YİTEN KIZ


Bu makale 2018-07-08 18:11:12 eklenmiş ve 148 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Demirel Babacanoğlu

(Yiten çocuklar ve ailelerine ithaf olunur…)

Bir bayram günüydü.

Baba kurban kesmek istiyordu. Daha önce pazardan aldığı koyunu okşaya seve bağından çözdü, kesme çukuruna doğru götürmeye çalıştı. Sanki koyun bunun ayırdımındaymış gibi ayak diriyordu. Ol git bir adım atmıyordu ileri. Baba, dönüp yeniden sevdi onu. Başını, yüzünü okşadı, gözlerinden öptü. Yine ipinden çekti. Koyun gelmek istemiyordu. Baba bir tutam ot getirip verdi koyuna. Otu kıpır kıpır yedi. Ardından tuz verdi Baba. Tuzu yaladı. Su verdi Baba, suyu da içti. Yine de inadından caymadı koyun.

Oğlunu çağırdı Baba. "Şunun ipini çek oğlum" dedi. Oğlu ipinden çekti. Kendi, sırtından iteledi. Koyun yürümüyordu. Gittikçe inadı artıyordu. Onu bir kesme çukuruna yaklaştırabilseydi, hemen yatıracak, kesecek, kanını şorlata şorlata akıtacak, biraz sonra da derisini yüzecek, karnını açıp içini boşaltacak, sonra da et edip mangalın üstüne koyacak, casur cusur pişirecek, çoluk çocuk bir güzel yiyeceklerdi.

Onlar için koyun artık bir canlı değil, bir etti.

Ama koyun bir türlü kesme çukuruna yaklaşmıyordu.

Kesme çukuru apartmanın arka bahçesindeydi. Kapıcıyla yönetici günlerce uğraşarak, akılları sıra küçük bir kesimevi yapmışlardı.

Çok geçmeden, apartmanın arkası kesilecek koyunlarla doldu. Apartmanda ne kadar aile varsa, bu bayramda hepsi kurban kesmeye kararlıydı. Camiden çıkıp gelen, koyunun başına geçmiş, elinde satır, bıçak bekliyordu. Eşleri ve çocukları da yanlarına durmuş, onlar da çevreyi merakla gözlüyorlar, sıranın kendilerine ne zaman geleceğini sabırsızlıkla bekliyorlardı. Hanımların ellerinde kap kacak gibi şeyler vardı. Ah bir kurban kesilse, etlerini bu kapların içine koyup evlerine taşıyacaklardı. Şu kasap da, elinden ne iş gelmez adam, bıçağı çalıp çalıp kesip atıvermiyordu. Kes boğazından, yüz derisini, as kancaya, temizle içini, parçala ver adamın eline...Yok canım nerde o kasaplar? Olsalar şimdiye işi şipşak bitiriverirlerdi...

Bahçe doluydu. Kesimevi oldukça yetersizdi. Kendi kesebilen yatırıp bahçenin bir yerine, çalıyordu bıçağı. Her yer kan içindeydi. Kurban kesicilerin, kurban sahiplerinin de üstü başı kan içindeydi. Görüntü hiç de iç açıcı değildi.

Bir kurban kesici kendi kendine söyleniyordu:

-Eziyet canım bu, eziyet. Buna bir çözüm bulunmalı.

Yanındaki:

-Evet, doğru söylüyorsun. Kurbanlar merkezi sistemle kesilmeli.

Kurban kesici:

-Bir çare bulunmalı bu işe.

(...) diyordu.

Baba, koyunu ha bire tutuyordu. Sıkı sıkı sarılmıştı ona. Sonunda sıra kendine geldi. Koyunu ite kaka çukurun başına götürdü. Koyunun direnmesine aldırmadı. Gözünün yaşına bakmadı. Çukur kanla iyice dolmuştu. Çevre berbattı. Bir an kesse miydi, kesmese miydi; durdu, düşündü! Ama herkes kesiyordu. Kimi kancaya asmış kurbanı, kimi içini boşaltmış, kimi satırla parçalamış, kimi evine taşımış etleri, kimi evinin balkonunda mangalını yakmış, pişiriyor etleri... Burnuna güzel hoş kokular geliyor... Kesmese çoluk çocuk ne yiyecek? Onun bunun ağzına bakacak, gelenek olmuş bu...

Yatırdı koyunu kesme çukurunun önüne. bağladı ayaklarını. Gözlerini temiz bir mendille kapattı. Keskin bıçağını aldı eline. Kaldırdı başını havaya, yakardı Tanrı'ya,  "Tanrı birdir" dedi, çaldı boğazına. Az sonra kanları fışkırdı koyunun. Kesme çukurunun içine aktı. Titredi bedeni, çırpındı, salladı ayaklarını, durdu, yüreği...

Baba etkilendi bundan:

"Sevgili koyunum bağışla beni" dedi. Hüzün geçti gözlerinden. İçine gömdü hüznünü.

Koyunun arka bacağından bir delik açtı Baba. Hava aygıtıyla şişirdi derisini. Bıçağın sivri ucuyla yardı, yüzmeye başladı. Yavaş yavaş yüzüyordu. Acemiydi, bu işi pek bilmiyordu. Az sonra kuyruğuna geldi. Kuyruğu yüzmek öyle zordu ki? Kuyruğu bir yüzebilse gerisi kolaydı.

Oturuyor kalkıyor terliyordu Baba.

"Kuyruğu bir yüzebilsem, işim kolaylaşır" diyordu. Oğluna "Ayaklarını tut, yüzülen deriyi çek, şöyle geç, buraya dur..."diye komut veriyordu. "Az kaldı,az. Biraz sonra tamammmm!"

Bu sırada, komşunun iki yaşındaki oğluyla, Baba'nın kızının kaybolduğu söylendi. "Hele şunu arayın" dedi Baba, "Nereye gitmiştir, komşulara bakın..." (Devamı Yarın...)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi