Kişinin bir tarikata girmesi dini bir zorunluluk mu?

 

İnsan, dinî ve hukukî emirlere karşı mükellef olabilmesi için bir kaç devreden geçer. Bu devreler, cenin, çocukluk, temyiz yaşı ve rüşd devreleridir. Buluğ çağına eren ve reşid olan her Müslüman dinî mükellefiyetlerine hiç aracı olmadan kendisi muhatap olur. Zira dinî nasslar mükellef bulunan her Müslüman’a dolaysız olarak yöneliktir.

Allah Peygamberimize dini insanlara iletme, tebliğ etme ve öğretme görevi vermiş, tebliğciler, şeyhler ve bu yolda emek verenlerin rolü de, dini ve güzel ahlakı öğretmek ve Müslümanlara bu alanda kılavuz olmaktan ileri geçmez.

Kendisini şeyh olarak sunan kişi, etrafındaki Müslümanlara dini doğru şekilde öğretmeli, kendisinin ancak dini öğreten tebliğ eden ve çevresindekilere yardımcı olan bir kişi olarak bildirmelidir. Bu faaliyetlerinde rehberi ve önderi Kitap ve sahih sünnet olmalıdır. Bu iki kaynağa ters düşen gelişmelere sebebiyet vermemelidir.

Tarikat uygun tanımıyla alim ve kamil bir mürşidin denetiminde ibadet ve zikir yoluna koyularak İslam'da tevhid hakikatine ulaşmak için tutulan kulluk çizgisidir. Tarikat imamları kendi adlarına birer tarikat kurmamışlar bu çalışmalarını guruplaşmalara götürecek bir faaliyet olarak da sunmamışlardır. Ancak, kendilerinden sonra gelen müridler o imamların sülük ettikleri yoldan gittiklerinden bu yol o imamlara (şeyh) nispet edilmiştir.

Bu itibarla, Müslüman için asıl olan, inanmak, ibadet ve muamelat esaslarını ihtiva eden ve Allah tarafından peygambere vahyedilerek insanlara bildirilen hükümlerin tümüne bağlı kalmaktır. Hiçbir Müslüman’ın herhangi bir tarikata girmek gibi bir dini yükümlülüğü yoktur. Nefsini terbiye etmek ve tasavvuftan feyiz almak isteyen kişi tarikata girer bunu istemeyen ya da tek başına bunu becere bileceğine inan kimse tarikata girmeyebilir.


 

Cenaze yıkanmadan bulunduğu yerde ona Kuran okumak caiz mi?

Vefat eden kimse yıkanmadan olduğu mekanda kendisine Kuran okumak mekruh görülmüştür. Ancak ölünün olduğu mekandan başka bir mekanda kendisine Kur’an okunmasında dini bir mahzur yoktur.

Günah bir iş üzerine yemin etmek caiz mi?

Bir kimsenin günah olan bir şey üzerine yemin etmesi dinen doğru bir söz değildir. Mesela: “Vallahi kardeşimle konuşmayacağım” veya “vallahi içki içeceğim” gibi sözlerle yemin etmek dinen doğru değildir. Çünkü bunlar dinen haram ve yasak olan işlerdir. Müslüman’ın da haram işlemesi dinen uygun değildir.

Bu fiiller haram olduğundan böyle günah üzerine yemin eden kimsenin yeminini bozması, sonra keffaret vermesi gerekir.

Hacdan gelen kimsenin avuç içi neden öpülmektedir?

Hacca giden kimse hacda cennetten indirilen Hacer-i Esved ile Kabeye el sürüdüğünden hac dönüşünde Müslümanlar onu ziyaret ettiğinde avuç içini öpmektedirler. Ancak bu öpme dini bir vecibe değildir. Öpülmese dinen bir sakınca yoktur. Öpüldüğünde bu kutsal mekanlara hürmeten sevabı olur.


 

Asr-ı saadet hangi dönemdir?

Peygamber Efendimiz'den itibaren İslâm Tarihi, Hz. Peygamber dönemi, Hulefâ-i Râşidûn, Emevîler, Abbâsîler, Selçuklular, Osmanlılar gibi muhtelif dönemlere ayrılmıştır. İşte bu dönemlerin başında yer alan Hz. Peygamber dönemine Müslüman âlimler "Asr-ı Saâdet" adını vermişlerdir.


 

Günün Ayeti

Size din olarak İslam’ı beğendim.


 

Günün Hadisi

Evinize girdiğinizde selam veriniz bu bir berekettir.


 

Günün Sözü

Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir

Oscar Wilde


 

Günün Duası

Ya rabbi bizi çare arayanlara çare eyle.


 

Bunları biliyor muyuz?

Vesile nedir?

Allah’a yaklaşmak veya bir dileğin kabul edilmesini ya da bir musibetin defedilmesini sağlamak amacıyla dua esnasında Allah’ın güzel isimlerinden veya yüce sıfatlarından birini, işlediği güzel bir ameli veya yaşamakta olan salih bir insanın duasını vasıta kılmak demektir.


 

Günün Nüktesi

Baykuş'un Kıssası

Hayat-ül hayvan kitabında bildiriliyor ki:

Süleyman aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun mucizelerinden biriydi. Gökte tahtı ile gezerdi. Bir gün baykuş Süleyman aleyhisselama selam verdi. Süleyman aleyhisselam selamını alıp ona sordu ki:

- Niçin buğday yemezsin?

- Âdem aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için.

- Niçin su içmezsin?

- Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için.

- Niçin hep harabelerde bulunursun?

- Harabeler Allahü teâlânın mirasıdır.

- Niçin evlerde ötersin?

- İnsanları ikaz için. Önlerinde şiddetli tehlikeler varken nasıl gafletle uyurlar. Böylesine yazıklar olsun!

- Gündüzleri niçin çıkmazsın?

- İnsanlar bana zarar verebilirler.

- Öterken ne dersin?

- Tesbih okur bir de "Ey gafiller, çıkacağınız uzun sefer için azık hazırlayın!" derim


 

YORUM EKLE