Kabirde yaşam var mıdır?


Bu makale 2017-11-07 18:12:16 eklenmiş ve 128 kez görüntülenmiştir.
Yrd. Doç. Dr. Zeki Uyanık

Kabirde yaşam var mıdır?

      İnsan’ın kabirde birtakım sorulara muhatap olacağı ve dünyadaki ameline  göre azap veya mükafat göreceği bir gerçektir.

      Buna işaret eden birçok âyet-i kerîme ve bunu anlatan birçok hadîs-i şerîf vardır. Bu konuda müstakil kitaplar da yazılmıştır. Sevgili peygamberimiz bir hadisi şerifi’nde kabir hayatını şöyle tasvir etmektedir: "Kabir, ya Cehennem çukurlarından bir çukurdur, ya da Cennet bahçelerinden bir bahçedir.

       Bundan anlaşıldığı ve başka hadîs-i şeriflerde de dendiği gibi kabir, mümin için açılacak, genişletilecek ve gülistan olacaktır. Özellikle Allah yolunda şehit olanlara kabirde soru sorulmayacak ve kişinin yaptığı iyi ameller orada yardımına koşacaktır.

      Kabirde azap görecek olan müminin gördüğü kabir azâbı hatâlarının kefâreti olacak ve mâhşere giderken yükü hafiflemiş olarak gidecektir.

      Müminlerin bu konunun önemini kavramaları gerekir. Allah Resûlü Efendimiz "lezzetleri parça parça eden (ölümü ve kabri) çok anın" "Kabirden daha korkunç bir manzara görmedim" buyurur. Bu kişinin kendine gelmesinin ve kendini yenilemesinin yollarından biridir.

      Sonuç olarak İslam inancında kabir inancı haktır. Kişiler de dünyadaki yaşantılarına göre mezarda bir mükafat veya azap görürler.

 

Çocuğa yağmur ismini koymak caiz mi?

        Yeni doğan çocuğa güzel bir isim koymak anne ve babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir.

        Hz. Peygamber sadece çocukların değil, büyük insanların ismiyle dahi ilgilenmiştir. Kötü bulduğu bazı isimleri değiştirme yoluna gitmiştir. Yine konulması gereken güzel isimler hakkında bilgiler vermiş, zaman zaman bizzat kendileri çocuklara isimler vermiştir.

        Hz. Peygamber güzel isim koymanın önemini bir sözünde şöyle ifade etmektedir: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel koyun.”

        Bu çağırma işlemini Allah'ın görevlendirdiği bir melek Allah’ın izniyle yapacaktır. Hiç kimse kıyamet günü Allah’ın hoşlanmayacağı isimle O’nun karşısına çıkmak istemez. Öyleyse kötü olan isimlerin çocuklara verilmemesi gerekir.

       Mahşerde her çocuk, konan ismiyle çağrılacaktır. Şayet çocuğun ismi kötü manaya gelen bir isim ise, mahşer halkı önünde isminden dolayı utanan çocuk kendisine isim koyan kişiye:  “Allah beni doğuştan Müslüman olarak dünyaya gönderdi, sen neden bana kötü manaya gelen ismi koydun?” diye isim koyandan davacı olacaktır.

         Kısaca ebeveynler yavrularına karşı ilk görevlerini yerine getirirken, kötü manaya gelecek isim koymaktan kaçınmalı ki, mahşerde koydukları isimlerle çağrılan çocuklarının şikayetine muhatap olmasınlar.

       Ayrıca bir ismin mutlaka Arapça olması şart değildir. Türkçe, İngilizce, Almanca… ya da başka bir dilde de olabilir. Önemli olan bu ismin yukarıdaki ölçülere aykırı olmamasıdır

       Buna göre çocuklara Yağmur, Toprak, Doğa, Nehir, Irmak vs. gibi simleri koymakta herhangi bir sakınca yoktur. Ancak Muhammed, Ali, Hasan, Ayşe Fatma tarzı isimleri koymak daha evladır.

 

Günün Ayeti

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık.

 

Günün Hadisi

Bir hastayı ziyaret ettiğinde, ondan senin için dua etmesini iste

 

Günün Sözü

İnsanın nefsine hâkim olması, zaferlerin en büyüğüdür.

 Eflatun

 

Günün Duası

Allah’ım her daim imanımızı, aklımızı ve vicdanımızı muhafaza eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Ahkam Nedir?

Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.

 

Günün Nüktesi

Dua Aynı Dua Ama… 

Muhyiddîn-i Arabîden nakledilir:

Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali'ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder:

- Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der.

Hz. Ali hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş...

-Al, der fakire. İhtiyacını karşıla!

Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur:

- Allah aşkına söyle ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der. Hz. Ali anlatır:

- Kur'ân-ı Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir. Bende Kur'an-ı Kerîm'i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu kumlara...

Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor. Tekrar gelir ve Hz. Ali’ye:

- Ben de okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar altın olmuyor, der. Hz. Ali boynunu büker, mahcup bir edâ ile cevap verir:

- Ne yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan ağız aynı değildir! Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü tamam değildir!..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi