Eski toplumlara da oruç ibadeti farz kılınmış mıydı?


Bu makale 2018-06-04 19:39:25 eklenmiş ve 154 kez görüntülenmiştir.
Dr. Zeki Uyanık

     Oruç, namaz, zina, adam öldürme gibi ibadet ve yasaklar bütün peygamberler döneminde vardır. Oruç ibadeti  de Hz. Peygamberin ümmetinden önceki ümmetler döneminde de vardı ve farzdı.

     Nitekim Kur'an-ı Kerim'de orucun bizden önceki ümmetlere ve şimdi de bize farz olduğunu ifade eden ayet: "Ey iman edenler oruç sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı." (Bakara, 2/183.) vardır.

Uzman bir doktorun oruç tutamasın dediği kimse oruç tutmalı mıdır?

     Uzman doktorların, oruç tutmasının sağlık açısından zararlı olacağı teşhisini koyduğu bir hasta ramazanda oruç tutmayabilir. Şayet hastalığı geçici ise tutmadığı oruçlarını iyileşince kaza eder. Hastalığı kalıcı ise tutamadığı oruçlar için fidye verir.

     Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış sayılır.

    Buna göre uzman bir doktor tıbbi bir rahatsızlığı olan bir kimseye sağlığın oruç tutmaya el verişli değildir. Oruç tutamazsın diyorsa o kimse orucunu tutmaz bunun yerine fidyesini verir. İlerde işleşirse orucunu kaza eder. İyileşmezse fidyesini ödediğinden her hangi bir iş yapması gerekmez. Dinen de caizdir.

 

Kaç çeşit oruç vardır?

         Hanefilere göre diğer ibadetler gibi oruç da farz, vacip ve nafile çeşitlerine ayrılır. Bu üçlü ayırım Hanefilerin dinen yapılması gerekli olan şeyleri farz ve vacip şeklinde iki kademeli bir ayırıma tabi tutmuş olması sebebiyledir.

         Diğer mezheplerde "vacip" terimi ise her iki kategoriyi de içine alır. Nafile ise farz ve vacip dışında kalan dini ödevlerin genel adıdır.

         Hanefi mezhebine göre oruç farz, vacip ve nafile olmak üzere 3 kısma ayrılmaktadır. Farz oruç, Ramazan oruç, vacip oruç adanmış, Nezredilmiş bir oruç, nafile oruçta bunların dışında kalan Pazartesi, Perşembe günleri gibi tutulan sünnet oruçtur.

         Şafii ve diğer mezheplere göre iki çeşit oruç vardır. O da farz ve nafiledir. Nezredilmiş oruçta farza girmektedir.

Ramazanda okuduğumuz hatimleri ölülerimize bağışlayabilir miyiz?

          Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur'an'ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir.

          İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Nitekim annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran bir kimseye: “Evet yapabilirsin” diye cevap veren efendimiz. Aynı şekilde annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de: "Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver" buyurmuşlardır.

          Buna göre, ramazanda ya da bir başka zamanda okuduğumuz hatimleri, Yasinleri, Fatihaları, duaları…  ölen akrabalarımızın ruhlarına bağışlayabiliriz. Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından da bir şey kaybetmez. Sevap her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.

 

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin

Nur 24/27.

 

Günün Hadisi

“Hayâ ancak hayır kazandırır. ”
Buhârî, “Edeb”, 77.

 

Günün Sözü

Oruç, can gözünün açılması için bedenleri kör eder.

Hz. Mevlana

 

Günün Duası

Allah’ım bizi her türlü maddi ve manevi kirlerden arındır.

 

Bunları biliyor muyuz?

Beyt-i Ma'mûr Nedir?

Meleklerin kıblesi, göklerde meleklerin devamlı tavaf ettikleri yer demektir.

 

Günün Nüktesi

Sabır…

     Ebû Saîd el-Hudrî’nin naklettiğine göre,

     Ensâr'dan bazı kimseler Resûlullah'dan ihtiyaçlarını karşılayacak kadar mal istemişlerdi.

     Resûlullah isteyen herkese muhakkak verirdi ve öyle de yaptı. Nihayet yanında infak edilecek hiçbir şey kalmayınca, onlara şöyle buyurdu:

“Yanımda bulunan ne kadar mal varsa, onları sizden asla esirgemem. Şunu da iyi bilin ki, kim (istemeyip) iffetli kalmayı dilerse, Allah onu iffetli kılar.

            Kim de sabretmeye çalışırsa, Allah ona sabır ihsan eder.

            Kim insanlardan müstağni olmak isterse, Allah onu müstağni kılar.

            Sizlere sabırdan daha hayırlı ve daha büyük bir ihsanda bulunulmamıştır!” 

Buhari, “Rikâk” 20.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi