüğün için, tövbe edip pişmanlık duydun mu? Diye sordu... Ben:

— Evet! Dedim... Hakkında konuştuğum genç, bana:

— O halde üzülme git! Dedi ve şu Ayeti Kerimeyi okuyarak kayboldu: «O ki kullarının tövbelerini kabul eder, günahlarını afv eder ve ne yaptıklarını bilir.

 

YORUM EKLE