Kafirin malı Müslümana helal mi?

 İster Müslüman, ister gayr-ı Müslim olsun, başkasının hakkını yemek, gasp etmek vebal ve sorumluluğu çok ağır bir günahtır. Kişinin malını yeme ya da kul hakkı anlamında Müslüman ile Müslüman olmayan insan arasında İslam dininde bir fark yoktur. İster Müslüman’ın, ister gayr-ı Müslim’in olsun, dünyada ödenmeyen veya helallik elde edilmeyen hakkın karşılığı ahirette sorulur.

       Bu itibarla; gerek Müslüman, gerek gayr-ı Müslim olsun, bir başkasının üzerimize geçmiş haklarını kendilerine iade etmek, ölmüşlerse, varislerine vermek veya onlarla helalaşmak gerekir. 0 da mümkün değilse Müslüman hakkı için, bir hayır kurumuna tasaddukta bulunmak ve gayr-ı Müslim hakkı için de amme menfaatine olan bir işe sarf etmek suretiyle bu dünyada ödeşme yoluna gidilmelidir.

      Tabi kul hakkı sahibine veya mirasçılarına verilmedikçe düşmez. Hayrına vermek ya da amme menfaatine harcamak umulur ki anlayışı ile verilmektedir. Yoksa kul hakkı kesin affedilecek diye değil.

      Buna göre Müslüman olmayan kişinin malı Müslüman’a mubah veya helaldeğildir.

 

Rüyada olan hadiselerden kulun bir sorumluluğu olur mu?

         Allah'u Teale kimseyi gücünün üstünde bir şeyden sorumlu tutmaz. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de bu ifade edilmektedir. "Allah hiç kimseye, gücü yetmeyeceği bir şeyi teklif etmez." (Bakara 286) Hz. Peygamber de bir hadisinde şöyle buyurmaktadır.

"Yazan kalem üç kişinin üzerinden kaldırılmıştır. Deli akıllanana, yatan uykudan uyanana, çocuk buluğ çağına varana kadar"

     Dolayısıyla rüyada aklımız başımızda olmadığından tabiri caiz ise ölü gibi olduğumuzdan, yaptığımız yanlış davranışlardan sorumlu değiliz. Rüyada içki de içsek, yalan da söylesek, hırsızlık da yapsak... bu işlenen haramdan sorumlu değiliz, görülen bu rüyalar da haram değildir.

 

Şeytan Hz. Âdeme neden secde etmedi?

     Allah, insanı yaratınca meleklere ve meleklerin için olan ama melek olmayan ateşten yaratılmış olan iblise yani şeytana da Âdem’e secde etmelerini emretti. Melekler Allah’ın emrine hemen itaat etti ve Adem’e secde ettiler. Ancak şeytan böbürlenerek emre itaat etmedi, emri geri çevirerek secde etmeyerek kafir oldu. Daha sonra bu hadise üzerine Allah onu rahmetinden kovdu. Şeytan da Allah’tan kıyamet gününe kadar yaşam hakkı istedi. Allah da kendisine bu imkanı verdi. İşte bütün bunlar Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle anlatılmaktadır: 

      “Sizi yaratmıştık, sonra şekil vermiştik; sonra meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik. Hemen secde ettiler, İblis öyle yapmadı. O secde edenler arasında yoktu.

Allah dedi ki: “Emrettiğim zaman seni secdeden alıkoyan neydi?” “Beni ateşten, onu çamurdan yarattın. Ben ondan üstünüm” diye cevap verdi.” (A’raf 7/11-12)

 “Ben ondan üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.” (Sâd 38/76)

Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem.” (Hicr 15/33)

        İblisin bu cevabına karşılık Allah iblise mealen şöyle dedi:

(Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın." (A’raf 7/13)

        Bunun üzerine Şeytan Allah’tan kıyamet gününe kadar süre istedi ilgili ayet bunu şöyle bildirir.

 “Rabbim! İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.” (Sâd 38/79)

       Kısaca şeytan kibrinden dolayı Hz. Ademe secde etmedi. Allah’ın emrine itaat etmediği için de Allah’ın rahmetinden kovulmuş kafir olmuştur. O günden beri de insanları yoldan çıkarmaya çalışmaktadır.

 

Çocuklar anne babanın adağından yiyebilirler mi? 

     Adak kurbanının etinden, adağı yapan kişinin yemesi caiz olmadığı gibi; bu kişinin usûl ve fürûu yani annesi, babası, nineleri, dedeleri, çocukları, torunları sayılan kimseler yiyemezler.    

     Adak kurbanının etini bu sayılanlar dışında kalan ve dinen fakir olan kimseler yiyebilirler. Şayet adak kurbanını kesen kişi bu adaktan yemiş ise fıkıılara göre yediği miktarın fiyatını fakirlere para olarak verecektir.

 

Günün Ayeti

Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar

 

Günün Hadisi

Hiç bir kimse biraz gecikse bile rızkını tamamen almadan ölmez.

 

Günün Sözü
Gençliğin kıymetini ihtiyarlar, huzurun kıymetini huzursuzlar, sıhhatin kıymetini hastalar.
Hatim-i Esam

Günün Duası

Ya rabbi bana verdiğin her şeyin hayırlısını ver.

Bunları biliyor muyuz?

Kader nedir?

Allah'ın ebede kadar olacak şeyleri zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, nasıl ve ne zamanda olacaklarsa onların tamamını ezelde bilip o şekilde sınırlaması ve takdir etmesine denir.

 

Günün Nüktesi

Bizden öncekiler dikti biz yedik

       Harun Reşid bir gün atına binip şöyle bir gezinti yaparak dinlenmek istediğinden Bağdat'ın dışına çıkar, yol kenarında yaşlı bir zatın hurma fidanı dikmekte olduğunu görür. Yaşlı bir adamın hâlâ fidan dikmeye uğraştığını biraz garip bularak sorar:

-Baba, der ne yapıyorsun, bu yaştan sonra fidan mı dikiyorsun?

-Evet oğul, der, görüyorsun ya hurma fidanı dikiyorum.

-Peki, diktiğin bu hurmalar kaç senede meyve verecek dersin?

-Hiç belli olmaz oğul; beş senede, on senede, hatta yirmi senede ancak meyve verenler de olur.

-Demek ki diktiğin hurmaların meyvesini yemen, biraz şüpheli. Mademki sen hayatta iken meyve vermeyecek, o halde bu zahmetleri neden çekiyor; meyvesini yiyemeyeceğin fidanların meşakkatine neden katlanıyorsun?

İhtiyar bu defa şu cevabı verir:

-Oğul, bizden evvelkiler dikip gitmişler, biz onların diktiği fidanların meyvesini yedik. Şimdi ise sıra bize geldi, biz de dikelim de bizden sonra gelenler yesinler.

Cevap hoşuna giden Harun Reşid:

-Al baba, güzel konuştun, der kendisine bir kese dolusu altın atar. Altın dolu keseyi havada kapan ihtiyar:

-Allah'a hamd ederim ki, başkalarının diktiği fidanlar senelerce sonra meyve verdikleri halde, benim diktiklerim işte bu anda meyvesini verdi, der.

Harun Reşid, bu söze de hayran olur; ihtiyara bir kese dolusu altın daha atar. Aksakallı zat, bu sefer de şöyle söylenir:

-Allah'ıma şükürler olsun ki, başkalarının diktiği fidanlar senede ancak bir defa meyve verdiği halde, benimkiler iki defa meyve verdiler!..

Halife, ihtiyarın bu sözüne de hayran kalır ve tekrar çıkardığı bir kese altını daha atarak, yanındaki vezirine:

-Burada daha fazla konuşmayalım, yoksa bu ihtiyar bizde para bırakmayacak, diyerek oradan hızla uzaklaşır.

YORUM EKLE