Falan kişinin evine gidersem ayağım kırılsın tarzı cümleler yemin sayılır mı?


Bu makale 2018-07-03 19:52:34 eklenmiş ve 136 kez görüntülenmiştir.
Dr. Zeki Uyanık

Allah’tan başkası adına yemin edilmesi doğru değildir. Yemin ancak vallahi, billahi, tallahi, lafızları ile olur. “Çocuklarımın ölüsünü öpeyim, veya falan yere gidersem ayağım kırılsın” tarzı cümleler yemin lafızları ile söylenmediği için yemin yerine geçmez.

 

 

       Bu tarz sözler yemin sayılmadı gibi aynı zamanda doğru ve güzel bir söz de değildir. Böyle sözler ve yeminler Allah Resulü tarafından yasaklanmıştır. Nitekim buna benzer bir yemin etme olayında peygamberimiz sahabeleri uyarmış ve şöyle buyurmuştur:  “Allah Teâlâ, babanızı zikrederek yemin etmenizi yasaklamıştır. Öyleyse kim yemin edecekse ya Allah’a yemin etsin veya sussun.” (Buhârî, Eymân 4).

Bu sözler yemin sayılmadığı için herhangi bir keffaret vermek de gerekmez. Ancak bu tarz cümleleri de kurmamak lazım.    

 

 

 “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” hadisi şerifi iman etmeyen insanlar için de geçerli mi?

 

 

     Hayırlı amellerin hem bu dünya da hem de ahirette bir karşılığı vardır. Bir hayırlı amel yapıldığı vakit, Allah’u Teala bu fiili yapanı dilerse bu dünyada dilerse ahirette mükâfatlandırır. Dilerse de her iki alemde de mükafatlandırır. Ancak ibadetlerin ve hayırlı amellerin ahirette mükafatını görebilmek için illaki iman etmiş olmak gerekir. İmansız yapılan hiçbir ibadetin ya da hayrın ahiret gününde bir karşılığı ve sevabı yoktur.

 

 

      Buna göre inanmayan, Müslüman olmayan kimse bir hizmet, hayır ya da bağış yaptığında bu dünyada bunun mükafatını sağlık zenginlik, makam, mevki ya da başka şekillerde Allahtan alır. Ancak ahirette bu kimsenin bir sevabı ve mükafatı olmaz. Çünkü kalbinde imanı yoktur. İman olmayınca yapılan hayırların da ahirette mükafatı olmaz.

 

 

Baba hayatta iken malını başkalarına bağışlayabilir ya da vasiyet edebilir mi?

 

 

                 Bir insan malının üçte birini ister mirasçılarına isterse mirasçısı olmayan başka kişilere bağışlayabilir veya vasiyet edebilir. Yalnız mirasçılarından bazılarına yapmış olduğu vasiyetin yerine getirilmesi, diğer mirasçıların iznine tabidir. Çünkü Allah Resulü bir hadis-i şeriflerinde "varise vasiyet yoktur. Allah her hak sahibine hakkını vermiştir" buyurmuştur.

 

 

             Bu hadisten hareketle Hanefi fukahası varise yapılan vasiyetin yerine getirilmesini, sair varislerin iznine bağlamıştır. Fakat kişi hayatta iken varisine veya başkalarına malının üçte birini de, hepsini de bağışlayabilir.

 

 

           Öte yandan Allah Resulü, malının hepsini Allah yolunda infak etmek için kendinden izin isteyen Sa'd b. Ebi Vakkas'a "madem istiyorsun üçte biri yeter hatta o bile çok. Vereseni zengin bırakman, insanlara el-avuç açıp dilenen dilenciler olarak bırakmandan daha hayırlıdır" demiştir. 

 

 

Günün Ayeti

 

 

 Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.

 

 

Günün Sözü

 

 

Düşmanlarınızı kazanmak için, dostlarınızı gücendirmeyiniz; sonuçta düşmanlarınızı kazanamadığınız gibi dostlarınızı da kaybetmiş olursunuz.

