Kesilen tavukların içleri temizlenmeden sıcak suya sokulmaları caiz midir?

 

     Usulüne göre kesilmiş olan tavukların kanı süzüldükten ve varsa üzerlerine bulaşabilen diğer pislikler iyice temizlendikten sonra, kaynama derecesine ulaşmayan sıcak suda bir süre bekletilip müteakiben tüylerinin yolunmasında dini açıdan bir sakınca bulunmamaktadır     

 

    Ancak bağırsakları çıkarılmadan kaynar suya atılmış olan tavuk ve emsali hayvanların içindeki pislikler ete sirayet ederse, temiz olmaktan çıkar.

 

 

 

Ergenlikten önce ölen çocuk ahirette anne ve babasına faydası olur mu?

 

          Kur’an-ı Kerimde insan hayatının safhaları anlatılırken, ana karnındaki safha da dahil edilmektedir. Bir çocuk ana rahminde bilhassa canlandıktan sonra artık varlık sahasına, başka bir ifadeyle, insanlığa ilk adımı atmış olur.

 

           Bazı hadis-i şeriflerde çocuğun ana rahminde bulunuş safhasına dikkat çekilmekte ve şöyle buyrulmaktadır: “Her birinizin yaratılışı annenizin karnında kırk günde toplanır. Bir o kadar günde kan pıhtısı, bir o kadar günde et parçası olur. Sonra bir melek gönderilerek ruh üflenir” Hadis-i şeriflerde ifade edildiği gibi, çocuğa ruh üfürüldüğünde artık belirli bir insanlık mertebesine gelinmiştir.

 

          Buna göre, çocuğun canlı olarak dünyaya geldikten sonra hemen ölmesi halinde, İslam fıtratı ile ve günahsız olarak vefat ettiğinden cennete gider. Cennete girmekle beraber çocuk günahsız doğup öldüğünden anne ve babasına şefaat edecektir.

 

 

 

İşlediğimiz günah veya yaptığımız hata imanımıza zarar verir mi?

 

       İman inanılması gereken hususlar açısından artmaz ve eksilmez. Bir kimse, iman esaslarının tümünü kabul edip de, bir ya da birkaçına inanmazsa, iman etmiş sayılmaz. Bu durumda, iman gerçekleşmediğinden, artması ve eksilmesi söz konusu değildir. Ancak güçlü ve zayıf olmak açısından farklılık gösterir; kiminin imanı kuvvetli, kiminin zayıftır.

 

       İmanda bu çeşit farklılığın bulunduğuna Kur'an-ı Kerim'de işaret edilmiştir: “Herhangi bir sure indirildiğinde, içlerinden (alaylı bir şekilde) 'bu hanginizin imanını artırdı?' diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sure onların imanını artırmıştır.” (Tevbe 9/124); “O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir.” (Fetih 48/4); “Allah'ın ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların (mü'minlerin) imanlarını artırır.” (Enfal 8/2)

 

   Buna göre kişi günah işleye işleye imanını zayıflatmaktadır.

 

 

 

Kazaya kalan namazları kaza etmek dışında ödeme şekli var mı?

 

      Herhangi bir sebeple vaktinde kılınmayan ve böylece yükümlünün zimmetine borç olarak geçmiş bulunan namazların bir tek ödeme yolu vardır, o da kılamadığımız namazları kılmaktır. Yani kaza etmektir. Bundan başka namazın zimmetten düşürülmesi için bir yol yoktur. Namaz, tutulamayan oruçlar gibi değildir. Oruç için fidye verilmesi hakkında Kuran’da ayet vardır. Fakat kılınmayan namazlar için fidye verileceğine dair Kur’an-ı Kerim’de bir ayet yoktur.

 

      Dolayısıyla hangi sebeple kazaya kalmış olursa olsun vaktinde kılınmamış bir namazın borcundan kurtulmak için illaki onu kaza etmek gerekir. Fidye veya para vermek ya da başkasına kıldırmak şekli ile bu namaz borcu ödenmez.

 

 

 

 

 

Kadınların çorapsız namaz kılması caiz mi?

 

         Buluğa ermiş Müslüman bir hanımın namaz kılarken saçlarını ve diğer avret mahallini örtmesi gerektiği Hz. Aişe validemizden rivayet edilen hadis ile sabittir. Sevgili peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: "Allah erginlik çağına ulaşş kadının başörtüsüz kıldığı namazını kabul etmez."

 

         Ayrıca Hz. Peygamberin eşleri, evlerinde namazlarını başörtüsü ile kıldıkları ve peygamberimizin başı açık namaz kılan genç kızlara müdahale ettiği ve buluğa ermiş hür kadınların başlarını örterek namazlarını kılmaları gerektiğini bildiren hadisleri mevcuttur.

 

         Asrısaadetten günümüze kadar devam eden uygulama da böyledir. Bu konuda fıkıhçılar görüş birliği içindedir. Buna mukabil kadınların ayakları açık namaz kılamayacakları tartışma konusu olmuştur.

 

         Şafiiler ayakları da avret kabul ettiklerinden namazda ayakların da örtülmesi gerektiğini söylemişler.

 

         Hanefi fıkıhçılar kadınını el, yüz ve ayakları avret mahalli kabul etmediklerinden kadınların çorapsız namaz kılabileceklerini söylemişler.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

 

Mü’min, 57.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Allah indinde amellerin en sevimlisi azda olsa devamlı olanıdır.

 

 

 

Günün Sözü

 

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

 

 

 

Günün Duası

 

Ya rabbi servetimi sana kulluk yolunda kullanmayı nasip eyle.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Ehven-i Şer Nedir?

 

    Zararı ve kötülüğü daha az olan manasına bir isim tamlamasıdır. İki zararlı, kötü şeyden birini işlemek zorunda kalan kimsenin, bunlardan hafif olanını tercih edebileceğini ifade etmek için kullanılır. Mecellenin 29. maddesinde, "ehven-i şerreyn ihtiyar olunur" (iki kötülükten hafif olanı tercih olunur) denilmektedir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Ne Diyeyim Sana

 

     Sultan İzzettin Mevlana'yı ziyarete geliyor kapıyı açmıyor, içeri almıyor. Başka bir zaman bir miktar para göndermiş, almamış hendeğe attırmış. Bir zamanlar aynı sultan yanına gelmiş. Yanına almış ama hiç hal-hatır sorup iltifat etmemiş. Padişah biraz durmuş. Zamanın âdeti böyle, diyor ki: "Efendimiz, bana bir nasihat etseniz. Bir öğütte bulunsanız."

 

     Mevlana Cevap Vermiş;

 

"Ne diyeyim sana? Çoban ol demişler, kurt oluyorsun. Bekçilik et demişler, hırsızlık yapıyorsun. Seni Rahman, padişah yapmış, sen tutuyorsun şeytana uyuyorsun."  Padişah başlamış hüngür hüngür ağlamağa. Yanından ağlayarak çıkmış.

YORUM EKLE