Kişinin hanımına seni boşarım demesi boşama sayılır mı?

 Boşamada korkutmak veya şaka niyetiyle söz söylemek hükmü değiştirmez. Ağızdan çıkan kelimenin delâlet ettiği manaya bakılır. Şayet kelime boşanma manasına geliyorsa hükmü carî olur, seni boşadım, diyen adamın karısı bir talâk ile boş olur. Niyeti ister korkutmak, ister şaka olsun hükme bir etkisi olmaz. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadisi Şerifinde “Üç şeyin ciddisi de ciddidir şakası da ciddidir. Nikah Talak ve Ridde (dinden dönme)” buyurmaktadır. Onun için ister şaka ister korkutma niyeti ile söylensin hanıma sen boşsun demek dinen nikahışürür.

       Bu söz bir defa bir boşama için söylenmişse bir talak gitmiş demektir. Şayet bu iki defa söylenmişse durum daha da ciddileşir, ama üçü de söylenmişse boşama tümüyle vaki olmuş, bir arada yaşamak da böylece yok olmuş olur.
       Bu bak
ımdan âile reisleri boşama kelimesiyle korkutmaya ve şaka yapmaya asla yaklaşmamalı, dillerini bu gibi tehlikeli sözlere alıştırmamalıdır. Başka sözle, değişik manaya gelen cümlelerle korkutmalı, ihtar ve ikazda bulunmalıdır.

 

Mahkemenin boşadığı çiftler dinen de boşanmış olur mu?

          Erkeğin veya her iki tarafın beraberce açtığı dava sonucu, mahkemece boşanmış olan eşler, dinen de boşanmış olurlar. Ancak, daha önce eşler arasında başka boşanmalar olmamış ise, mahkemenin boşaması, bir boşama sayılır.

         Bu bir boşama ile üç olan haklarından birini kullanmış olurlar.  Tarafların istemeleri halinde tekrar evlenmelerinde dinen bir sakınca yoktur. Ama bu sefer üç talak hakları olarak değil iki talak hakları kalarak evlenebilirler.

 

Kadınların ve erkeklerin saçlarını boyamaları caiz midir?

     Kişinin temiz, bakımlı ve düzgün görünümlü olması, dinimizin tavsiye ettiği hususlardandır. Saç, sakal ve bıyık bakımı bu bağlamda değerlendirilmelidir. Saçı temizlemek, yıkamak, koku sürmek, taramak ve boyamak Hz. Peygamber ’in teşvik ettiği hususlardandır Buna göre, başkalarını yanıltma kastı olmaksızın saç, sakal ve bıyık boyanabilir.

     Erkeğin saçını, siyah dışındaki kına rengi gibi renklere boyaması caiz ise de siyah renge boyaması dinen uygun görülmemiştir.

     Kadınlar için ise bir sınırlama yoktur. Kadın, saçını istediği renge boyatabilir; kına sürebilir.

     Boya, saç üzerinde kimyasal bir tabaka oluşturup suyun temasına engel olmadıkça guslü ve namaz abdestini de engelleyici bir unsur değildir.

 

Mahşerde arşın gölgesinde yürüyecek insanlar kimlerdir?

    Mahşerde arşın gölgesinde 7 gurup insan yürüyecektir. Bu 7 gurup insan bu dünyada yaptıkları iyi amellerine binaen hiçbir gölgenin ve serinliğin olmadığı mahşer gününde arşın gölgesinde yürütülerek ödüllendirileceklerdir. Bunlar da şu kimselerdir.

1- Adil yöneticiler.

2- Allah’a ibadet yolunda yetişen gençler.

3- Camilere kalpten bağlı kimseler.

4- Allah için birbirini seven ve Allah için birbirinden ayrılan kimseler.

5- Makam sahibi bir kadın harama davet ettiğinde “Ben Allah’tan korkarım” diyerek reddedenler.

6- Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde sadaka verenler.

7- Yalnızken Allah’ ı anıp gözyaşı dökenler.

 

 

Günün Ayeti
Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır.

 

Günün Hadisi

Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü'minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.

 

Günün Sözü

Tembellik bir insanı esir eder.

Firdevsi

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün bizi darda ve sıkıntıda bırakma

 

Bunları biliyor muyuz?

Abes nedir?

    Kişiye dünya ve ahirette herhangi bir yarar sağlamayan söz, iş ve davranış anlamındadır. Başka bir deyişle, hiç kimseye faydası dokunmayan veya dini bir gaye taşımayan her söz ve davranış abes sayılır.

 

Günün Nüktesi 

"Yetiş Nureddin beni bu adamlardan kurtar!"

     Nüreddin Zengi, bir gün rüyasında Kainatın Efendisini görür, ona kızıl suratlı iki adam gösterir ve: "Yetiş Nureddin, beni bu adamlardan kurtar!" buyururlar.

Nüreddin Zengi dehşetle uyanır... "Hayırdır inşallah" deyip tekrar yatar, yine aynı rüya. Yine yatar, bir daha...

      Sabaha bekleyemeden veziri Cemaleddin'i bulur, akıl sorar. Veziri ilim ehlidir "rüyanda gördüğünün Efendimiz olduğundan şüphe yok" der, "zira şeytan Resulullah'ın şekline giremez. Korkarım Medine'de tatsız şeyler oluyor. Bana sorarsan hiç durmayalım, derhal Münevver Beldeye koşalım."

      Yanlarına kartal bakışlı, kaplan pençeli beş on cengâver alır yola çıkarlar. "Şam nire, Hicaz nire" demez, gece gündüz at koştururlar. Tamı tamına onaltı günde Medine'ye ulaşırlar. (1162)

     Herkes gelsin hediyesini alsın

     Nureddin Zengi şehre girince valiyi çağırır ve "küçük büyük herkesi çağır" der, "Nezrim var, Medinelilere hediye dağıtacağım."

      Halkı Mescid-i Nebevi'nin önünde toplar, hediyesini alanı evine uğurlar. Gelenleri tek tek gözden geçirir ama yok, yok, yok! Rüyasında gördüğü iki adamı bulamayınca valiyi kenara çekip sorar "gelmeyen kaldı mı?"

-Benim bildiğim kadarıyla kalmadı ama...

-Aması ne?

-İki garip misafirimiz var. Sabahlara kadar ibadet ediyorlar. Sanırım şimdi uyudular.

-Onları da getir hediyelerini alsınlar.

     Vali "başüstüne" der ve iki derviş kılıklıyı peşine takar. Nureddin Zengi onları görür görmez tanır, vezirine göz kırpar. Hainleri deprenemeden yakalar, sorguya alırlar. Bunlar İspanya kralının casusları çıkar, akılları sıra tünel kazıp Efendimizin cesed-i şeriflerini kaçırmaya kalkışırlar. Zeminden çıkan toprağı gece karanlığında Cennet-ül Baki'ye (kabristana) boşaltırlar. Tam işleri bitmeli olmuştur ki, Nureddin Zengi ortaya çıkar.

      Atabeğimiz bu iki şerefsizin kafasını vurmakla kalmaz, türbe-i şerifin etrafına derin hendekler kazdırır ve içine erimiş kurşun akıtır. İşte şimdi içi rahatlar.

YORUM EKLE