Kişinin kullandığı arabasına zekat düşer mi?

Kişinin kullandığı arabasına zekat düşer mi?

       İnsanın zaruri ihtiyaçları arasında ev, ev eşyası, giyeceği, yiyecek ve içeceği yanında binek vasıtası da sayılmaktadır. Meseleye zaruri ihtiyaç maddeleri açısından bakıldığında, arabaya zekat düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Ev ve işyerinin işleri için kullanılan arabanın zekatı yoktur.

      Ama bir araba ticaret için alınmış ise ona zekat düşer. Aynı şekilde ticari taksinin gelirine de   zekat düşer.

 

Kiraya verilen eve zekat vermek gerekir mi?

      Ticaret için olmayan ev, arsa, araba ve benzeri malların kıymetleri üzerinden zekat gerekmez. Eğer bu ev ve benzeri malların kazancı, getirisi varsa ve bu getiriler, sahibinin diğer zekata tabii malları ile birlikte nisap ölçüsüne ulaşırsa yıl sonunda getirilerinin zekatı verilir.

      Fakat araba gibi mallar binmek için değil de ticaret için kullanılıyorsa her yıl kıymetleri üzerinden zekat vermek gerekir.

 

Bir tüccarın satmak gayesiyle aldığı gayr-ı menkule zekat düşer mi?

     Bir tüccar alış veriş yaparak kazanç elde edip dükkan ve bina gibi şeyler satın alırsa, şayet satmak üzere satın almışsa tabiatıyla ticaret eşyası olduğundan yıl sonunda yanında mevcut bulunan bütün ticaret malıyla birlikte hesaplayarak zekatını verecektir.

     Yoksa ticaret için değil, satın aldığı şeylerde oturmak veya kiraya vermek üzere satın almış ise artık ticaret malı sayılmadığından zekata tabi değildir. Ancak onlardan elde edilen kazanç nisaba bağlı olursa ve yanında bir yıl kalırsa zekatını verecektir.

 

Üvey çocuklara zekat verilebilir mi?

       Babası ölmüş ise üvey anneye, buluğ çağına erişip evden ayrılmış ise üvey çocuklara ve üvey babaya, fakir olmaları halinde zekat verilebilir.

       Çünkü bunlarla zekatı veren kişi arsında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi, zekat veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir.

 

Oruçlu iken harama bakmak oruca zarar verir mi?

      Orucu bozan ve kaza veya keffaret gerektiren hususlar bellidir. Yeme içme cinsel ilişki gibi hususular orucu bozar. Bu bakımdan harama bakmak orucu bozmaz. Yani kaza veya keffaret gerekmez Ancak orucun kemali insanın her uzvuna oruç tutturmasıdır

      Yani onu haramlardan uzak tutmasıdır Harama bakmak orucu bozmaz ancak mükemmelliğini bozar sevabını eksiltir. Aynı zamanda kişi harama bakmakla da günaha düşmüş olur.

 

Fıtır sadakası kimlere verilir?

      Fıtır sadakasının sarf yerleri ile zekatın sarf yerlerinin aynı olduğu hususunda fakirler görüş birliği içindedir.

      Buna zekat verilmeyen kimselere fıtır sadakası da verilmez. Anne, baba, dede, nine, çocuk, torun gibi akrabalara normal zekat verilemediği için fıtır sadakası da verilemez. Her ne kadar İslam fıkhındaki durum ve fetva bu ise de maalesef halk pek buna uymamaktadır.

      Fıtır sadakası, zengin olanlara verilemeyeceği halde fetva olmasına rağmen günümüzde sırf borcundan kurtulmak için zengin arkadaşına, komşusuna, akrabasına fıtır sadakasını vermektedir. Bu davranış dinen yanlış ve sakıncalıdır. Böyle bir ödeme fıtır sadakası borcunu düşürmez bilakis normal zekat gibi kişinin boynunda ve vebalinde kalır.

      Bunun için her Müslüman ister normal zekat ister fıtır sadakası, zekatı olsun yerine getirirken hak eden dost, akraba ve komşularına vermesi gerekir, hak etmiyorsa vermemelidir.

 

Hisse senetleri zekata tabî midir?

     Alınıp satılan hisse senetlerine yatırım yapan kişinin, sahip olduğu hisse senetlerinin değeri, nisap miktarına ulaşmışsa ve üzerinden bir yıl geçmiş ise 1/40 oranında zekatını vermesi gerekir.

 

Günün Ayeti

Sadakalarınızı başa kalkarak ve eziyet ederek boşa götürmeyin.

(Bakara, 2/264.)

 

Günün Hadisi

Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün.

(Tirmizi, “Daavat”, 110.)

 

Günün Sözü

Bir kimsenin malını nereden kazandığını öğrenmek istiyorsanız, onu nereye harcadığına bakınız.

