İşsizlik maaşı almak caiz mi?

    İşsizlik maaşı devletin işsiz kalan vatandaşına tanıdığı bir haktır. Ancak bu haktan yararlanabilmek için kişinin işsiz olması lazım. Yani hem resmi hem de gayri resmi olarak işsiz olması gerekir. Zira devlet, işsizlik maaşını gerçekten işsiz olanlara ödemektedir. 

      İşten çıkarılan ya da işinden ayrılan bir kimse devletten işsizlik maaşı alırken başka bir yerde bir işe gayri resmi de olsa başlamışsa bu haktan yararlanması dinen caiz değildir. Gerçeğe aykırı bir beyan ile kendisini işsiz gibi gösterenlerin bu maaşı alması dinen caiz değildir.

       Böyle bir aldatma kul hakkı ihlalidir. Tüyü bitmemiş yetimlerin-öksüzlerin, fakirlerin-yoksulların, hakikaten işsiz durumda olanların hakkını yemektir. Bundan kesinlikle sakınılması gerekir.

 

Yüzde oluşan lekeleri temizlemek için tedavi olmak caiz mi?

  Allah'ın bize verdiği güzelliklerimizi daha cazip hale getirmek için, taranmak, süslenmek, takı takmak, güzel giyinmek dinen caizdir hatta teşvik edilmiştir.

    Ancak Allah'ın yarattığı şekli beğenmemek, ameliyatla değiştirmek, estetik olmak bir nevi modaya uyarak bıçak altına yatmak doğru değildir ve yaradılışı değiştirme anlamı taşır ki bu da dinen uygun değildir.

 Ancak sonradan oluşan lekeleri temizlemek için tedavi olmak, merhem kullanmak, makyaj yapmak caizdir. Çünkü bu bir şekil değiştirme y ad estetik olmak değildir.

 

Kâbe resimli seccadenin üzerinde kılınan namaz geçerli olur mu?

      Üzerinde Namaz kılınacak seccadenin kalbi meşgul edecek resim ve işlemelerden temiz olması namaz açısından daha hoştur.  Aynı durum mescid ve camiler için de geçerlidir. Zira resimlerin olduğu yerde namaz kılma mekruh kabul edilmiştir.

       Bu itibarla üzerinde Kâbe ve mescit resmi bulunan namazlık üzerinde namaz kılmanın bir sakıncası yoktur. Caiz olduğu gibi bir hakaret veya saygısızlıkta söz konusu değildir. Çünkü Kâbe ve mescit resimleri ayak altına gelmeyip de secde edilen yere geldiğinden hakarete mâruz kalmamış, hürmete lâyık şekilde tutulmuş olunmaktadır. Bu sebeple namaza mâni bir hâl söz konusu olmamaktadır.

 

Çok Namaz borcu olan kişiler bu borçlarını nasıl kaza etmelidirler?

      Öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki namaz borcu ancak ve ancak kaza ederek ödenir. Bu kaza namazları ne kadar ise o kadar kılmak ve borcu ödemek gerekir. Mesela yirmi yıllık borcu olan bir kimse yirmi yılı 365 gün üzerinden hesap eder. 20x365=7300 gün eder.

     Borçlu kişi eğer bayan ise adet günleri ile lohusa günlerini bu zaman diliminden çıkarır.  Kalan zaman kaç gün ise bu günleri en kısa zamanda kaza etmek üzere acele eder.

     Zira insan ömrünün ne zaman tükeneceği belli değildir. Gün içerisinde müsait olduğu zamanlarda kaza namazlarını eda eder. Bu esnada da kıldığı namazları hesaptan düşürür. Kıldığı kaza namazlar yirmi yıla tekabül edince kaza kılmayı bırakır.

 

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.

Al-i İmran 102

 

Günün Hadisi

“İnsanlara merhamet göstermeyen kimseye Allah da merhamet etmez. ”
Buhârî, Edeb 1.

 

Günün Sözü

Kişinin terbiyesi öfkeliyken belli olur.

 

Günün Duası

Allah’ım ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetlerden muhafaza eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Haşr Nedir? 
Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır.

 

Günün Nüktesi

Bilirkişi…

Mahkemede yargılanan Necip Fazıl’a hâkim “Derginizde çıkan şiirlerin bilirkişi tarafından incelenmesini istiyorsunuz, bu bilirkişi şâir olmalı elbette.

O halde lütfen söyler misiniz, sizce memleketimizin en büyük şâiri kim?” demiş.
Necip Fazıl hiç düşünmeden “Ben!” diye cevap vermiş.

Hakim “Siz mi?” diye burun bükmüş,

 “Bu hükmü sizin vermeniz kendinizi beğenmişlik olmaz mı?”
Necip Fazıl “Olabilir! Ama ne çare ki, mahkemeye çıkarken doğruyu söyleyeceğime dâir yemin etmiş bulunuyorum.” demiş.

YORUM EKLE