Çocukların nafakalarından sadece baba mı sorumludur?


Bu makale 2018-07-05 18:28:01 eklenmiş ve 114 kez görüntülenmiştir.
Dr. Zeki Uyanık

     Kız olsun erkek olsun, çocukların nafakalarını temin babanın görevidir. Annenin bu konuda bir sorumluluğu yoktur. Babanın yokluğunda çocukları geçindirme görevi babanın babasına, o da yoksa diğer akrabaya düşer.

      Baba küçük çocuklarına, çalışıp kazanacakları çağa gelinceye kadar bakmağa mecburdur. Çocuklar için belirlenecek nafakalar, onların yaşlarına ve babalarının servetine uygun ve yeterli miktarda olmalıdır. Babalarının geliri yeterli ise çocuklar için birer hizmetçi, yetmezse ikişer hizmetçi de tutulabilir.

      Kız evladın, kendine yetecek malı yok ve evli de değilse nafakası babasına aittir. İster bakire olsun isterse iddetini tamamlamış dul olsun, fark etmez. Evladın öğrenim masrafları babaya aittir.

      Çocuk için takdir edilen nafaka anneye verilir. Annenin nafakayı çocuğa harcamadığı tespit edilirse ya nafaka güvenilir bir kişiye verilerek annenin ondan sabah akşam azar azar alması temin edilir veya nafakayı harcama vazifesi annenin dışında birine verilir.

 

Yurt dışında ölen kimsenin cenazesini Türkiye’ye getirmede bir sakınca var mı?

       Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

      Buna göre yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir Müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet Müslüman kabristanı yoksa Hıristiyan mezarlığında Müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri de caizdir.

     Ama orada gömülmelerinin dini bir sakıncası yoktur. Tabi gömerken Müslümanların kabristanına gömmek gerekir. Ya da gayrı Müslimlerin mezarlarının olmadığı köşede bir yerde gömmelidir.

 

Bir insanın arkasından konuşmak her hangi bir durumda caiz olur mu?

    Gıybet, Müslüman veya kafir olsun fark etmeksizin ki bir kimsenin ayıbını ve kusurunu, onu kötülemek için arkasından söylemek ve başkalarına anlatmaktır.

     Gıybet, İslam’ın yasakladığı büyük günahlardan birisidir. Gıybeti yapmak günah olduğu gibi hoşlanarak da dinlemek aynı şekilde günah ve haramdır.

    Nitekim ayeti Kerimde bu hususta şöyle buyrulmaktadır: “Birbirinizin gıybetini yapmayınız.” [Hucurat 12]

     Hz. Peygamber de bu hususta şöyle buyurur: "Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" sahabeler, "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine: "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Hz. Peygamber, "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.”

     Dolayısıyla bir kişide olan kusuru söylemek gıybet, olmayanı söylemek ise iftiradır. Her iki durumda da kul hakkı işlenmiş ve büyük günaha girilmiş olunur.

     Ancak bazı durumlarda kişinin gıybetini yapmak caizdir. Mesela: Kişi, insanları dini ve dünyevi hususlarda kandırıyorsa ya da zarar veriyorsa, o zaman insanları uyarmak ve uyandırmak adına, o kimsenin bu günahlarını ya da kötü ahlakını söyleyebiliriz. Çünkü kusur ya da yanlışlarını söylemediğimizde bu kimse başkasına zarar verecektir.

     Dolayısıyla zarara engel olma adına, o kişinin bu huy ve durumunu izhar edip insanlara söyleyebiliriz. Bunda da bir günahımız olmaz, bilakis sevabımız olur.

 

 

 Günün Ayeti

Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim.

Hakka, 25-26.


Günün Hadisi

"Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemâle erdirmiştir"

Ebu Davud, “Sünne”, 15.

 

Günün Sözü

Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti!

Yunus Emre

Günün Duası

Allah’ım bu gün bize hiçbir konuda yanlış bir karar verdirme.

 

 

Bunları biliyor muyuz?

Leşker-i Dua Nedir?

Sıkıntı ve darda kalan Müslümanlara duaları ile yardımda bulunan Allah’ın sevgili kulları, S

salih Müslümanlar demektir.

 

Günün Nüktesi

Niçin bu kadar dünyaya daldınız?

       Evliyadan birinin dünya da bir giyecek elbisesi, bir de elindeki bastonundan başka hiç bir şeyi yokmuş. Başka bir evliyanın da her türlü dünya nimetleri, evleri, altınları vs. varmış.       

      Dünyaya meyletmeyen evliya, bir gün; "şu evliyanın yanına gideyim de, bunu Allah için uyarayım, benim üzerime vazifedir" diyerek yola çıkar. Ve diğer zengin olan evliyanın evine varır.

    Kapıda hizmetçiler karşılayıp içeri alırlar. Biraz dinlendikten sonra, bastonunu hizmetçilerden birine vererek evliyanın huzuruna girer, girerken de bastonu aklına gelir; "yahu bu hizmetçi bastona bir şey yapar mı?" diye de gönlünden geçirir.

       Nihayet diğer evliyanın yanına varır ve sorar; "niçin bu kadar dünya nimetlerine daldınız?" der.

      Diğer evliyada cevap verir; "bu nimetler, senin bastonun kadar da olsa, benim gönlümde hiçbir iz bırakmadı" der.

      Mal varlığı çok olan insanlardan; "Allah beni çok seviyor da veriyor" diyen aldanır. Mal varlığı hiç yok ama ibadeti çok ve iyi olanlardan; "Allah benden iyi kul mu bulacak?" diyen de aldanır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi