Koca hanımını anne ve babasına gitmekten men edebilir mi?

 

      İslam dininde anne baba hakkı büyük haklardan bir haktır. Bu hakka engel olmak şüphesiz büyük günahlardan birisidir.

      Buna göre kocanın, hanımını anne ve babasına gitmesine engel olma hakkı yoktur. Zira İslam dininde akrabalarla bağı kesmek yasaklanmıştır. Kuran, baba ve anneyi iyiliği emreder. Bu emre engel olmak ise büyük günahlardandır.

 

Kendisinden uzun süre haber alınamayan kocanın hanımı boş sayılır mı?

        Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, bu durumda olan bir kocanın eşi ancak, kaybolan kişinin ölümü sabit olunca veya Şafii mezheplerine göre ömrü gelip geçtikten sonra hâkimin hükmü ile, Hanefi mezhebine göre ise koca 120 yaşını doldurunca hayatla ilişkisi kesilir. Binaenaleyh bu durumlar olmadıkça hanımı kendisinden boş sayılamaz. Boş sayılmadığı için de başkası ile evlenemez.

       Maliki mezhebine göre ise, mefkudun yani kayıp kocanın ölümü sabit olursa veya aradan dört sene geçtikten sonra hâkim kayıp koca ile eşini birbirinden ayırmak için hüküm verir. Kadın da o zaman başka bir kişiyle evlenebilir.

 

Camiye girerken illaki abdestli olmak mı lazım?

      İslam inancına göre temizlik imandandır. Abdestte bir temizlik olduğuna göre her daim temiz olmak yani abdestli olmak güzel bir davranıştır ki Hz. Peygamberin de tavsiye ettiği bir sünnettir. Camiiler de ibadet mekanlarımızdır. Bu güzel mekanlara girerken temiz, saygı ve tevazu ile ziyaret etmek Müslüman’a yakışan bir davranıştır

       Aynı zamanda her camiye girdiğimizde “tahiyyatul mescit” namazı dediğimiz iki rekatlık bir namazı da kılmak sünnettir. Bu sünnet namazını da kılabilmek için abdest şarttır.     

      Dolayısıyla camiye abdestli girmek hem temizlik, hem saygı babından, hem de en az kılınacak iki rekat namaz için gereklidir. Ancak abdestsiz de camiye girmenin bir sakıncası yoktur.

 

Miras hususunda evlatlık öz evlat gibi mi kabul edilir?

           İslam’a göre bir Müslüman, başkasının oğlunu veya kızını kendine öz evlat sayıp mirasçı kılamaz. Ne kadar öz evlâdım, dese, ne kadar da candan, ciğerden sevip saysa, yine başkasının evlâdı, yabancının oğlu, kızıdır. Bu yabancı çocuk, büyüyünce onu öz baba gibi kabul edemeyeceği gibi, hanımını da öz ana olarak göremez, yabancılara âit mahremiyet aralarında devam eder. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hz. Zeyd’i kendisine evlat edinmiş, ancak Allah’u Teala daha sonra gönderdiği emirle bunu yasaklayıp, birinin başkasının öz oğlu, kızı olamayacağı bildirmiştir.

           Bu bakımdan İslâm’da evlat edinmek yoktur. Ama birinin çocuğunu alıp muvakkat bir zaman için meşgul olmak mümkündür. Yahut yetimlere, yoksullara, kimsesizlere bakmak için ayrı bir usul bulup yardım etmek sevaptır, güzel bir yardımseverliktir. Ancak kişiyi evlat edinip mirasına varis yapmak caiz değildir.

 

Hayatta olan inanmamış insana dua etmek caiz mi?    

      Müslüman olmayan hayatta olan kimselerin doğru yolu bulmaları, hidayete ermeleri, İslam ile müşerref olmaları gibi hususlarda onlara dua etmede bir sakınca yoktur. Çünkü Rasulüllah Efendimiz Uhud savaşında mübarek dişleri kırılıp, yüzü yaralandığında, müşrikler için: "Allah'ım kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar" diye dua etmişlerdi.

      Ancak kafir olarak ölen bir kimsenin bağışlanması için ölümünden sonra ona dua etmek caiz değildir.

      Çünkü Allah’u Teala, kâfirleri Cehennem'e koyacağını ve onların orada ebedî kalacağını bir çok ayeti kerimesinde Hz. Peygamber de hadisi şeriflerinde bildirmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ayetler buna işaret etmektedir.

 "Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra akraba dahi olsalar, müşrikler için mağfiret dilemek Peygambere ve mü'minlere yaraşmaz" (Tevbe (9) 113).

     "Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma! Mezarı başında da durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler..."

    "Onlara ister bağışlanma dile, ister dileme, fark etmez. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmesinden ötürüdür. (Tevbe (9) 80)

       Müslüman olmadan ölen kimseye bağışlanması için dua edilemeyeceği gibi aynı şekilde ona Yasin, Fatiha  Gibi Kur’an’ın bir suresini okumak veya mezarında dua etmek de caiz değildir.   

        Dolayısıyla ölmüş birisine dua etmek, fatiha okumak için İslam dinine göre o kişinin Müslüman olarak vefat etmiş olması lazım. İslam dışındaki bir inanç veya inançsızlık üzerine ölmüş ise ona rahmet okunmaz, dua edilmez, mezarının başında Kur’an veya fatiha okunmaz.

 

Günün Ayeti     

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma

 

Günün Hadisi

Hiç bir kimse biraz gecikse bile rızkını tamamen almadan ölmez.

 

Günün Sözü

Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir

Oscar Wilde

 

Günün Duası

Allah’ım bugün bana bir hayır yapmayı nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Muktedi kime denir?

Cemaatle namaz kılarken imama uyan kimseye verilen isimdir.

 

Günün Nüktesi

İhtiyar Fakir ve Sultan Melikşah 

Yaşlı bir adam, Selçuklu Veziri Nizâmü’l Mülk’ün huzuruna girmek istedi. Nizâmü’l Mülk, ihtiyacını sordu. Adam,

- Ben, Allah Rasûlünün elçisiyim. Sultan Melikşah’la görüşeceğim.” diye cevap verdi. Nizâmü’l Mülk “bu sözün izahını” istedi.

İhtiyar adam

- Eğer beni onun huzuruna çıkarırsanız mesajımı ileteceğim. Aksi halde onu görene ve bende olan şeyi ona nakledene kadar bekleyeceğim, dedi.

Nizâmü’l Mülk, Sultanın yanına çıktı ve ihtiyarın söylediklerini nakletti. İhtiyar adam huzura alınınca Sultan’a şöyle dedi:

- Birçok kızım var; ancak fakir olduğumdan evlilikleri için gereken çeyizi temin etme imkânına sahip değilim. Bu yüzden her gece Allah’u Teâlâ’ya dua edip bana kızlarımın çeyizini hazırlayacak imkânı ihsan etmesini istedim. Filan ayın cuma gecesi, yine onlar için yardım dileyerek uyudum.

Rüyamda Allah’ın Rasûlünü gördüm. Bana şöyle dedi:

-Kızının çeyizinde gerekli şeyleri ihsan etmesi için her gece Allah’u Teâlâ’ya yalvaran sen misin?” “Evet, ya Rasûlallâh!” dedim. Bana Sultan Melikşah’ın adını verdi. “Ona git, Allah’ın Rasûlünün kendisinden kızların için gerekli çeyizi satın almasını istediğini söyle.” dedi. Ben “Ey Allah’ın Rasûlü, benden bir işaret isterse ona ne diyeceğim?” diye sordum. O da.

- Ona işaret olarak her gece yatmadan önce Tebâreke suresini okuduğunu söyle, dedi.

Sultan Melikşah bunu işitince,

- Bu doğru bir işaret, zira bunu Allah’u Teâlâ’dan başka kimse bilmiyor. Hocam bana her gece yatmadan önce bunu okumamı emretmişti. Ben buna hep devam ettim.” dedi. İhtiyara, kızlarının çeyizi için gerekli her şeyin verilmesini emretti.

YORUM EKLE