Kafirin malı Müslümana helal mi?

İster Müslüman, ister gayr-ı Müslim olsun, başkasının hakkını yemek, gasp etmek vebal ve sorumluluğu çok ağır bir günahtır. Kul hakkı anlamında Müslüman ile Müslüman olmayan insan arasında bir fark yoktur. İster Müslüman’ın, ister gayr-ı Müslim’in olsun, dünyada ödenmeyen veya helallik elde edilmeyen hakkın karşılığı ahirette sorulur.

 

 

 

 

 

 

 

       Bu itibarla; gerek Müslüman, gerek gayr-ı Müslim olsun, bir başkasının üzerimize geçmiş haklarını kendilerine iade etmek, ölmüşlerse, varislerine vermek veya onlarla helalaşmak gerekir. 0 da mümkün değilse Müslüman hakkı için, bir hayır kurumuna tasaddukta bulunmak ve gayr-ı Müslim hakkı için de amme menfaatine olan bir işe sarf etmek suretiyle bu dünyada ödeşme yoluna gidilmelidir.

 

 

 

      Buna göre kafirin malı Müslüman’a helal değildir. Hatta Müslüman, inancı gereği kafirin hak ve hukukuna daha fazla riayet etmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

Belli bir yaştan sonra isim değiştirmek dinen caiz mi?

 

 

 

    Yeni doğan çocuğa güzel bir isim koymak anne ve babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir.

 

 

 

Hz. Peygamber sadece çocukların değil, büyük insanların ismiyle dahi ilgilenmiştir. Kötü bulduğu bazı isimleri değiştirme yoluna gitmiştir. Yine konulması gereken güzel isimler hakkında bilgiler vermiş, zaman zaman bizzat kendileri çocuklara isimler vermiştir.

 

 

 

     Hz. Peygamber güzel isim koymanın önemini bir sözünde şöyle ifade etmektedir: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel koyun.”

 

 

 

Bu çağırma işlemini Allah'ın görevlendirdiği bir melek Allah’ın izniyle yapacaktır. Hiç kimse kıyamet günü Allah’ın hoşlanmayacağı isimle O’nun karşısına çıkmak istemez. Öyleyse kötü olan isimlerin çocuklara verilmemesi gerekir.

 

 

 

İsmin bu ehemmiyetinden dolayıdır ki, Peygamber'imiz kötü manaya gelen yabancı isimleri iyi manaya gelen Müslüman isimleriyle değiştirmiştir.

 

 

 

     Bu anlamda kişi sahip olduğu isimden memnuniyetsizlik duyuyorsa yeni bir isim almasında bir sakınca yoktur.

 

 

 

     Ancak bunun için ezan okumak, kurban kesmek vs. gibi herhangi bir merasim düzenlemeye gerek yoktur. Peygamberimizin, isimlerini değiştirdiği sahabelere bu tür bir merasim yaptırdığı bilinmemektedir. Ancak yine de ezan okumak isterse ya da kurban keserse de sakıncası yoktur.

 

 

 

 

 

 

 

Para peşin mal veresiye şeklinde yapılan alış veriş caiz mi?

 

 

 

    Ticarette yani alım satım akitlerinde malın peşin olması asıldır. Bedeli ise tarafların anlaşmasına göre peşin de vadeli de olabilir. Ancak örfe ve ihtiyaca binaen, Hz. Peygamber bazı durumlarda paranın peşin malın vadeli olarak satılmasına izin vermiştir. Bu şekilde yapılan alım satım akdine selem veya selef denilir.

 

 

 

      Nitekim Hz. Peygamber bir hadisinde; “Hurmada selem yapan kişi, belirli ölçekle, belirli tartı ile ve belirli süreye kadar selem yapsın. “ buyurmuştur (Buhari, Selem, 2).

 

 

 

     Selem akdi yani para peşin mal veresiye şeklinde yapılan alış veriş ancak misli mallarda yapılabilir. Bu şekilde yapılan satış akdinin caiz olması için de paranın peşin, malın cinsinin, miktarının, niteliklerinin belli olması, malın teslim tarihinin ve teslimi masraf gerektiriyorsa teslim yerinin belirtilmesi gerekir.

 

 

 

     Ancak hayvan, standart olmayan fabrikasyon eşya gibi kıyemi malların sonradan teslimi şartıyla (selem yoluyla) satılması caiz değildir.

 

 

 

 

 

 

 

Güneşin batımına çok az bir zaman kala ikindi namazı kılınsa geçerli olur mu?

 

 

 

      İkindi namazının son vakti güneşin batışından hemen öncesidir. Ancak mazeret yoksa bu ana kadar geciktirmemek gerekir. Zira Hz. Peygamberin ifadesi ile: “En hayırlı amel vaktinde kılınan namazdır.”

 

 

 

    Yine efendimiz, ikindi namazını güneş sararıncaya kadar bırakıp sonra tavuğun yem topladığı gibi aceleyle kılmayı, münafıkların namazı olarak nitelemiştir (Ebû Dâvud, Salât, 5).

 

 

 

     Ancak daha önce uyku, unutma ya da bir başka mazeretten veya bilerek kılınmamışsa, güneş batmak üzere de olsa ikindi namazı kılınır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Günün Ayeti

 

 

 

İnsan hiçbir şey söylemez ki yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın

 

 

 

 

 

 

 

Günün Hadisi

 

 

 

Kulun dili dürüst olmadıkça kalbi de dürüst olmaz Kalbi dürüst olmadıkça kulun kalbi de doğru olmaz."

 

 

 

(İbn-i Hanbel, III, 198)

 

 

 

 

 

 

 

Günün Sözü

 

 

 

Evdeki hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay haline.

 

 

 

Necip Fazıl Kısakürek

 

 

 

 

 

 

 

Günün Duası

 

 

 

Ya rabbi, dünya işlerimizle uğraşırken bizlere ahiretimizi unutturma.

 

 

 

 

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

 

 

Tazminat nedir?

 

 

 

Hukuka veya akde aykırı davranışıyla başkasına zarar veren kimseye meydana getirmiş olduğu zararı ödetmeyi ifade eder. Meselâ, gerekli özeni göstermemesi sebebiyle emanetin helak olmasına sebebiyet veren emanetçiye, helak olan mal tazmîn ettirilir.

 

 

 

 

 

 

 

Günün Nüktesi

 

 

 

Zengin Olma Yolu...

 

 

 

        Ashaptan birinin durumu çok bozulmuştu. Bu arada karısı ona; “Resulullah’ın yanına varıp bir şey istesen” dedi. Bunun üzerine o adam bir şey istemek için Hz. Peygamber’in yanına gitti. Hazretin yanına vardığında  Resulullah onu görür görmez şöyle buyurdular:

 

 

 

“Kim bizden bir şey isterse veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar.”

 

 

 

       Adamcağız Hz. Resulullah’ın bu sözünü duyunca, kendisinden başkasının kastedilmediğini anlar ve bir şey istemeden huzurlarından ayrılır; evine gelip durumu karısına anlatır; ama ihtiyaç onu zorlar ve ikinci kez Hz. Resulullah’ın huzuruna varır; fakat Hazret’in yine aynı şeyi buyurduğunu görür ve bu olay üç defa tekrarlanır.

 

 

 

        Bunun üzerine komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıkar, bir miktar odun toplayıp pazara getirir ve odunlarını bir buçuk kilo arpaya satar; elde ettiği arpayı ekmek yaparak ailesiyle birlikte yerler. Ertesi sabah daha fazla odun getirir ve yılmadan bu işine devam eder; ilk önce bir balta satın alır; daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle alır; böylece durumu düzelip zenginleşir. Daha sonra Resulullah’ın yanına giderek başından geçen macerayı Hazrete anlatır. Hz. Resulullah onun sözünü dinledikten sonra ona: “Demedim mi kim, bizden bir şey isterse ona veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar buyurur.

YORUM EKLE