Kendisine hac farz olan kişi, hacca gitmek yerine memleketindeki fakirlere para verse bu hac yerine geçer mi?

Kendisine hac farz olan kişi, hacca gitmek yerine memleketindeki fakirlere para verse bu hac yerine geçer mi?

       Bir Müslüman yerine getirmekle mükellef olduğu ibadetini Yüce Allah’ın emrettiği şekilde yerine getirdiğinde o ibadeti ifa etmiş olur ve sevabını alır.

        Her ibadetin de kendine özgü farzları, olmazsa olmaz şartları vardır. Kişi mükellef olduğu ibadeti yapabilecekken onun yerine kendi kendine uygun gördüğü bir hayırlı işi yapmakla mükellefiyetinden sıyrılamaz. Çünkü Allah’ın kullarına emrettiği her şeyde insanlar için dünya ve âhirete yönelik pek çok hikmetler bulunmaktadır. Hac ibadeti de bu ibadet ve görevlerden bir tanesidir. Onun için  kişi hac yerine para vererek bu farz ibadetinden kurtulmuş olmaz.

 

Hac esnasında neden ‘ihram’ giyiliyor?

    İhram, kelime itibarıyla ‘haram etmek, kendini mahrum etmek, mahrum bırakmak’ ve ‘tazim edilmesi gereken zamana veya mekana girmek ve bunlara saygı duymak’ anlamlarına   gelmektedir.

    Dinî terim olarak, hac veya umre yapmaya niyetlenen kişinin, diğer zamanlarda mubah olan bazı fiilleri ve davranışları, hac veya umre rükünlerini tamamlayıncaya kadar kendi nefsine haram kılmasıdır.

    Normal zamanda helâl olan bazı fiiller; kılık-kıyafet, cinsel hayat ve avlanma ihramlı için yasaktır. İhramın bu fonksiyonları, namazın ‘başlama tekbiri’nin fonksiyonlarına benzediği için ihrama mecazen ‘haccın başlama tekbiri’ demek de mümkündür. Her iki ibadetin -namaz, hac- başladığı andan itibaren kul, dünya ile ilişkisini keser ve kendini tamamen ibadetine yönlendirir. Bu ibadetler içinde olan kişiye dışarıdan bakıldığında kendisinin hangi ibadetle meşgul olduğu rahatlıkla anlaşılır.

     Giyilen ihramın, her Müslüman’ın kolaylıkla temin edeceği türden; yün, keten veya pamuktan hazırlanmış, saflığı-temizliği-arınmışlığı temsil eden beyaz renkte olması kelime anlamı ile de örtüşmektedir. Zenginiyle fakiriyle, güçlüsüyle güçsüzüyle bütün hacılar aynı kıyafetler içinde, aynı mahrumiyetleri-yasakları yaşayarak, aynı güçlüklere katlanarak, aynı şartlarda hareket ederler. O sürede Müslümanlar Allah’ın indinde dünyevî olan bütün üstünlüklerden, eksikliklerden sıyrılarak adeta İlâhi bir eğitim kursunda ‘fiilî eşitlik-kardeşlik eğitiminden’ geçerler.

 

İrtidat edenin cenaze namazı kılınır mı?

        İrtidat eden kişi İslam dininden çıktığı için cenaze namazı kılınmaz. Çünkü namaz ölüye bir dua ve Allah’tan ölü için rahmet istemedir. İslam inancında,  Müslüman olmayan kişiye öldükten sonra affedilmesi için rahmet temennisi ve duası edilemez. Onun için böyle kimsenin cenaze namazı kılınmaz. Affedilmesi için de dua edilmez.

 

Ölü adına hac yapılabilir mi?

            Üzerine hac farz olup da, bunu yerine getiremeden ölen kişi, vasiyet etmişse, vasiyetinin yerine getirilmesi gerekir. Vasiyet etmemişse, varisleri isterlerse onun adına hac yapabilirler. Nitekim hacca gitmek isteyip ancak edâ edemeden ölen bir kadının kardeşi, ne yapması gerektiğini öğrenmek amacıyla Hz. Peygamber'e  geldiğinde, Hz. Peygamber, "ölen kardeşinin borcu olsaydı öder miydin?" diye sormuş, adam da, "evet ya Rasulallâh!" deyince, Allâh Resulü: "O halde Allâh'a karşı olan borcunu da öde! Çünkü o ödenmeye daha lâyıktır." buyurmuştur (Nesâî, c. 5, s.147).

