Kaza edilecek olan namazlar arasında bir sıra takip etmek şart mıdır?

Kaza edilecek olan namazlar arasında bir sıra takip etmek şart mıdır?

Kaza edilecek namazlar arasında sıra gözetilip gözetilmeyeceği bu namazları kılacak kimsenin durumuna göre değişir.

Hanefi mezhebine göre, kaza namazı kılacak kişi sahib-i tertip ise yani daha önce vaktinde kılmadığı bir namaz üzerinden başka bir namaz geçirmemiş veya en fazla beş vakit namaz geçirmiş olanlar vaktinde kılamadıkları ilk namazdan başlayarak sırayla kılarlar, ardından içinde bulundukları vaktin farzını kılarlar.

Sahib-i tertip olmayan yani altı vakit veya daha çok namazı kazaya kalmış olan kimselerin ise, bu namazları kaza ederken tertibe riayet etmesi gerekmez. Eğer sadece vaktin farzını kılacak kadar bir zaman kalmışsa bu takdirde kaza namazlarını değil önce vaktin namazını kılar.

Kişi altı vakitten fazla namazı kazaya bırakmış ise sahib-i tertib olmaktan çıkar. Bu durumda dilediği vakitte dilediği namazın kazasını kılabilir. Şafi mezhebine göre ise tertibe riayet vacip değil müstehaptır.

 

Telkin nedir ve ne için yapılmaktadır?

Ölmek üzere olan kişinin yanında kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdet okunmasına; cenâze defnedildikten sonra, kabirde sorulması muhtemel soruları ve cevapları ölüye hatırlatma konuşmasına telkîn denir.

Ölmek üzere olan kişinin, sağ tarafına çevrilerek yüzünü kıbleye gelecek şekilde yatırmak müstehaptır. Bu durumda olan kişinin yanında, hatırlatmak amacıyla kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdet okunur. Hz. Peygamber, “ölülerinize (ölüme yaklaşanlara) lâ ilâhe illallah demeyi telkin ediniz” buyurmuştur (Müslim, Cenâiz 1, 2).

Aynı şekilde cenâze kabre konduktan ve başında Kur’an okuma tamamlandıktan sonra, kalabalık dağılınca, orada kalan bir kimsenin kabrin başında yüksek sesle ve ölüye hitaben iman esaslarını hatırlatmasına da telkîn denir.

Bu telkin yani imanın esaslarını ölüye hatırlatma kabirde sual melekleri olan Münker ve Nekire cevap vermede ölüye bir kolaylık sağlar temenni edilmektedir.

 

Ölü kimseye dokunmak caiz mi?

Cenaze yıkanıp kefenlendikten sonra yüzünün açılarak yakınlarına veya dostlarına son kez göstermede, dokunmada ya da onu öpmelerinde bir sakınca yoktur. Nitekim Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim vefat ettiğinde böyle yaptığı bilinmektedir.

Aynı şekilde Hz. Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde Hz. Ebû Bekir’in de onun yüzünden örtüyü kaldırdığı, sonra da üzerine kapanıp, iki kaşının arasını hürmetle öptüğü ve ağlamağa başladığı hadis kaynaklarında nakledilmektedir. (Ebû Dâvud, "Cenaiz", 31)

Ancak ölü kadın ise, kadın cenazenin yüzüne mahremi olan erkeklerle, kadınların bakmaları caizdir. Fakat mahremi olmayan erkeklerin herhangi bir zaruret bulunmadıkça kadın cenazenin yüzünü açıp bakmaları mekruh görülmüştür.

 

 

Günün Ayeti

Biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!

Bakara, 2/155

 

Günün Hadisi

“Sizden biriniz esnediği zaman eliyle ağzını kapatsın.”

Ebû Dâvud, "Edeb", 89.

 

Günün Sözü

Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.

Bailey

 

 Günün Duası

 Ya rabbi bana zorluk ve sıkıntı verdiğinde sabrımı benden alma.

 

Bunları biliyor muyuz?

Hafız kime Denir?

Kur’an-ı Kerim’i bütünüyle ezbere bilen kişiye hafız denir. Peygamberimize Kur’an-ı Kerim ayetleri birer birer indikçe inananlar bu ayetleri yazıyorlardı. İçlerinden bazıları da gelen ayetleri ezberliyordu. Böylece ta o zamanda Kur’an-ı Kerim’i ezberleme geleneği ortaya çıkmıştı.

 

Günün Nüktesi

Tövbe...

Bir zât, günah işleyen otuz senelik terziye sormuş: Neden hala tövbe etmiyorsun da, günahlı bir hayata devam ediyorsun..?

Nasıl olsa demiş terzi, can boğaza gelinceye kadar tövbenin vakti var.

O zaman tövbe eder, kurtulurum demiş.

Zât, sormuş:

Sen, kaç senedir terzilik yapıyorsun..?

Otuz, senedir.

Bu kadar zaman içerisinde, elin en çok neye

alıştı.

Makasla, kumaş kesmeye.

Zât, sormuş:

Canın boğaza geldiği anda, eline bir makas verseler yine kolayca kumaş kesebilir misin?

Omuzlarını silkmiş, otuz senelik terzi:

Öylesine korkulu bir anda, kumaşı doğru kesemem ki.

Zât, cevap vermiş:

Peki, otuz senedir yaptığın bir işi, o anda doğru yapamıyorsun da ömründe hiç

yapmadığın tövbeyi o anda nasıl yapacaksın..!

YORUM EKLE