Kocanın hanımına örtünme hususunda karışma hakkı var mı?

Kocanın hanımına örtünme hususunda karışma hakkı var mı?

İster kadın ister erkek için olsun fark etmeksizin ki her Müslüman’ın hem kendisini yaratan hem de birlikte yaşadığı insanlara karşı görev ve sorumlulukları vardır.  Allah’a karşı namaz kılma, içki içmeme gibi görevi vardır. Kullara karşı anne baba, eş, komşu, kardeş gibi kişilerin hakkını gözetme görevi vardır.

Bu hakların hepsi önemli ve riayet de gereklidir. Ancak bunlar arasında öncelikli bir tercih yapmamız gerekirse tabi ki öncelikli olarak Allah hakkı gelir. Buna göre başörtüsü Allah’ın emri olduğundan ve erginlik çağına gelmiş her Müslüman bayan bunu örtmekle mükellef olduğundan eş, baba, anne ya da bir başka insan istemese de erginlik çağına gelmiş bir bayan yine de başını örtmek zorundadır.

Burada kural kaide şudur ki efendimizin hadisinde de geçtiği gibi: “Allah’a isyan konusunda kula itaat edilmez.”

Baş örtmek farz olduğuna göre koca istemiyorum dese de kadın yine de başını örtmek zorundadır. Ancak bunu yaparken eşine inat olarak değil, kocasını da ikna ederek onu incitmeden, yuvayı da dağıtmadan yapmalıdır. Yani ne yuvasını yıkmalı ne de günaha girmeli.   

 

Kredi kartlarıyla yapılan alışveriş sonucunda elde edilen bonusları almak dinen caiz mi?

Bu bir ticaret neticesinde elde edilen bir haktır ki iş yeri sahibi iş yerini ya da kurumunu ticaret anlamında cazip hale getirmek için verdiği bir promosyondur.

Bu haksız kazanç olan faiz gibi algılanmamalıdır. Faiz paradan para kazanmaktır. Bonus ise yapılan bir alış veriş neticesinde kazanılan ya da verilen artı bir ikramdır.

 

Allah’ın ismi anılmadan yapılan yemin yemin sayılır mı?     

Allah’tan başkası adına yemin edilmesi doğru değildir. Yemin ancak vallahi, billahi, tallahi, lafızları ile olur. “Evime kavuşmak nasip olmasın,” “Çocuklarımın ölüsünü öpeyim gibi lafızlar” ise yemin lafızları ile söylenmediği için yemin yerine geçmez.

Böyle bir söz yemin sayılmadı gibi aynı zamanda doğru ve güzel bir söz de değildir. Böyle sözler ve yeminler Allah Resulü tarafından yasaklanmıştır. Nitekim buna benzer bir yemin etme olayında peygamberimiz sahabeleri uyarmış ve şöyle buyurmuştur:  “Allah Teâlâ, babanızı zikrederek yemin etmenizi yasaklamıştır. Öyleyse kim yemin edecekse ya Allah’a yemin etsin veya sussun.” (Buhârî, Eymân 4).

Bu sözler yemin sayılmadığı için herhangi bir keffaret vermek de gerekmez.           Allah adının anılmadığı yeminler yemin sayılmamakla birlikte bazı fıkıhçılara göre Kur’anı Kerime el basılarak edilen yeminler yemin sayılmaktadır.

 

Namaz kılınırken ezan okunsa bu namaz tekrar kılınmalı mıdır?     

Namaz kılmada esas olan ezanın okunması değil namaz vaktinin girmiş olmasıdır. Yani bir namaz vakti girmişse ezan okunmamış olsa dahi o namaz kılınabilir.

Aynı şekilde bir namaz vakti girmemişse ezan okunsa dahi kılınmaz. Mesela hoca yanlışlıkla sabah namazı vakti girdi diye ezan okursa ve vakit girmemişse velev ki ezan okunmuş olsa dahi namaz kılınmaz kılınsa da geçersizdir. Çünkü vakit girmemiştir.

Aynı şekilde namaz vakti girmişse ama gerek elektrik olmayışından, gerekse imamın herhangi bir maruzatından dolayı ezan okunmamışsa bile namaz vakti girmiştir.  Kişi namazını kılabilir

Buna göre bir camide vakit girdi diye ezan okunmuşsa ve buna binaen namaza durulmuş ise namaz kılarken bir başka camiden ezan okunsa sonraki ezan kılınan namaza zarar vermez.

 

Günün Ayeti

Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.

Al-i İmran 3/77.

 

Günün Hadisi

“Sözünde durmak imandandır.

 

Günün Sözü

Söz verirken en çok düşünen, tutmakta en başarılı olandır.

Jean-Jacques Rousseau

 

Günün Duası

Allah’ım günümüzü hayırlı kazancımızı bereketli eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Faruk’un anlamı nedir?

Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran demektir. Bu aynı zaman da Hz. Ömer’in lakabıdır.

 

Günün Nüktesi

Dürüst Tüccar…

Büyük bir ilim adamı olan Ebu Hanife aynı zamanda kumaş ticaretiyle uğraşan bir esnaftı. Bir akşamüzeri dükkânına iki müşteri geldi. Kumaş toplarından birini beğendiler; fakat akşam namazı çok yakın olduğu için alışverişe sabah devam etmek üzere ayrıldılar.

Sabah olunca dükkâna erkenden başka iki müşteri geldi. Tezgâhın üzerindeki kumaşı onlar da beğendiler ve almak istediler. Ebu Hanife; “Bu kumaş satıldı. Siz başka bir kumaşa bakın.” diyerek adamların isteğini geri çevirdi. Adamlar o kumaşı almak istediklerini söyleyip iki katı para vermek istediler.

Ebu Hanife, “Bu kumaş satıldı.” diyerek teklifi yine reddetti. Müşteriler ısrarlıydı. Bu defa kumaşın değerinin üç katı para teklif ettiler. Bunun üzerine Ebu Hanife, “İsterseniz değerinin yüz katını verin, yine de size veremem. Çünkü ben bu kumaşı başka müşterilere sattım, sözümden dönemem.” diyerek adamların isteğini geri çevirdi.

 

YORUM EKLE