 

 

(Ebu Müslim Horasani)

 

 

Günün Hadisi

 

 

Kişinin haksız yere bir Müslüman’ın onur ve namusuna dil uzatması büyük günahların en büyüklerindendir.

 

 

Ebu Davud Edep

 

 

 

 

 

 

 

Günün Duası

 

 

Allah'ım beni yeni bir güne eriştirdiğin için sana şükürler olsun. Allah'ım bu günümü hayırla bitirmemi nasip et."

 

 

Bunları Biliyor muyuz?

 

 

Ülfet Nedir?

 

 

    Tasavvufta, samimi olmak, insanlarla ünsiyet etmek, iyi geçinmek, herkesle anlaşmak demektir.

 

 

Günün Nüktesi

 

 

Hak yola getiren iki söz…

 

 

    Hasan Basrî, bir gün yolda giderken memleketinin tanınmış devlet büyüklerinden birinin oğlu ile karşılaşır. Devlet büyüğünün oğlu yağız atının üzerine kurulmuş, beraberinde de hizmetçileri, bütün sükse ve ihtişamıyla yoluna devam etmektedir.

 

 

    Hasan Basrî yolun ortasında durarak hoş beşten sonra devlet büyüğünün oğluna şöyle seslenir: "Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Sana şu iki sözü satmak istiyorum, alır mısınız?

 

 

    Devlet büyüğünün oğlu, "Peki kaça satacaksın?" deyince Hasan Basrî, "Birincisini bir, ikincisini de iki gümüş para karşılığında veririm." diye karşılık verdi.

 

 

 "Evet, alırım" deyince de ilk sözünü söylemeye koyulur ve şöyle der:

 

 

"Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Senin evin var mı?" diye sorar. "Var" cevabını alınca da, "Kendin mi yaptırdın, yoksa miras mı kaldı?" diye sorar.

 

 

    "kendim yaptırdım" diye cevap verir. "Ne kadar zaman içinde yaptırdın?" sorusuna ise, "Epey uzun sürdü" karşılığını verir. "Neden her imkana sahip olduğun halde çabuk bitirmedin?" deyince de,

 

 

"Binanın taşlarını, ağaçlarını taşıyan hayvanlara acıdığım için fazla yük vurdurtmadım. İşte o yüzden de binayı kısa zamanda inşa etmek mümkün olmadı." der.

 

 

    Ardından sözü alan Hasan Basrî şöyle konuşur: "Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Madem ki başkalarının hayvanlarına acıyarak fazla yük taşıtmaya razı olmuyorsun, neden öz nefsine acımayıp da onu dağlar kadar günah yığını altında eziyorsun?"

 

 

    Bu sözler devlet büyüğünün oğlu üzerinde büyük tesir yapar. Atından inerek Allah dostu Hasan Basri'nin ellerine kapanır. Ardından da sabırsızlıkla "iki gümüşü hemen vereceğim, şu ikinci sözünü de hemen söyle" diye yalvarır. Daha sonra Hasan Basrî ikinci sözünü söylemeye koyularak şöyle der:

 

 

    "Yola koyulmuş böyle nereye gidiyorsunuz?" diye sorar. "Devlet reisine gidiyorum.” cevabını alınca, "Bak en değerli elbiseni giymiş, en enfes kokuları sürünmüşsün. Neden? Çünkü devlet reisi ve maiyetinde çalışanlara karşı mahcup olmak istemiyorsun. Halbuki onlar da senin, benim gibi birer insan değil mi? Şimdi sana sormak isterim. Yarın ölüp öbür dünyayı boyladığında omurlarında taşıdığın bu kadar ağır günahlarınla ve kirli alınla peygamberler ve gerçek mü'minler arasında Allah'a karşı hesap verirken utanmayacak mısın?"

 

 

    Bu sözlerin de son derece derin etkisi altında kalan devlet büyüğünün oğlu atını hizmetçisine verdiği gibi hemen Hasan Basrî'nin ellerine sarılarak artık bütün dünyalık nimetleri teper ve ölünceye kadar bu büyük zatın safında Allah'a ibadet etmeye karar verir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi