İslam dini estetik yapmayı niçin caiz görmemektedir?

İslam dini estetik yapmayı niçin caiz görmemektedir?

         İslam dini, insanın yaratılıştan var olan güzelliklerini daha belirli hale getiren, takı takma, saçları tarama, meşru ölçüde süslenme, güzel giyinme... gibi davranışları mubah kılmıştır. Ancak, fıtraten yani yaratılıştan verilmiş özellik ve şekillerin değiştirilmesini yasaklamıştır.  

          Buna göre, Allah'ın yarattığı şekli beğenmeyerek, ameliyatla bazı uzuvların şekillerini değiştirmek, tabiî güzelliğin fevkinde güzellik aramak dinen caiz değildir. Çünkü bu yaratılışı beğenmemektir. İslam dini de bundan dolayı estetik ameliyatı caiz görmemektedir. Kur'an-ı Kerim, şeytanın "Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yaratılışını değiştirecekler" (Nisa, 119) dediğini naklederek, bu tür davranışları şeytanî işler olarak nitelemektedir.

     Ancak zaruri bir durum varsa trafik kazasında yüzün parçalanması misali estetik olmada bir sakınca yoktur.

 

Kadının kocasından boşandıktan sonra aldığı nafaka dinen caiz mi?

      İslam, evlilik hayatında kocaya vermiş olduğu hak ve yetkilerin yanında, bir takım görev ve sorumluluklar da yüklemiştir. Bunlardan birisi de, kocanın eşinin temel ihtiyaçlarını makul ve normal ölçülerde karşılama ve giderme görevidir. Bu, evlilik akdinden doğan bir sorumluluktur. Kadının zengin veya fakir, müslim veya gayrimüslim olması bu görev ve sorumluluğu değiştirmez.

     Kur’an-ı Kerim’de boşanmış ama iddet bekleyen kadına kocasının evinde ikamet etme hak veya yükümlülüğü getiren ve iddet süresince kadına zarar verilmemesini emreden ayetler vardır. Bu ayetler aynı zaman da kocaya eski eşine nafaka vermesini emretmektedir.

     Söz konusu bu ayette yüce Mevla mealen şöyle buyurmaktadır: ”Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın.” (Talak, 65/6).

      Bu ayetten anlamından hareketle,  İslam hukukçularına göre kadının kocası üzerindeki nafaka hakkı evlilik süresi ile evlilik sona erdiğinde ise iddet süresi ile kayıtlıdır. İddet dediğimiz üç ay hali bittiğinde ise nafaka sorumluluğu da bitmiş olur.

     Yani dinen koca hanımını boşadıktan sonra yıllarca nafaka vermek zorunda değildir. Ancak çocukları varsa onların nafakasını vermek zorundadır.

 

Seher vakti evin kapısını açık bırakmak rızkı artırır inancı doğru mu?

       Seher vakti, dinen rızıkların dağıtıldığı vakittir. Bu dağıtma işlemi sırasında insanın o saatte uyanık bulunması ve bu dağıtılan rızıktan bol nasiplenmesi için kişinin hem uyanık olması hem de rızkı elde edebilmek için çalışması tavsiye edilir.

       Seher vaktinde ayakta olmak yani uyumamak bir nevi o vakitte dağıtılan rızkı istemek için bir duadır.

       Ancak İslam itikadında seher vaktinde dağıtılan rızkı elde etmek için kapının, pencerenin açık bırakılması inancı yoktur. Bilakis bu bir hurafedir.

       Zira rızık insanın çalışmasına bağlı olarak ve sebeplere müracaat etmeye göre dağıtılmaktadır. Ayrıca seher vaktinde kapıyı, pencereyi açık bırakmak hırsızlara davetiye çıkarmaktır ki daha fazla rızık elde edeyim derken kişi eldeki malından da olabilir.

 

Günün Ayeti

Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın.

Fussilet, 41/36.

 

Günün Hadisi

Allah’ın en sevmediği helal boşamadır.

Ebu Davud, "Talak", 3.

 

Günün Sözü

Hayatta üç şey kişinin özünü bozar: Öfke, açgözlülük ve kibir.

 

Günün Duası

Allah’ım hesabını veremeyeceğim hiçbir malı, makamı, sözü ve işi bize nasip etme

 

Bunları biliyor muyuz?
Hurâfe Nedir?

Akla ve ilme aykırı olan ve hiçbir temeli bulunmayan batıl inançlar ve uygulamalardır. 

 

Günün Nüktesi
Gölge etme, başka ihsan istemez…

           Büyük İskender, Sinoplu Diyojen'in kentini işgal etmiştir. Herkes canın, malın derdine düşmüşken, Sinoplu Diyojen güneşlenmektedir. Çünkü sadece bir çuval giymektedir ve bir fıçıda yaşamaktadır, bu kadar basittir.

Felsefe ile ilgili olan büyük İskender, Diyojen’in bu kentte olduğunu öğrenir ve adamlarına onu bulup huzuruna getirmelerini ister, ama eğer gelmezse zorlamayın der.            

Adamlar Diyojen sokakta güneşlenirken bulurlar. Ona İskender’in huzuruna çağrıldığını söylerler. Diyojen ise "eğer beni istiyorsa o gelsin ayağıma." der.

Askerler bunu büyük İskender’e iletirler. Büyük İskender’in hoşuna gider bu davranış ve adamlarıyla Diyojen’im yanına gider. Diyojen hala güneşlenmektedir.

İskender Diyojen’e saygı duyduğunu söyler, düşündüğü gibi yaşayan bir adam olduğu için. Eğer huzuruna gelseydi onu düşündüklerinin arkasında durmayan bir adam olduğunu düşünüp öldürteceğini söyler.

Büyük İskender bu konuşmaları yaparken, Diyojen’in güneşini kesmektedir. "dile benden ne dilersen" diyen İskender’e aynen şöyle cevap verir Diyojen:

 "Gölge etme, başka ihsan istemez."

YORUM EKLE