 

 

Ravza-i Mutahhara nerdedir?

    Ravza-i Mutahhara (Şerefli ravza) Peygamberimiz’in kabrinin bulunduğu kubbenin sağ tarafındadır.  Hz. Peygamber bu yerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Evim ile minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir”  Ravza’nın uzunluğu 22m., genişliği 15m.’dir.

     Ravza’ya girip iki rek’at namaz kılmak, dua etmek, günahlarının affını dilemek veya şu duayı okumak sünnettir; “Allah’ım! Bu (ravza) cennet bahçelerinden bir bahçedir. Sen onu şereflendirdin, onu üstün kıldın. Ve sen onu peygamberin ve habibin Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in nuru ile aydınlattın. Bizi O’nun topluluğu içinde haşret. Ve bize O’nun sevgisi ve sünneti üzere can verdir. Bize O’nun havuzundan, O’nun mübarek eli ile hoş ve tatlı bir içiş nasip et ki, bir daha ebediyen susuzluk çekmeyelim. Gerçekten sen her şeye kadirsin.”

 

Kadınlar yanlarında mahremi olmaksızın hacca gidebilirler mi?

      Hac, uzun bir yolculuğu gerektiren meşakkatli bir ibadettir. Kadının tek başına bu yolculuğa çıkması bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir.

      Hanefi mezhebine göre Kadın yanında mahremi olmadan hacca gidemez. Şafiye göre ise kadın yanında mahremi olmasa da bir gurup kadınla da hacca gidebilir bunda da hiçbir sakınca yoktur.

     Nitekim bugün Diyanet İşleri Başkanlığı, Şafii mezhebinin bu fetvasını kullanmaktadır. Buna göre yanında mahremi olmayan kadınlar Şafii mezhebini taklit ederek birkaç kadınla beraber hacca gidebilir.

 

Günün sözü

Emanet ehline verilmediği zaman kıyameti bekle

Hadis-i Şerif

 

Günün ayeti

Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın.

 

Günün Hadisi

Hac ve Umreyi ard  arda yapın çünkü bu hac ömrü ve rızkı bereketlendirir.

 

Günün Duası

Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır."

 

Bunları Biliyor muyuz?

Kasem etmek nedir?

Bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere Allah'ın ismini vererek söz vermek anlamına gelir.

 

Günün Nüktesi

Bu suya pislik karıştırma

      Şibli hazretleri bir gün Hicaza gitmek için yola çıkar, yolu Bağdat’tan geçer. O zamanın halifesi Harun Reşid, Şibli hazretlerinin Bağdat’a geldiğini duyar. “Biz mi ziyaretine gelelim yoksa o mu bizim sarayımıza şeref verir?” diye haber gönderir. Şibli hazretleri biz halifenin yanına geliriz der. Ve saraya gider.

     Halife, Şibli hazretlerine, “Bana bir nasihat eder misiniz efendim” der. Şibli hazretleri de “Bana bir bardak su getirin” der. Halifeye, “Eğer çölde susuz kalsanız, ölmek üzere olsanız, biri elinde bir bardak su ile çıkıp gelse, dese ki bu bir bardak suyu sana veririm ama servetinin yarısını isterim, verir misin? Halife düşünür ve elbette veririm der.

    Şibli hazretleri, “Peki bu suyu içtin, çıkaramıyorsun [vücudundan dışarı çıkmıyor, bir hastalık var], bir doktor gelse, ben o suyu dışarı çıkarırım fakat servetinin diğer yarısını isterim, verir misin?” Harun Reşid düşünür ve elbette veririm der.

    Şibli hazretleri, “O halde bir bardak su bile etmeyen servetine güvenme“ der. Halife ağlamaya başlar. Bana bir nasihat daha eder misiniz der.  Şibli hazretleri, “Siz suyun başındasınız, Allahü teâlâ Peygamber efendimizden beri akıp gelen bu İslamiyet suyunun bekçisi olmayı size nasip etti, bu suya pislik karıştırma, karıştırılmasına da müsaade etme, bid’at karıştırma onu tertemiz olarak koru.”

YORUM EKLE