Hasan Basri

 

Günün Duası

Allah’ım kıldığımız namazları, tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz sadakaları, yaptığımız dua ve tövbeleri kabul et ve bizlere ahirette şefaatçı kıl.

 

Ramazan Kavramları

Fi Sebilillah nedir?

   Fi Sebilillah, Allah yolunda cihad, hac, ilim talep etmek ve Allah’ın emrettiği her türlü hayır ve hidayet yolu demektir.

 

Günün Nüktesi

Cennete ve cehenneme götürenler…

      Hz. Peygamber, bir gün ashabına: İnsanları en çok cehenneme girdiren şey nedir? diye sordu. Ashap: Allah ve Resulü bilir ancak, dediler.

      Hz Peygamber: İki uzvudur ki, biri ağzı, diğeri ferci (cinsiyet organı), buyurdu.

      Sonra tekrar sordu: İnsanların en çok cennete eriştiren şey nedir?

      Ashap, aynı cevabı verince, şu açıklamayı yaptı:

      Bu da iki şeydir: Biri, Allah’tan korkmak, yani takva sahibi olmaktır. Diğeri de güzel ahlaka sahip bulunmaktır.

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler:

Hz. Davud:

Kur’an’da adı 16 defa geçmektedir. Sesi o kadar güzeldi ki sesine dağlar ve kuşlar eşlik ederdi. Önceleri Tâlût’un ordusunda bir asker olarak savaşmış, daha sonra Allah’ın kendisine verdiği peygamberlik ve hükümdarlıkla birlikte İsrailoğullarına kral olmuştur. Demirciydi. Kendisine Zebur verilmiştir

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri

Ammâr b. Yâsir

            Ammâr b. Yâsir Miladi 657 yılında Mekkede doğdu. Müslüman olan ilk yedi kişiden biridir. Annesi Sümeyye ile babası Yâsir de ilk Müslümanlardandır. Mekke’de kendilerini himaye edecek kimseleri olmadığı için Kureyşli müşriklerin ağır zulüm ve işkencesine uğradılar. Fakat imanları sebebiyle başlarına gelen bu sıkıntılara sabırla göğüs gerdiler.

            Annesi Sümeyye bu işkenceler sonunda Ebû Cehil tarafından öldürülerek İslâm tarihindeki ilk şehid oldu. Babası Yâsir de aynı gün işkence edilerek öldürüldü.

            Hicretten sonra Hz. peygamber onunla Huzeyfe b. Yemân arasında kardeşlik bağı  kurdu. Mescid-i Nebevî’nin inşası sırasında büyük gayret sarfetti. Herkes bir kerpiç taşırken onun iki kerpiç getirdiğini gören Resûlullah üzerindeki tozları silkeleyerek, “Vah Ammâr! Kendisini âsi (bâgı) bir topluluk öldürecek. Ammâr onları cennete, onlar ise onu cehenneme davet ederler” dedi (Buhârî, “Ṣalât”, 63).

            Hz. Peygamber’in bulunduğu bütün savaşlara katıldı. Hz. Ebû Bekir devrinde ise Müseylimetülkezzâb ile yapılan Yemâme Savaşı’nda bir kulağını kaybettiği halde yiğitçe savaştı ve dağılmak üzere olan İslâm ordusunu yeniden toparladı. Hz. Ömer devrinde Kûfe’ye vali olarak gönderildi (21/641-42) ve bu sırada vuku bulan Nihâvend Savaşı’na ve Hûzistan’ın fethine iştirak etti.

            Sıffîn’de doksan üç yaşlarında olmasına rağmen Hz. Ali’nin yaya birliklerinin kumandanı olarak savaşırken şehid edildi ve Hz. Ali’nin kıldırdığı cenaze namazından sonra orada defnedildi.

(Diyanet İslam Ansiklopedisi, III, 75-76.)

 

Kutsal Mekanlar

ALTINOLUK

      Kâbe damında biriken suları Hicr’e akıtmak için kullanılan bir oluktur... Farsça Mizab-ür Rahme denir. Rahmet oluğu demektir...

      İlk defa Miladi 605 yılında Efendimiz, 35 yaşlarında iken Kureyşliler tarafından yapılan tamir esnasında konmuştur. Daha önceleri Kabe’nin üstü açık idi, çatısı yoktu...

      Emevi Halifesi Abdül Melik’in emri ile Miladi 710 yıllarında altınla kapatıldı. Altın oluk diye anılması bundan sonradır.

      1553 yılında Kanuni Sultan Süleyman gümüş levha ile kaplı bir oluk gönderdi. Eskisi de muhafaza için İstanbul’a getirildi.

     1612 yılında Sultan I. Ahmet, gümüş üzerine altın kaplı bir olukla değiştirdi.

     1857 yılında Sultan Abdülmecid Han, altın oluğu yenilemişti.

Altınoluk, Kabe’nin en çok önem atfedilen yeridir.

 

YORUM EKLE